up
ara

Hatırlamak İle İlgili Sözler ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Hatırlamak geçen, Hatırlamak temalı, Hatırlamak tarafından söylenmiş veya Hatırlamak hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.
Fehmi Çapraz

Fehmi Çapraz

@fhmcprz

Hatırlamak,saklambaç oyununu sever.
ataç ikon Soğanı Soyarken
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Damlanur

Damlanur

@damlanuralkan

Hani bazı kulağınızın dibinde çok tanıdığınız bir ses isminizi çağırıverir. Olur değil mi? Pek enderdir. Belki de kendi kafanızın içinden sizin sevdiğiniz, hatırladığınız bir ses, ses olmadan sizi çağırmıştır. Olabilir.
ataç ikon Alemdağ'da Var Bir Yılan
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Busra

Busra

@planemoss

"Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak. Belleğin kaçınılmaz intikamı."
ataç ikon Kabuk Adam
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

"Ama ışık saçmayan bir mum ne işe yarar?"
"Bir derstir, "dedi Armenian, " üstat zincirimizi takmadan önce öğrenmemiz gereken son ders. Cam mum, gerçekleri ve irfanı temsil eder; nadir, güzel ve hassas şeyleri. Bize, bir üstadın, nereye giderse gitsin ışık saçmak zorunda olduğunu hatırlatmak için yapılmıştır ve bilginin tehlikeli olabileceğini hatırlatmak için keskindir. Bilge adamlar, bilgelikleri yüzünden kibir sahibi olabilir ama bir üstat daima mütevazı kalmalıdır. Cam mum bize bunu da hatırlatır. "
ataç ikon A Game Of Thrones: Kargaların Ziyafeti -...
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Fulya

Fulya

@fulya68

Ne kadar yazıp söylesem de, asıl hayatım sanki hatırlayamadıklarım arasında saklıymış duygusundan kurtulamıyorum.
ataç ikon Harita Metod Defteri
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Fulya

Fulya

@fulya68

Çocukluğunu hatırlamak insanları yumuşatır.
ataç ikon Harita Metod Defteri
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Fulya

Fulya

@fulya68

Yengeçler kabuk değiştirdikleri dönemde zayıf ve savunmasızdırlar. Değişim dönemlerimizde, zayıf ve savunmasız anlarımızda hatırladıklarımız bu yüzden önemlidir.
ataç ikon Harita Metod Defteri
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Ahmet Emin’le yaptığı röportajda Atatürk, kendisine “olgunluk, tamlık, erginlik” anlamına gelen Kemal adını da matematik öğretmeninin verdiğini anımsar. “Bir gün bana dedi ki ‘Oğlum senin de ismin Mustafa benim de. Bu böyle olmayacak. Arada bir fark olmalı. Bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun…’. O zamandan beri ismim filhakika ‘Mustafa Kemal’ kaldı.

Şevket Süreyya Aydemir, Volkan’la 1974’te yaptığı bir görüşmede Atatürk’ün Kemal adını alışının farklı bir hikayesi olduğunu aktarmıştır. Görünüşe göre sınıfta Mustafa adında bir başka öğrenci vardır, yetişkinliğinde armatör olmuş ve İstanbul’da yaşamıştır. Öğretmen Mustafa’ya, kendisiyle değil diğer öğrenciyle karışmaması için Kemal adını vermiştir. Bu hali doğruysa Atatürk’ün abartılı kendilik kavramı, kendisini olumlu bir ışıkta öğretmenle karşılaştıracak şekilde olayı farklı bir şekilde hatırlamasına yol açmış olmalıdır. Kemal adı Mustafa’nın kendilik algısına uygun düşüyordu. Bu adı kabul etti, “kusursuz” kişi olarak askeri bir kariyer sahibi olmaya girişti ve kendi tarihinin, anavatanının tarihiyle birleşmesinin yolunu açtı.
ataç ikon Atatürk
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Eyyubi

Eyyubi

@eyyubi

Yaşlılığın bir yükü de hatırlamalardır. Yaşlı, sanki hatırlamaların çokluğu ve lüzumsuzluğu yüzünden büsbütün çöker; hatırlamasa daha rahat edeceğinin farkında değildir. Hayatın her devresinde daima hata, gaf, beceriksizlik yaptığımız ve fırsatlardan gereği kadar faydalanamadığımız için bu anmalar çok defa üzücüdür, pişmanlık duyguları verir.
ataç ikon Sonuncu Kadeh
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Bennu Akay

Bennu Akay

@mebruresuskun

İkimizin Melodisi
"Son bakışı hatırlayarak öleceğiz."
ataç ikon İkimizin Melodisi
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Betül Handan

Betül Handan

@hendanovic

canımın acısıydın bir tek o canı unutmamak için her şeyi hatırlamıştım
ataç ikon Grapon Kağıtları
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hep Okur

Hep Okur

@okumak

Sonuçta sevilen her kadın güzel bir şarkıdır, bütün sözlerini hatırlayamazsın belki ama melodisi aklında kalır.
ataç ikon Erken Kaybedenler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
ÇölKelebeği

ÇölKelebeği

@colkelebegi

Zikir, Allah'ı hatırlamak değildir, hatırlamak unutmayla alakalıdır. Unutmuşsan Allah'ı bin kıyamet kopsa ne fayda. Zikir, Allah'ı anmaktır. Anın anında Allah'la olmaktır. Allah'la olan coşar ve cezbelenerek zikrullahta kalır.
ataç ikon Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Biz şehitlerimizin arkasından ne deriz? Veya şehitliklere ne yazarız? "Sizi Asla Unutmayacağız!". Batıda "We'll always remember you." "Sizi Daima Hatırlayacağız!" diyorlar. 'Daima hatırlamak' 'Asla unutmamak'tan daha iyi değil mi?
0 yorum
Karartı

Karartı

@kararti

Ve içimde geriye dönmek korkusu var. Hiçbir şey hatırlamak istemiyorum. Elimi cebime sokarken, bana iki gün evvelini hatırlatacak bir kâğıt parçasına, bir şeye rastlamaktan korkuyorum.
ataç ikon Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Fuat

Fuat

@amedcan

Leylim Leylim
"Hatırlıyor musun, yüzünü aklımda tutamıycam diye korktuğumu söylemiştim bir kere. Hâlbûki nasıl yanılmışım! Hasta hâfızama çakılmışsın âdeta."
ataç ikon Leylim Leylim
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Cihan EKE

Cihan EKE

@cihaneke

Evet, İnsan her şeyi unutarak yaşayabilirdi ama her şeyi hatırlayarak yaşayamazdı.
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 yorum
Mustafa Başaran

Mustafa Başaran

@basaran

İnsan ancak hatırladığı şeye sadık kalabilir ve ancak bildiği şeyi hatırlar.
ataç ikon Albertine Kayıp - Kayıp Zamanın İzinde (...
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Uzel

Uzel

@uzel

"İstasyona yirmi dakika kadar erken gelmiştim. Trenin saatini yanlış biliyormuşum. Sanırım, Demir Yolu İdaresinin saati yanlış biliyor olması da aynı derecede mümkündü,” diye ekledi bir müddet düşündükten sonra.
“Daha önce böyle bir şey hiç başıma gelmemişti çünkü."
“Hadi anlat artık,” diyerek güldü Fenchurch.
“Bunun üzerine bulmacasını çözmek üzere bir gazete satın aldım ve bir fincan da kahve almak üzere büfeye gittim.”
“Sen bulmaca çözer misin?”
“Evet.”
“Hangi gazeteninkini?”
“Genellikle Guardian’inkini.”
“Bence Guardian fazla sevimli olmaya çalışıyor. Benim tercihim Times. Çözebildin mi bari?”
“Neyi?”
“Guardian’daki bilmeceyi.”
“Henüz bakmaya fırsatım olmadı,” dedi Arthur. “Hala kahve almaya çalışıyorum.”
“Pekala, o zaman. Kahveni al.”
“Alıyorum. Üstelik, ” dedi Arthur, “biraz da bisküvi alıyorum.”
“Ne marka?”
“Rich Tea.”
“İyi seçim.”
“Ben de severim. Sahip olduğum bütün bu yeni şeylerle gidip bir masaya oturuyorum. Hangi masaya oturduğumu sorma çünkü bütün bunlar bir süre önce olmuştu ve şimdi hatırlamıyorum. Herhalde yuvarlak bir masa olmalı.”
“Pekala.”
“O halde sana planı anlatayım. Ben masada oturuyorum. Solumda gazete var. Sağımda kahve fincanı. Masanın ortasında bisküvi paketi.”
“Gözümde mükemmel canlandırıyorum.”
“Senin görmediğin,” dedi Arthur, “çünkü henüz bahsetmedim, ben gittiğim sırada masada oturmakta olan adam. O da orada, karşımda oturuyor.”
“Neye benziyor.”
“Tamamen sıradan biri. Bir evrak çantası var. Takım elbiseli. Garip bir şey yapacak biriymiş gibi,” dedi Arthur “gözükmüyor.”
“Ah, o tipleri bilirim. Ne yaptı?”
“Şunu yaptı. Masaya eğildi, bisküvi paketini aldı, yırtıp açtı, bir tanesini aldı, ve...”
“Ne?”
“Yedi.”
"Ne?”
“Onu yedi.”
Fenchurch şaşkınlıkla baktı. “Sen ne yaptın, tanrı aşkına?”
“Şey, bu şartlarda her sağlıklı ve normal İngiliz’in yapacağını yaptım ve kendimi,” dedi Arthur, “bunu görmezlikten gelmeye zorladım.”
"Ne? Niçin?”
“Şey, üzerinde eğitildiğimiz cinsten bir şey değil bu, öyle değil mi? Ruhumu inceledim ve yetiştirilişimle ilgili deneyimlerim arasında ya da en temel içgüdülerim içinde, karşımda oturan birinin, gözlerimin içine baka baka sıkılmadan soğukkanlılıkla, bisküvilerimden birini çaldığı zaman nasıl reaksiyon göstermem gerektiğini anlatan bir şey bulamadım.”
“Ama şey yapabilirdin...” Fenchurch bunu biraz düşündü. “Böyle bir durumda, kendimin de ne yapabileceğini bilemediğimi itiraf etmeliyim. Peki sonra ne oldu?”
“Öfkeyle bulmacaya bakmaya başladım,” dedi Arthur. “Ama bir kelime bile çözemedim, kahvemden bir yudum aldım, içemeyeceğim kadar sıcaktı, yapılacak başka bir şey de yoktu. Kendimi toparladım. Paketin anlaşılmaz bir şekilde nasıl açılmış olduğunu fark etmemek için,”diye ekledi, “büyük gayret göstererek bir bisküvi aldım...”
“Ama mücadeleye giriyorsun, zor bir yol seçiyorsun.”
“Kendi tarzımda, evet. Bisküviyi yedim. Onu çok belirgin ve görülebilir bir şekilde yedim ki adamın benim ne yaptığımla ilgili hiçbir şüphesi olmasın. Ben bir bisküvi yediğim zaman,” dedi Arthur, “o bisküvi yenmiş olur.”
“Peki o ne yaptı?”
“Bir tane daha aldı. Gerçekten de,” diye üsteledi Arthur, “olan tam olarak buydu. Bir bisküvi daha aldı ve yedi. Gün ışığı kadar açık. Şu çimenlerin üzerinde oturduğumuz kadar kesin.”
Fenchurch huzursuzca kıpırdandı.
“Ve sorun,” dedi Arthur, “ilk seferinde bir şey söylememiş olduğum için, ikinci seferinde konuyu deşmenin daha da zor bir duruma gelmiş olmasıydı. Ne diyecektim? ‘Afedersiniz... fark etmeden yapamadım... ee... acaba...' Bunu yapamazdım. Yine görmezlikten geldim, üstelik birincisinden de daha canlı bir şekilde.”
“Yapma...”
“Tekrar bulmacaya bakmaya başladım. Hala bir kelimesini bile anlamıyordum. Bu yüzden, V.Henry’nin St.Crispin gününde sergilediği ruha benzer bir ruh sergileyerek...”
“Ne?”
“Tekrar anlaşmazlığın üzerine gittim,” dedi Arthur. “Bir bisküvi daha aldım. Bir an gözlerimiz karşılaştı.”
“Böyle mi?”
“Evet, şey, hayır, tam öyle sayılmaz. Ama karşılaştı. Sadece bir an için. Ve ikimiz de gözlerimizi başka yöne çevirdik. Ama şimdi sana söyleyeceğim şey şu ki, havada bir elektriklenme olduğu açıktı. Masada gittikçe artan bir gerilim vardı.”
“Tahmin edebiliyorum.”
“Bütün paketi bu şekilde bitirdik. O, ben, o, ben...”
“Bütün paketi?”
“Zaten sadece sekiz bisküvi vardı, ama o sırada bana bir ömür dolusu bisküviyi bitirmeye çalışıyormuşuz gibi geliyordu. Gladyatörler bile bundan fazla bir zorluk yaşamış olamazlar."
“Gladyatörler,” dedi Fenchurch, “bunu güneş altında yapmak zorunda kalırlardı. Fiziken daha yorucu olurdu.”
“O da var. Sonra, boşalan paket aramızda cansız bir şekilde yatmaya başladığında, adam kalktı ve yaptığı en kötü şeyi yaparak oradan ayrıldı. Ben rahat bir nefes aldım tabii. Rastlantıya bak ki trenimin de bir iki dakika içinde gelmekte olduğu anons edilmişti, onun için kahvemi bitirdim, ayağa kalktım, gazetemi aldım ve gazetenin altında...”
“Evet?”
“Kendi bisküvilerimi buldum.”
“Ne?” dedi Fenchurch. “Ne?”
“Doğru.”
“Hayır!” diyerek soluğunu tuttu Fenchurch ve katılarak kendini çimenlerin üzerine attı.Tekrar doğruldu.“Seni budala sersem şey seni,” diye inledi, “seni anadan doğma serseri ve kesinlikle budala adam.”
ataç ikon Otostopçunun Galaksi Rehberi
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 yorum
Uzel

Uzel

@uzel

Ve ben artık mutsuz bir adamım. Günler, haftalar, aylar akıp giderken, ben yaşamıyor da daha ziyade vakit geçiriyorum. Ortalık karardıktan sonra pencereden yıldızları izliyorum. Umut etmiyorum, kızmıyorum, üzülmüyorum. Sadece hatırlıyorum. Kainat türlü biçimlerde kandırmaya çalışıyor beni. Bulutlar ilerliyor, bir ayyaş nara atıyor, bir araba acı acı klakson çalıyor, daldan bir yaprak düşüyor. Orada öyle sabit dururken her şey beni kimsenin umrunda olmadığıma, unutmayışımın bir anlam taşımadığına inandırmak için yarışa giriyor. Sabırla bekliyorum ki, bütün kozlarını oynasınlar. Ne olursa olsun duruyor duruyor duruyorum. Gece bir kez daha aşkım karşısında mağlup dağılırken, kuytu bir köşeden fırlayıveren bir kedi gülümsetiyor beni. Nihayet gölgelerin arasında bir sigara yakıyorum. İşte o an biliyorum ki, roller değişmiş ve şimdi yıldızlar beni izlemeye başlamıştır. Gidip yatağıma giriyor, başucumda duran küçük prens biblosuna bakıyorum. Senden bana kalan her şey gibi kırık, ama asla atamayacağımı biliyorum.
ataç ikon Gizliajans
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
/ 3