up
ara

Cumhurbaşkanı Hakkında Sözler ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Cumhurbaşkanı geçen, Cumhurbaşkanı temalı, Cumhurbaşkanı tarafından söylenmiş veya Cumhurbaşkanı hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

Kadın
Gazeteciydi Ali Kemal.
İngiliz finosuydu.
Milli mücadeleye karşıydı.

“Avrupa ile başa çıkmayı hangi Asya kavmi başardı ki, biz başarabilelim” diye makaleler döşeniyordu. Bu günkü kayıtsız şartsız AB’ciler gibi, Avrupalıların illa başımızda bekçi olarak dikilmesini istiyordu.
Mustafa Kemal’den nefret ediyor, milletin başına bela olarak görüyor, “onunla tokalaşmak eşkiyaya el uzatmaktır” diyordu. Hatta “derme çatma bir ordu, dövüşüp duruyor, zirzoplar, tam istiklal isteriz diye tutturmuşlar, ne demiş Arap, elhekmü limen galebe, galibin dediği olur, işte bu kadar” diyordu.

Hızını alamıyor, Mustafa Kemal’cileri “sevinçle” şöyle tarif ediyordu: “Çanlarına ot tıkanıyor, moralleri pek düşük, çoğu yalınayak, teçhizatları noksan, gerçi birkaç kamyonları var ama hepsi kullanılmaz halde, motorları bozuldu mu tamir edilemiyor, benzin-yedek parça yok, taşıma için ancak mandaları var, Mustafa Kemaller faydalı hiçbir işe yaramazlar, hamdolsun sayıları azdır, hastalanmış uzuv gibi kesip atmalı.
“Berduş” diyordu Mustafa Kemal’e. “Medeniyet dünyasını aleyhimize çevirmek için, Anadolu’da havsalaya sığmaz delilikler, cinayetler işliyor” diyordu. “ey Müslüman kardeşlerimiz, teşkilat-ı milliyeye aldanmayınız, Bolşevik kafası taşıyan yurtsuz serserilerdir bunlar” diyordu. “Bu millici mahluklar kadar, başları ezilmek ister yılanlar hayal edilemez, düşmanlar onlardan bin kere iyidir” bile diyordu.
Eşi, “İsviçre’ye taşındı. Oğlu, orada hukuk tahsili gördü, üniversiteyi bitirince “memlekete döneceğim” dedi. Aile büyükleri itiraz etti, seni yaşatmazlar diye dil döktüler, nafile. Bindi trene, geldi. İngilizce, Almanca, Fransızca bilen, donanımlı bir gençti. Dışişleri başkanlığının memuriyet sınavına girdi, kazandı.
İsmet İnönü, cumhurbaşkanı o zamanlar. Masasına, sınavı kazananların dosyalarını getirdiler. Birinin üzerinde “menfi” notunu gördü. “İşe alınması muvafık değildir” yazıyordu. Sakıncalı, yani uygun değil. Açtı dosyayı, okudu, kırmızı kalemle belirtilmişti, Ali Kemal’in oğluydu, çizdi menfinin üstünü müspet yazdı. “Devlete kin yakışmaz, biz bu cumhuriyeti kanla kurduk ama, insanla büyüteceğiz, dedi.

( Ali Kemal’in oğlu Zeki Kuneralp, Paris, Bern, Londra, Madrid büyükelçimiz oldu, Dışişleri Bakanlığı müşteşarımız oldu. Ali Kemal ABD fıştıklamasıyla Doğu’daki şehirlerimizi altın karşılığında Ermenilere satmamızı öneriyordu, kadere bakın ki oğlu Madrid’de Asala’nın saldırırsına uğradı, makam otomobiline ateş açıldı.)
ataç ikon Kadın
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

27 Aralık 1937'de yemek masasında Adile'nin babası Sadri Maksudi, Mustafa Kemal'in önerisine karşı çıktı ve "Denizbank"ın Türkçenin dilbilgisi kurallarına uymadığı için uygun olmadığını öne sürdü. Türkçe'de bir isim başka bir ismi belirlediğinde ilk isim iyeyi ikincisi iyeliği belirtir, ilk adla olan özel ilişkisini ifade etmek için ikinci öğe iyelik eki denen bir ek alır. Sadri Maksudi'nin eleştirisinin Mustafa Kemal'in hoşuna gitmediğini görüyoruz. Sadri Maksudi bir daha Cumhurbaşkanı'nın sofrasına davet edilmeyecekti. Bunun yanı sıra, sohbette bir duraksama yaşandığı bir anda radyo istasyonunun hala yayına kapanmamış olduğunu fark eden Atatürk kendi özsevgisini korumak için, hemen Ankara radyosunun her zamanki gibi gece on buçukta kapanmayıp yayına devam etmesi için haber verdi. Radyoya "Denizbank" ismi ve arı Türkçe'yle olan ilişkisi hakkında konuşmak üzere masasından bazılarını gönderdi. Falih Rıfkı da bu konuklardan biriydi. Ertesi gün Ankara'nın günlük gazetesi ve Atatürk'ün siyasi partisinin resmi yayın organı Ulus'ta baş sayfada "Denizbank Arı Türkçe'dir" manşeti altında uzun bir yazı yayınlandı.

Babasına karşı gelişen bu ezici saldırıdan sonra Adile radyoya karşı, oldukça abartılı sayılabilecek bir fobi geliştirdi. 1975'teki görüşme sırasında Adile radyo sesinin evine girmemesine büyük dikkat gösteriyor, pencerelerini sımsıkı kapalı tutuyordu.
ataç ikon Atatürk
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Selanik ve Manastır günlerinden arkadaş kaldığı diğer kişiler arasında Fuat (Bulca) ve İsmail Hakkı (Kavalalı) da vardır. Fakat o günlerde görüştüğü akrabalarının büyük kısmı ile ilişkilerini devam ettirmemiştir. 1975 yılında Volkan'ın konuştuğu Atatürk'ün akrabalarından olan bir kişi, Atatürk'ün Cumhurbaşkanı olduğu dönemde akrabalarından bazılarının İstanbul sokaklarında süt satarak geçinmekte olduğunu anlatmıştır.
ataç ikon Atatürk
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, başbakan ve öbür bakanlar Ankara'yı terk ederek vilayet vilayet okuma-yazma kurslarında öğretmenlik etmişlerdir. Bununla birlikte, Falih Rıfkı Atay'ın anlattığına göre, yeni harflerin kabulünde Maarif Vekili olan Necati Bey bu harfleri ölünceye kadar öğrenememişti.
0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

24 Kasım 1925 - Erzurum'da da şapka inkılabına karşı gösteriler yapıldı. Tutuklananlardan 13'ü idama mahkûm oldu ve Erzurum'da 1 ay sıkıyönetim ilan edildi.
24 Kasım 1927 - Ankara'da, Heinrich Krippel tarafından yapılan Zafer Abidesi açıldı.
24 Kasım 1928 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, Atatürk'e Millet Mektepleri Başöğretmenliği unvanını verdi.
24 Kasım 1934 - Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Meclisten çıkan kanunla Atatürk soyadını aldı.
24 Kasım 1981 - Türkiye'de, Atatürk'ün 100. doğum yıldönümü olan 1981 yılında, 24 Kasım'ın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.

Gazi Mustafa Kemal 1 Kasım 1928 de Osmanlı'nın kullandığı Arap harflerini kaldırıp yerine Türkiye'nin kullandığı Latin harflerini getirdiği için 24 Kasım 1928 de Başöğretmenlik ünvanını aldı!
ataç ikon Harf İnkılabı ve Millet Mektepleri
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Promiyer

Promiyer

@pronuyer

– Benim milletimin dili tektir. Bu Türk milletidir.

– Ben ne tek dil dedim, ne de tek din dedim. Hiçbir yerde böyle bir ifadem yok.

– Ben tek dil dedim. Tek din değil.

– Bedelli gibi bir sorumluluk altına Tayyip Erdoğan olarak girmem. Parası olan var olmayan var.

– Şu anda çalışmalarımızın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Hemen adımı atacağız. Önümüzdeki günlerde bedelli ile ilgili yasayı çıkarmış olacağız.

– NATO Libya’ya müdahale etmeli midir? Böyle saçmalık olabilir mi? NATO’nun ne işi var Libya’da?

– NATO Libya’nın Libyalılara ait olduğunun tespit ve tescili için oraya girmelidir.
ataç ikon Big Boss
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hümaa .

Hümaa .

@humaa81

Bağımsızlığın mimarı olan Cumhurbaşkanı Aliya öngörüleri kuvvetli bir lider olarak, olası bir savaş endişesi ile BM'den gözlemci talebinde bulunmuş ancak dikkate alınmamıştı.
ataç ikon Savaşın Masumları Bosna
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Mustafa İlhan Genç

Mustafa İlhan Genç

@asilombard

Bir aydır en çok konuşulan mevzu, nihayete erdi.

Başbakan’ın küçük oğlu Bilal evlendi.

Nikâhı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna kıydı. Niye Kadir Abi kıymadı derseniz... Kadir Topbaş o sırada Beyoğlu Belediye Başkanı’ydı. Gerçi, nikâh başvurusu Beyoğlu Belediyesi’ne yapılmıştı ama nikâhı kıymaya rütbesi yetmemişti.

Gelin henüz 17 yaşındaydı. Reşit değildi. Anne babası, evlenme izni verilmesi için dava açtı. Sulh hukuk mahkemesi sakınca olmadığına karar verdi.

Felsefi bi düğün oldu. Çünkü düğünün yapıldığı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda, aynı gün Dünya Felsefe Kongresi vardı. Sabah saatlerinde aynı salonda Dünya Felsefe Kongresi’ne katılan ve açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Sezer, akşamki düğüne katılmadı. CHP lideri Baykal ve Genelkurmay Başkanı da katılmadı. Erbakan davet bile edilmedi. Miting gibiydi, dokuz bin kişi vardı.

Bilal’in nikâh şahidi, İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’ydi. Öbür şahitler, Arnavutluk Başbakanı Fatos Nano, Bülent Arınç, Abdullah Gül ve AKP Milletvekili Nevzat Yalçıntaş’tı. Silvio salona girerken jest yapıldı, Klasik Türk müziği yayını kesildi, Pavarotti’den arya çalındı. Silvio “Meraviglioso” dedi, harika yani... Geline evlilik cüzdanını Silvio verdi, elini öptü; damada saat, geline kolye, Başbakan’a kristal vazo, Emine Hanım’a bilezik hediye ettiğini açıkladı.

Kapıda protesto eylemi vardı.

“Çıkarsa tezkere, Bilal gitsin askere” sloganı atıldı.

Biber gazı sıkıldı. Dört bin polis görevliydi.

Salonda sadece TRT ve Anadolu Ajansı’nın çekim yapmasına izin verildi. Öbürlerine servis edildi. Medya takip merkezinin 19 televizyon kanalındaki ölçümlerine göre, düğün için toplam 27 saat 56 dakika yayın yapıldı. Salon 7 bin dolara kiralanmıştı.

Davetlilere, tanesi 3,5 milyon liraya mal olan gümüş kutucuklar hediye edildi. İçinde çikolata vardı.

Guinness Rekorlar Kitabı, el sıkma rekoru kırılacağı beklentisiyle ekip gönderdi. Tayyip Erdoğan’ın tokalaştığı kişileri tek tek saydı. 4 bin 815’te bitti. Hayal kırıklığına uğrandı. Davetli sayısında Türkiye rekoru kırılmış, ancak tokalaşmada dünya rekoru kırılamamıştı. Dünya tokalaşma rekoru, ABD New Mexico Valisi’ne aitti, 8 saatte 13 bin 392 kişinin elini sıkmıştı.

İngiliz Times gazetesi “Türbanlı Diana” başlığını attı. Gelinin annesi “Kızımı Başbakan’ın oğluna değil, Harvardlı’ya verdim” dedi. Genç çift, balayını Beylerbeyi’ndeki Bosphorus Palace’ta geçirdi. Boğaz’a sıfır otel, ünlü moda dergisi Vogue tarafından “dünyanın en romantik oteli” seçilmişti. KESK Genel Başkanı “Memura zam olarak, Başbakan’ın oğlunun damatlık elbisesi kadar para istiyoruz, hepsi o” dedi.
0 yorum
halil kartal

halil kartal

@halilkartal

Orada benden sordular ki: "Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?"

Ben de dedim: "Yaşlı mahkeme reisinden başka daha siz dünyaya gelmeden ben dindar bir cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki tarihçe-i hayatım ispat eder. Hülâsası şudur ki: O zaman, şimdiki gibi, hâli bir türbe kubbesinde inzivada idim. Bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara veriyordum. Ekmeğimi onun suyu ile yerdim. Benden sordular, ben dedim: Bu karınca ve arı milletleri cumhuriyetçidirler. Cumhuriyetperverliklerine hürmeten, taneleri karıncalara veriyorum."
Sonra dediler: "Sen Selef-i Salihîne muhalefet ediyorsun."
Cevaben diyordum: "Hulefâ-i Râşidîn; hem halife, hem reisicumhur idiler. Sıddîk-ı Ekber (r.a.) Aşere-i Mübeşşereye ve Sahabe-i Kirama elbette reisicumhur hükmünde idi. Fakat mânâsız isim ve resim değil, belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mana-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler."
ataç ikon Şualar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum