up
ara
ÜYELER
DİĞER

Hukuk Sözleri ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Hukuk geçen, Hukuk temalı, Hukuk tarafından söylenmiş veya Hukuk hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.
Karartı

Karartı

@kararti

Yasalar doğru oldukları için değil yasa oldukları için yürürlükte kalırlar.
ataç ikon Denemeler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 beğen · 0 yorum
Pee Kay

Pee Kay

@peekay

"Hukuk tarihi medeniyetin tarihidir. Hukukun geçirdiği safhaları tetkik etmek medeniyetin safha ve şekillerini, yani beşeriyetin inkişaf ve tekamül tarihini öğrenmek demektir."
ataç ikon Kadim Dönemler Genel Hukuk Tarihi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Feminik

Feminik

@feminika

"Ben söz veriyorum; kadınlara rağmen kadınları her şart ve koşulda savunacağım."
ataç ikon Kadının Fenni
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
3 beğen · 0 yorum
Metin Şahin

Metin Şahin

@azadjiyan04

''...Eğitimde, sosyal yaşamda, siyasi ve ekonomik alanda ötekileştirildiğini hisseden kesimler, karşı duruşlar sergilediler ve direndiler. Halbuki, sorun çok karmaşık değildi. İnsanlar kültürleri, tarihleri ve dilleri ile var olmak istiyorlardı. Farklı yaşam tarzlarının, kültürlerin, dillerin ve fırsat eşitliğinin dikkate alındığı adil bir devlet sistemi talebi, en demokratik taleplerden biridir.

Bu bakımdan bakıldığında Kürt sorunu büyük ölçüde bir demokrasi sorunudur. Kültürel hakların güvence altına alınmaması ve kimliklerin tanınmaması bu sorunun temel kaynağıdır. Kürtçenin bir anadil olarak öğretilmesi ve eğitim dili olarak kullanılması, bu kültürel hakların ve kimlik mücadelesinin en somut alanıdır. Dilini özgür bir şekilde eğitimde, sosyal yaşamda ve kamusal alanda kullanamayan bir topluluğun, ayrımcı politikaları benimsemesi beklenemez. İnsanların kendi arzularıyla kültürel tercihlerde bulunması başka, yasaklarla bir kısım şeylere zorlanması başkadır.''
1 beğen · 0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Teolojik olarak -Eş'arilik yoğunluklu- Sünni doktrinin oluşturduğu Allah tasavvuru, ahlaktan (adale-merhamet) ziyade, mutlak kudretle dolu olduğu gibi; bu Tanrı'nın insan ile ilişkisi de hür irade ve ahlak temeline dayalı sorumluluk olmaktan ziyade (velayet, misak), tek yönlü itaat ve iradesizlik temeline dayanmaktadır (kader, kulluk). Bu teolojik bilinç, siyasi düzlemde silahlı ve siyasi gücü hukuk ve yargının kontrolüne alamamakta ve ona tapınmaya varan itaate, korkuya ve yaltaklanmaya zemin hazırlamaktadır. Aslında olay daha da derindir: 'Tanrı telakkisi, kutsal devlet ve otorite anlayışı, kadim örf, mülksüzlük ve savaşçılığa dayalı üretim tarzı itibariyle bağlantılı ve birbirini besleyen katmanlar halinde Mezopotamya-Akdeniz havzasının tarihsel düzenini oluşturur. Bu düzenin içinde insan yoktur. Birey, üzerini örten bu kalın katmanlar altında erimiştir. Bireyi örten bütün katmanlar, yapıları gereği cezalandırıcı olduğu için, olası bütün bireyleşme çabaları birden fazla kutsalın azabıyla yüz yüze kalır' (Ahmet Özcan, Teolojinin Jeopolitiği, İstanbul 2005, 139). Bu yüzden, aslında siyasi iradenin vazife ve sorumluluğunda olması gereken, ancak ülkemizde askeri bürokrasinin hazırladığı ve ülkenin iç ve dış politikalarını belirleyen, 'Milli Siyaset Belgesi' veya 'Kırmızı Kitap'taki öneriler, sivillerimiz tarafından ilahi buyruklarmış gibi algılanıyor ve sorgulanamıyor. Askeri bürokratların basın toplantılarında söyledikleri, ertesi gün, medyamızda gökten vahiy inmiş gibi veriliyor. Totaliter bir Tanrı (tasavvuru)'nın kulları, ceberrut bir efendinin köleleri, otoriter bir babanın çocukları, militer bir rejimin siyasetçileri, aydınları doğal olarak aynı kaderi paylaşırlar: İnsiyatifsizlik, özgüvensizlik, korkaklık, itaat, sünepelik ve beceriksizlik. Burada eleştirilecek olan birinci taraftır. Yani belirleyici nedenlerdir.

Güler, İlhami, Direniş Teolojisi,'Türkiye’de Askeri Bürokrasinin Tasarruflarının Eleştirilmeyişinin Teolojik Kökleri’, Ankara 2011,s.120.
ataç ikon Direniş Teolojisi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

4. ‘Ordu milletin gözbebeğidir.’ ‘Gözbebeği’ insanın en fazla ihtimam gösterdiği en önemli organıdır. Orduyu illa da vücutta bir organa benzetmek gerekecekse, bu göz bebeği olmamalı. Daha uygun, doğru bir benzetme onun ‘yumruğumuz’ olmasıdır, olduğudur, olması gerektiğidir. Daha doğrusu o silahımızdır. Hukuk, ahlak, insan hakları, özgürlükler gibi insan olmamızı sağlayan kültürel-manevi şeyleri ‘gözbebeği’ gibi saymak ve korumak daha doğrudur. Çünkü orda kendini koruyabilir.
Prof.Dr.İlhami GÜLER, Özgürlükçü Teoloji Yazıları, Darbeseverliğin Kültürel Kodları, s.134.
ataç ikon Politik Teoloji Yazıları
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Yapımcıların sanatla ilişkisi, giyotinin hukukla ilişkisine benzer.
- David Mamet
ataç ikon Bir Senaryo Yazmak
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Hilal Özdemir

Hilal Özdemir

@cokfuzuli

Bir ülkede yürürlükte olan hukuki yasalarla, o toplumun kendi bünyesinin toplumsal yasaları arasındaki çatışma: Dram.
0 beğen · 0 yorum
Lorderer - e^jp

Lorderer - e^jp

@lorderer

Kızlar en çok coğrafya, tarih, kimya, edebiyat ve felsefe bölümlerine kabul edilmişler. Ben vazifeye girdiğim zaman hukuk birinci sınıfında üç kız talebe vardı. Tıp fakültesi kızlara kapısını açmamıştı.
ataç ikon İstanbul'da İşgal Yılları
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 beğen · 0 yorum
Kıymet Ceviz

Kıymet Ceviz

@kiymetceviz

Kaldı ki hukukun kendisi uzun vadeli kural ve kurumlara bağlanmış siyasetten başka bir şey değildir.
ataç ikon Bir Halkı Savunmak
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
SK

SK

@sedabaydar

Ne acıdır ki Allah, Yehova, Tanrı -ona ne ad verdiğiniz önemli değil- günümüzde yaşamıyordu, çünkü yaşıyor olsaydı bizler hala cennette olurduk. O ise ön kararlar, son kararlar, yargıtay, danıştay, içtihat, müdafaa, temyiz, tashih, karar derken, gırtlağına kadar hukukla boğuşuyor olurdu Adem ile Havva’yı cennetten kovuşunu haklı göstermek için. Ne de olsa yasalarda yazılı olmayan keyfi bir kuralı çiğnemişti onlar: İyi ile kötüyü ayırt eden Bilgi Ağacı’nın meyvesini yemeyeceksin.

Peki bu meyvenin tadılmasını istemiyordu da neden söz konusu ağacı cennetin duvarları dışında bırakacağına tam ortasına dikmişti? Mari, bir avukat olarak o çifti savunacak olsa hiç kuşkusuz Tanrı’yı idari ihmalle suçlardı; çünkü ağacı yanlış yere diktiği yetmiyormuş gibi, çevresine uyarı levhaları ve bariyerler koymamış, en basit güvenlik önlemleri bile almamış, böylece herkesi tehlikeyle karşı karşıya bırakmıştı.

Mari Tanrı’yı suça teşvikle de suçlayabilirdi, çünkü ağacın nerede olduğunu Adem ile Havva’ya o göstermişti. Bu konuda bir şey söylememiş olsaydı, bu dünyada insanlar kuşaklar boyu mutluluk içinde yaşayacaklar, yasak meyveye el uzatmak kimsenin aklına gelmeyecekti, benzer ağaçlarla dolu bir ormanda bulunduğunda kimse onun özel değerini bilmeyecekti.

Oysa Tanrı çok farklı bir yol izlemiş, keyfi bir kural koymuş, sonra insanoğlunu bu kuralı çiğnemeye ikna edecek bir yol bulmuştu, sırf ceza kavramını icat edebilmek için. Adem ile Havva’nın kusursuz bir yaşamdan sıkılacaklarını çok iyi biliyordu, er geç onun sabrını denemeye kalkacaklardı. Resmen tuzak kurmuştu, belki kendisi de, yani Her Şeye Kadir Tanrı, her şeyin kusursuzca sürüp gitmesinden sıkılmıştı. Eğer Havva yasak meyveyi tatmasaydı, son birkaç milyar yıl boyunca ilginç hiçbir olay meydana gelmeyecekti.
ataç ikon Veronika Ölmek İstiyor
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum