up
ara

Gerilim Sözleri ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Gerilim geçen, Gerilim temalı, Gerilim tarafından söylenmiş veya Gerilim hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.
Gamze Bardak

Gamze Bardak

@gmzbrdk

Vahşi Adalet
"Bir insanın elinde yirmi yedi tane kemik vardır. Bu da sana korkunç acılar çektirmek için yirmi yedi seçeneğim olduğu anlamına gelir."
(Syf.170)
ataç ikon Vahşi Adalet
8.6 (27 oy)
0 yorum
Sezgin Taşcı

Sezgin Taşcı

@sezgintasci

Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir
ataç ikon Korku
8.7 (253 oy)
0 yorum
Nvn

Nvn

@birokuyucununnotlari

"Korku cezadan daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir."
ataç ikon Korku
8.7 (253 oy)
0 yorum
Bennu Akay

Bennu Akay

@mebruresuskun

Berrin
Çünkü umut ateşte yeşeriyordu.
ataç ikon Berrin
8.8 (36 oy)
0 yorum
Liz

Liz

@seymasurucu

Dünyanın dişleri vardı ve ne zaman isterse ısırabilirdi seni. Trisha McFarland, bunu dokuz yaşındayken keşfetti.
0 yorum
YöRüNgE GöZLeMcİSi

YöRüNgE GöZLeMcİSi

@dreeamtattoo

Buz
İlk Kurban bir attı.
Başsız Vücudu buz tutmuş bir yamaçtan sarkıyordu...
İkinci kurban Bir İnsandı.
Bedeni Buzlar Vadisinde Bir Köprüye Asılmış.
ataç ikon Buz
7.5 (4 oy)
0 yorum
Doğa

Doğa

@dogakzc

Hayat bir paragraf değildir, ölümde bir parantez.
ataç ikon Trendeki Kız
6.9 (321 oy)
0 yorum
Perizan

Perizan

@perizan

Bir hayata zorlanıyoruz.
Hayatın tekdüze ritmine ve kalabalıklardan biri olma basitliğine isyan ettiğini söyleyen insanlar olarak bizler, ciddi yanlışlarla mücadele etmek durumundayız.
Oysa "biz" diyerek bütünlediğimiz kavramın içine sığamadığımızın, onu sağa sola çekiştirerek sancılı bir gerilim oluşturduğumuzun farkında değiliz. (S. 77)
ataç ikon Ruh Yordamı
8.3 (20 oy)
0 yorum
Eduşka

Eduşka

@edaa

Sırlar kimsenin tahmin bile edemeyeceği kadar derinlere iner.
ataç ikon Tünel
8.5 (6 oy)
0 yorum
Bedis Kozar

Bedis Kozar

@bediskozar

Heyecanlanmak için hiç neden yok. İçimizde hayatın bir şakadan ibaret olduğunu hisseden çok kişi var.
ataç ikon Kızıl 1-2-3
6.6 (28 oy)
0 yorum
Uzel

Uzel

@uzel

"İstasyona yirmi dakika kadar erken gelmiştim. Trenin saatini yanlış biliyormuşum. Sanırım, Demir Yolu İdaresinin saati yanlış biliyor olması da aynı derecede mümkündü,” diye ekledi bir müddet düşündükten sonra.
“Daha önce böyle bir şey hiç başıma gelmemişti çünkü."
“Hadi anlat artık,” diyerek güldü Fenchurch.
“Bunun üzerine bulmacasını çözmek üzere bir gazete satın aldım ve bir fincan da kahve almak üzere büfeye gittim.”
“Sen bulmaca çözer misin?”
“Evet.”
“Hangi gazeteninkini?”
“Genellikle Guardian’inkini.”
“Bence Guardian fazla sevimli olmaya çalışıyor. Benim tercihim Times. Çözebildin mi bari?”
“Neyi?”
“Guardian’daki bilmeceyi.”
“Henüz bakmaya fırsatım olmadı,” dedi Arthur. “Hala kahve almaya çalışıyorum.”
“Pekala, o zaman. Kahveni al.”
“Alıyorum. Üstelik, ” dedi Arthur, “biraz da bisküvi alıyorum.”
“Ne marka?”
“Rich Tea.”
“İyi seçim.”
“Ben de severim. Sahip olduğum bütün bu yeni şeylerle gidip bir masaya oturuyorum. Hangi masaya oturduğumu sorma çünkü bütün bunlar bir süre önce olmuştu ve şimdi hatırlamıyorum. Herhalde yuvarlak bir masa olmalı.”
“Pekala.”
“O halde sana planı anlatayım. Ben masada oturuyorum. Solumda gazete var. Sağımda kahve fincanı. Masanın ortasında bisküvi paketi.”
“Gözümde mükemmel canlandırıyorum.”
“Senin görmediğin,” dedi Arthur, “çünkü henüz bahsetmedim, ben gittiğim sırada masada oturmakta olan adam. O da orada, karşımda oturuyor.”
“Neye benziyor.”
“Tamamen sıradan biri. Bir evrak çantası var. Takım elbiseli. Garip bir şey yapacak biriymiş gibi,” dedi Arthur “gözükmüyor.”
“Ah, o tipleri bilirim. Ne yaptı?”
“Şunu yaptı. Masaya eğildi, bisküvi paketini aldı, yırtıp açtı, bir tanesini aldı, ve...”
“Ne?”
“Yedi.”
"Ne?”
“Onu yedi.”
Fenchurch şaşkınlıkla baktı. “Sen ne yaptın, tanrı aşkına?”
“Şey, bu şartlarda her sağlıklı ve normal İngiliz’in yapacağını yaptım ve kendimi,” dedi Arthur, “bunu görmezlikten gelmeye zorladım.”
"Ne? Niçin?”
“Şey, üzerinde eğitildiğimiz cinsten bir şey değil bu, öyle değil mi? Ruhumu inceledim ve yetiştirilişimle ilgili deneyimlerim arasında ya da en temel içgüdülerim içinde, karşımda oturan birinin, gözlerimin içine baka baka sıkılmadan soğukkanlılıkla, bisküvilerimden birini çaldığı zaman nasıl reaksiyon göstermem gerektiğini anlatan bir şey bulamadım.”
“Ama şey yapabilirdin...” Fenchurch bunu biraz düşündü. “Böyle bir durumda, kendimin de ne yapabileceğini bilemediğimi itiraf etmeliyim. Peki sonra ne oldu?”
“Öfkeyle bulmacaya bakmaya başladım,” dedi Arthur. “Ama bir kelime bile çözemedim, kahvemden bir yudum aldım, içemeyeceğim kadar sıcaktı, yapılacak başka bir şey de yoktu. Kendimi toparladım. Paketin anlaşılmaz bir şekilde nasıl açılmış olduğunu fark etmemek için,”diye ekledi, “büyük gayret göstererek bir bisküvi aldım...”
“Ama mücadeleye giriyorsun, zor bir yol seçiyorsun.”
“Kendi tarzımda, evet. Bisküviyi yedim. Onu çok belirgin ve görülebilir bir şekilde yedim ki adamın benim ne yaptığımla ilgili hiçbir şüphesi olmasın. Ben bir bisküvi yediğim zaman,” dedi Arthur, “o bisküvi yenmiş olur.”
“Peki o ne yaptı?”
“Bir tane daha aldı. Gerçekten de,” diye üsteledi Arthur, “olan tam olarak buydu. Bir bisküvi daha aldı ve yedi. Gün ışığı kadar açık. Şu çimenlerin üzerinde oturduğumuz kadar kesin.”
Fenchurch huzursuzca kıpırdandı.
“Ve sorun,” dedi Arthur, “ilk seferinde bir şey söylememiş olduğum için, ikinci seferinde konuyu deşmenin daha da zor bir duruma gelmiş olmasıydı. Ne diyecektim? ‘Afedersiniz... fark etmeden yapamadım... ee... acaba...' Bunu yapamazdım. Yine görmezlikten geldim, üstelik birincisinden de daha canlı bir şekilde.”
“Yapma...”
“Tekrar bulmacaya bakmaya başladım. Hala bir kelimesini bile anlamıyordum. Bu yüzden, V.Henry’nin St.Crispin gününde sergilediği ruha benzer bir ruh sergileyerek...”
“Ne?”
“Tekrar anlaşmazlığın üzerine gittim,” dedi Arthur. “Bir bisküvi daha aldım. Bir an gözlerimiz karşılaştı.”
“Böyle mi?”
“Evet, şey, hayır, tam öyle sayılmaz. Ama karşılaştı. Sadece bir an için. Ve ikimiz de gözlerimizi başka yöne çevirdik. Ama şimdi sana söyleyeceğim şey şu ki, havada bir elektriklenme olduğu açıktı. Masada gittikçe artan bir gerilim vardı.”
“Tahmin edebiliyorum.”
“Bütün paketi bu şekilde bitirdik. O, ben, o, ben...”
“Bütün paketi?”
“Zaten sadece sekiz bisküvi vardı, ama o sırada bana bir ömür dolusu bisküviyi bitirmeye çalışıyormuşuz gibi geliyordu. Gladyatörler bile bundan fazla bir zorluk yaşamış olamazlar."
“Gladyatörler,” dedi Fenchurch, “bunu güneş altında yapmak zorunda kalırlardı. Fiziken daha yorucu olurdu.”
“O da var. Sonra, boşalan paket aramızda cansız bir şekilde yatmaya başladığında, adam kalktı ve yaptığı en kötü şeyi yaparak oradan ayrıldı. Ben rahat bir nefes aldım tabii. Rastlantıya bak ki trenimin de bir iki dakika içinde gelmekte olduğu anons edilmişti, onun için kahvemi bitirdim, ayağa kalktım, gazetemi aldım ve gazetenin altında...”
“Evet?”
“Kendi bisküvilerimi buldum.”
“Ne?” dedi Fenchurch. “Ne?”
“Doğru.”
“Hayır!” diyerek soluğunu tuttu Fenchurch ve katılarak kendini çimenlerin üzerine attı.Tekrar doğruldu.“Seni budala sersem şey seni,” diye inledi, “seni anadan doğma serseri ve kesinlikle budala adam.”
0 yorum
Özgün Akkaş

Özgün Akkaş

@ozgunakkas

...Kızın boğazını keseceksin. Bunu yaptığın zaman memnun olacak. Her şey bittiği için. Benim küçük kızlarımdan uzak durmalıydın Jude.
0 yorum