up
ara

Kayıtsızlık İle İlgili Sözler ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Kayıtsızlık geçen, Kayıtsızlık temalı, Kayıtsızlık tarafından söylenmiş veya Kayıtsızlık hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.
Black Garden

Black Garden

@blackgarden

Dostum, her şeyi kayıtsızlıkla karşılamalı, felsefeyi dert edinmemeli ve kendine hiçbir soru sormamalısın... Felsefe yapmak, her zaman aptalca bir şeydir. Üstelik sarhoş bir kafayla felsefe yapmak, bundan daha da beterdir...
ataç ikon Arkadaş
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Lotus

Lotus

@lotus

İşte beni özetleyecek cümle: Kayıtsızlık durumu,katıksız özgürleşme.
ataç ikon Kardeşimin Hikayesi
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Nazım İlgin

Nazım İlgin

@nazimilgin

Her ne kadar akıl hastalığı diye bir şey olmadığı, bu kavramın psikiyatristler tarafından para sızdırma ve hastalara eziyet etme amacıyla icat edildiği iddiası pek taraftar bulmasa da, normal kabul edilen insanların çıldırmış olanlardan çok daha delice davranabildikleri de doğrudur. İkisi arasındaki fark, deli olanın yaptığını tam bir kayıtsızlık içinde, normal olanınsa ün için yapması. Çünkü ün paraya çevrilebiliyor. Elbette kimisine sadece ün de tatmin edici gelebiliyor, bu da meseleyi biraz muğlaklaştırıyor.
ataç ikon İnsanın Bir Dakikası
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Black Garden

Black Garden

@blackgarden

Açlık sanatçısı daha önce hayal ettiği gibi aç kalmaya devam ediyordu ve söylediği gibi bunda tam anlamıyla başarılı da oldu. Fakat hiç kimse günleri saymıyordu ve kendisi de dahil hiç kimse ne kadar büyük bir iş başardığının farkında değildi. Bu yüzden kalbi iyice yoruldu. Yine böyle bir zamanda aylak aylak dolaşan biri kafesin yanında durdu ve eski sayıyla dalga geçerek bunun bir sahtekarlık olduğunu söyledi. Bu, kayıtsızlık ve doğuştan gelen kötü kalpliliğin uydurabileceği aptalca bir yalandı. Çünkü açlık sanatçısı kimseyi kandırmıyor, dürüst bir tavırla çalışıyordu; asıl tüm dünya alacağı ödül hakkında onu kandırıyordu.
ataç ikon Açlık Sanatçısı
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Arif Boğaç

Arif Boğaç

@bogac

Ey zaman! Ey korkunç ilah! Beni korkutan, senin o zalim tırpanın değil! Tek korktuğum, ömrümüzün dörtte üçünü uzun bir ölüm haline getiren senin o kötü evlatların, Kayıtsızlık ve Unutmak.

Sayfa:111
ataç ikon Odamda Seyahat - Odamda Gece Seferi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Gökçe

Gökçe

@hepheba

Aşkın beslediği büyü bizim içimizdedir. Dışımızda ise; büyük kayıtsızlık bulunur. -Panait İstrati
ataç ikon Sünger Avcısı
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Gamze Züleyha Üredi

Gamze Züleyha Üredi

@gzuleyhauredi

Serge Moscovici: "Belli bir mesafede tutulan düşünce güç kazandıkça, duygular reddedilir, bireyler arasındaki bağlar daha gayri şahsi hale gelir ve herkesin davranışı mantıksal bir seyir izlemeye başlar. Günlük işlerin, mekanik olarak yerine getirilen görevlerin, yönetim meselelerinin kasveti genel olarak toplumun varoluşuna sirayet eder. (...) Bizim modern kültürümüz, melankoliyi kurumsallaştırmaya başarıyla çalışmaktadır... Tören ve ritüeli hor görerek kişisel çıkar temelinde tutkulara karşı ve örgütlenme adına kolektif coşku patlamalarına karşı başlatılan mücadele ancak bu şekilde sona erebilirdi. Bu aktif kayıtsızlık durumu, mantıksal olarak, benmerkezci ve yalıtılmış hale gelen bir yaşamdan ve tarafsız yasalarla yönetilen ilişkilerden kaynaklanmaktadır."
ataç ikon Postmodern Etik
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
T. Dmrc

T. Dmrc

@demirci3557

Yoksulların Gözleri
Bugünkü seyretme alışkanlıklarımızın temeli, bir önceki yüzyılda atıldı. Georg Simmel, kitle ulaşımının gelişmesiyle birlikte insanların ilk kez, uzun süre hiç konuşmadan birbirlerine bakmak durumunda kaldıklarından söz eder. İnsanın tanımadı­ğı insanlara ve nesnelere bakması ya da bakıp da tanımıyor olması, başlangıçta büyük bir huzursuzluk yaratmış olmalı. Simmel bu huzursuzluğu şöyle dile getirir: "İşitmeyen ama gören kişi, görmeyen ama işiten kişiden çok daha tedirgindir. Büyük şehir sosyolojisine özgü bir şey var burada. Büyük şehirde insanlar arasındaki ilişkilerin ayırt edici özelliği, gözün kulağa üstünlüğüdür." Bu tedirginlik, o ana kadar görülmemiş bir kayıtsızlıkla, insanların baktıkları insanlar ve nesnelerle aralarına bir mesafe koymalarıyla birlikte gelişmişti. Simmel, bu kayıtsızlık ve mesafenin, en çok da şehrin yoğun kalabalığında fark edilir hale geldiğini vurgular: "Çünkü oradaki bedensel yakınlık ve mesafesizlik, zihinsel mesafeyi ilk kez gerçekten görünür kılar.

Bütün bu sürecin bir de öbür yüzü var. Yabancısı olduğu şeylere bakmanın, zamanla büyük şehir insanının can sıkıntısı­nı gideren bir oyuna dönüştüğünü söylemek de mümkün. Baudelaire, bir süre için gittiği Brüksel'de dükkânların vitrinlerinin olmamasından yakınır: "Gezinmek mümkün değil Brüksel'de. Görecek hiçbir şey yok." Bir tek büyük şehir yaşantısındaki "mesafeliliğin" sunabileceği bir imkân vardır burada: Anlık bakışmalar, göz göze gelmeler ya da tesadüfi karşılaşmalar, ancak bir derinlik olarak tarihin değil, şehrin yüzeyinin önem kazanmasıyla mümkündür. Aylak, ancak bu yüzeyde gezinebilir. Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ı şu cümleyle başlar: "Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi." Ve devam eder: "İçimdeki sıkıntı eridi." Baudelaire, zenginlerle yoksulların göz göze geldikleri bulvarlardan söz eder. Gaz lambalarıyla aydınlanan "ışıl ışıl" bulvarları, "yaldızlı kornişleri" ve "gözleri kamaştıran geniş aynaları"yla bu bulvarları süsleyen kahveleri yazar. Bir de, bütün bu zenginliği, "gözleri araba kapıları gibi açılmış" seyreden yoksulları. Baudelaire Paris Sıkıntısı'm yazdığı yıllarda, Paris tarihindeki en büyük değişimi yaşıyordu. Mahallelerin ve insanların yerleri değişmiş, zenginlerle yoksulların mahalleleri ayrışmış, şehir bölünmüştü. Geniş bulvarlarıyla şehir açık bir mekâna, bir vitrine dönüşmüş, sınıflar arasındaki kar­şıtlık görünür hale gelmişti. Belki de bu yüzden Baudelaire yoksullardan bir "gözler ailesi" olarak söz eder. Şairin vitrine bakışıysa, ışıklı vitrinlerin önünde sıkıntısını gideren bir ayla­ğın bakışıdır. "Bir aylak hiçbir şey yapmaz," der notlarında, "alay etmenin dışında." 1848 Devrimi'ne katıldığını biliyoruz. Nedenini şöyle açıklıyor: "İntikam."
ataç ikon Vitrinde Yaşamak
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Gamze Züleyha Üredi

Gamze Züleyha Üredi

@gzuleyhauredi

...Bizimkisi katıksız bireycilik çağı ve sadece hoşgörü talebiyle sınırlanan iyi yaşam arayışı revaçta (kendi kendini kutlayan ve vicdandan yoksun bireycilikle birleştiğinde, hoşgörü kendini ancak kayıtsızlık olarak ifade edebilir).
ataç ikon Postmodern Etik
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Melike Sayar

Melike Sayar

@melikes

İnsanların Dünya karşısındaki kayıtsızlığını da işte tam bu anda kendi zihninde yakaladı ve babasının sözlerine bir anlam vermeyi başardı: Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı. Oysa Uzun İhsan Efendi, Dünya'nın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu sık sık söylerdi. Her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı. Kuran'ın kendisi peygamberin dünyayı nasıl okuduğuna bir örnekti ve onun ardında giden herkes. dünyayı onun gibi okuyup şahadetlerini yazmalı ve bunları başkalarına aktarmalıydı. Dünyaya şahit olmanın yolu ise maceranın kendisinden başka bir şey değildi. Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.
ataç ikon Puslu Kıtalar Atlası
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Promiyer

Promiyer

@pronuyer

İnsanın belli başlı iki günahı var, öbürleri bunlardan çıkar: Sabırsızlık ve kayıtsızlık. Sabırsızlıktan Cennet'ten kovuldular, kayıtsızlıktan geri dönmüyorlar. Ancak belki de belli başlı sadece bir günah var: Sabırsızlık... Sabırsızlıktan kovulmuşlardı, sabırsızlıktan geri dönmüyorlar.
ataç ikon Aforizmalar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
treudaimonia

treudaimonia

@treudaimonia

"Bütün korkumu ve bütün umudumu yitirmiş olduğumdan, ayağa kalkıp geriye kalan kapılardan hangisi olursa olsun birini açmak artık benim için kolay olmalıydı değil mi, bütün bu duyduklarından sonra böyle düşünürsün herhalde, ey Emirülmüminin. Oysa durum tam tersiydi. Asıl şimdi benim için her şey bir olduğundan, karar almam için pek bir neden kalmamıştı. Başlangıçta elim kolumu bağlayan şey, o belirsiz çıkıştan duyduğum korkuyken, artık sonunda bir seçim yapmamı imkansızlaştıran şey, başıma gelecek her şeye karşı duyduğum kayıtsızlıktı. "
ataç ikon Özgürlük Hapishanesi
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

Baba’ya baktıklarında da ya buz gibi kayıtsızlık ya da daha kötüsü, gizli bir küçümseme oluyor, sanki babamın akıllılık edip yaşlanmaya, elden ayaktan düşmeye direnmesi gerekirmiş gibi.
ataç ikon Ve Dağlar Yankılandı
kitaba 6 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Serkan Akçam

Serkan Akçam

@serkanakcam

Sen bulanık bir gölgeden, sert bir kayıtsızlık çekirdeğinden, bakışlardan kaçan nötr bir bakıştan başka bir şey değilsin. Sessiz dudakların, sönük gözlerinle sen, bundan böyle su birikintilerinde, vitrinlerde, otomobillerin ışıldayan kaportalarında, yavaşlatılmış yaşamının geçici yansımalarını bulabileceksin.
ataç ikon Uyuyan Adam
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Ağaçların varlığı bir dostluk sunuyorsa, bu varoluş adalet ya da kayıtsızlık kavramından önce geliyordur. Sundukları dostluk uzamsaldır ve bu da bir tür ölçme, sayma yöntemidir. Sayılardan ya da matematikten çok zaman önce, insan dili yeryüzünü henüz yeni yeni adlandırıyorken, ağaçlar kendi ölçütlerini - uzaklık, yükseklik, çap ve hacim ölçütlerim sunuyorlardı. Canlı her tür yaratıktan daha uzundular, kökleri herhangi bir canlının ulaşabileceğinden çok daha derinlere iniyordu. Direk ya da sütun fikri onlardan doğdu. Ağaçlar insanoğluna yukarısındaki uzayı ölçmeyi öğretti ve bu öğretide -şimdi motorlu hızara benzin doldururken bile gizemli bir şekilde hâlâ varlığını hissediyorum- yeryüzü insana en dolaylı bir dille şu güveni verir: Asla büsbütün yalnız değiliz.
ataç ikon Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar...
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
kitap pınarım

kitap pınarım

@kitappinarim

Bir yonca tohumu, canlılığını seksen yıl boyunca koruyabilir. Olaylar için de böyle olur, onların üstünü bir kayıtsızlık örtüsüyle örtsek de, uzaklara savurmak için onlara doğru üflesek de onlar dinginlik içinde yerlerini korurlar. Bu olaylar, er ya da geç ortaya çıkacak birtakım şeylerin filizleridir.
ataç ikon Anima Mundi (Dünyanın Ruhu)
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Esma Uçar

Esma Uçar

@esmaucar5682

Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor.Sinemadan çıkmış insan.Gördüğü film ona birşeyler yapmış.Salt çıkarını düşünen kişi değil.İnsanlarla barışık.Onun büyük işler yapacağı umulur.Ama beş on dakikada ölüyor.Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar
ataç ikon Aylak Adam
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Nur K

Nur K

@nrklync

'' Bu dünyada insanların korktukları tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı. ''
ataç ikon Puslu Kıtalar Atlası
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Betül Tantalkaya

Betül Tantalkaya

@tantalkaya

***
Bazen de saygıdeğer abilerim ablalarım, dünyası yerle bir olur insanın. Hayat, fazla kafa yormadan idare etmeyi sağlayan bütün anlamlarını yitiriverir. En akıllıca saydığınız fikirlerinizin saçmalığını, en içten duygularınızın yapmacıklığını kavrarsınız. Aslında hiçbir konuda bir fikriniz bulunmadığını, aslında hiç kimseye karşı bir şey hissetmediğinizi ve tüm evrenin de size karşı aynı gaddarca kayıtsızlık içinde olduğunu. Hep gözünüzün önünde durduğu halde o güne dek nasılsa yok saymayı başardığınız bu gerçeği fark ettiğiniz anda ilahi işleyişi de çözmek üzeresiniz demektir.

Tanrı, içindeki tahammülfersa boşluğu doldurmak için evreni yaratır. Evrenin içine gezegenleri, gezegenlerin içine dünyayı, dünyanın içine hayatı, hayatın içine insanı yerleştirir. Ve onun içine koyacak bir şey bulamaz. İşte insan denen tuhaf hayvanın, varlıkların en yücesi ve anlamsızı kılınışının hikayesi. Evrenin orasını burasını felsefeyle, sanatla, aşkla, hatta ironik bir biçimde Tanrı'yla bezerken, ortak anlamsızların en küçüğünün elbette bir gerçeği unutması gerekmektedir: Hakikatte bütün kitaplar sayfaları doldurmak için yazılır.

Sevdiğiniz birinin ölümü, örneğin, yüzleşmenizi sağlayabilir kendinize söylediğiniz yalanlarla. Ya da ananızdan yediğiniz okkalı bir dayak. Üstelik siz, ananızın canına okumak için haklı duygusal gerekçeleri bulunduğuna inanmaya hazırlanırken, içinizi parçalayan onun gözü dönmüşlüğü değil, beyninizi zedelememek için sopayı sadece kollarınıza ve bacaklarınıza indirecek kadar düşünceli davranması olabilir. Nihayet onun elinden kurtulup kendinizi odanıza attığınızda pencereden giren akşam güneşinin ışığında neşeyle dans eden tozlar dört bir yana dağılır. Onların huzurunu kaçırmak sizi öyle üzer ki, içiniz feci dışlanmışlık duygusuyla dolar. Birden gözlerinize yaşlar hücum eder. Bu küçük sevimli yaratıkların sizden korkmasını hazmedemezsiniz. İki saatlik dayak seansına gık demeden katlanan siz, yere kapanıp zırıl zırıl ağlamaya başlarsınız. Sonra bir toz tanesi gelip parmağınızın üzerine konuverir. Usulca oynatırsınız parmağınızı. Hâlâ oradadır. Derken diğerleri ona katılırlar. Yerde yatarken üzerinize toz tanecikleri yağar. Sırt çevirdiğiniz hayat o noktada sizi kucaklarken hıçkırıklarınız fraktal bir dans müziğine dönüşür.

Bir gün toz tanecikleri sizi bağrına basarsa, bilin ki ya nirvanaya ulaştınız ya da çıldırdınız. Hangisi olduğuna kendiniz karar vereceksiniz.

OĞULLAR VE RENCİDE RUHLAR
ALPER CANIGÜZ
Bölüm 7 ''Öcülerin Öcü''
Sayfa 108-109
ataç ikon Oğullar ve Rencide Ruhlar
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum