up
ara
ÜYELER
DİĞER

Psikoloji İle İlgili Sözler ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Psikoloji geçen, Psikoloji temalı, Psikoloji tarafından söylenmiş veya Psikoloji hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.
Mehmet

Mehmet

@yoldas

birey kendi olmaktan çıkar; kültürel kalıpların kendisine sunduğu kişiliği tümüyle benimser; böylece tıpkı diğerleri gibi ve onların kendisinden beklediği gibi olur. '' Ben '' ile dünya arasındaki tutarsızlık ve onunla birlikte de, bilinçli yalnızlık ve güçsüzlük duygusu ortadan kalkar. Bu mekanizma, bazı hayvanların kendilerini korumak üzere renk değiştirmesiyle kıyaslanabilir. Onlar da kendi çevrelerine o kadar benzerler ki, çevrelerinden nerdeyse ayırt edilemezler. Kendi bireysel benliğinden vazgeçen ve bir robot haline gelen kişi, çevresindeki milyonlarca diğer robotlarla aynı olur, ve artık kendini yalnız hissetmez, kaygı duymaz. Ama ödediği bedel yüksektir; kendi benliğini yitirmiştir.

Payel Yayınları sayfa 152
ataç ikon Özgürlükten Kaçış
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum
Mehmet

Mehmet

@yoldas

Sadizm, bir başka insan üzerinde az ya da çok yıkıcılıkla karışık sınırsız yetke uygulamayı amaçlamak olarak anlaşılır; mazoşizm, kişinin kendisini yenilmez büyüklükte bir güç içinde eritmeyi ve onun gücünün ve utkusunun bir parçası olmayı amaçlar. Sadist eğilimler de, mazoşist eğilimler de soyutlanmış bireyin tek başına ayakta durabilme yetersizliğiyle bu yalnızlığı yenecek bir ortakyaşamsal ilişki gereksinmesinin bir sonucudur.

Payel Yayınları sayfa 177
ataç ikon Özgürlükten Kaçış
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum
Elif Ebru

Elif Ebru

@elifebru

Beden Asla Yalan Söylemez
Ağır hastalıklar, erken yaşta ölüm ve intihar ; aslında gerçek hayatlarımızı boğsalar da,ahlak dediğimiz kurallara boyun eğmemizin mantıklı sonuçlarıdır...
ataç ikon Beden Asla Yalan Söylemez
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 beğen · 0 yorum
Cerenis

Cerenis

@defacto

Uyumlu bir ilişkinin kurulması için kişinin kendi özlem ve arzularını da ifade edebilmesi gerekir.
0 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Depresyonum bana kaybetmeyi bilmediğimi gösterir: Kayıp için geçerli bir ödün bulmayı becerememiş olabilir miyim? Bundan, her kaybın, beraberinde varlığımın -ve Varlığın kendisinin- kaybını getirdiği sonucu çıkar. Çöküntü içindeki kişi radikal ve kasvetli bir ateisttir.

S. 13
ataç ikon Kara Güneş
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
2 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Canlı bir ölümü yaşarım, kesilmiş, kanayan, cesetleşen et, yavaşlayan ya da askıya alınan ritim, acının içinde silinen ya da şişen, tükenen zaman... Ötekilerin anlamında mevcut olmayarak, naif mutluluğa yabancı, eğreti bir halde, çöküntüm sayesinde üstün, metafizik bir zihin açıklığı kazanırım. Zaman zaman, yaşamın ve ölümün sınırlarında, Varlığın anlamsızlığına tanık olmanın, bağların ve varlıkların saçmalığını açığa çıkarmanın kibirli duygusunu yaşarım.

S. 12
ataç ikon Kara Güneş
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
1 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Mitscherlich’in (1971) sesi belki de psikanalistleri, grupların ortak davranışı ve bu tür davranışların politik imalarını araştırmaya açıkça teşvik etmekte benzersiz bir sestir. Analist olarak bizler, diye yazar, “kendimizi yalnızca tıbbi ve klinik bir konumda kısıtlamakta ısrar edersek ortak davranış araştırması, örneğin savaş psikolojisiyle ilgili araştırma bizim katılımımız olmadan devam edecektir. Tahmin edileceği gibi bu, analistlerin araştırmanın yönü konusunda etkili bir payı ya da herhangi bir itirazı olmaksızın, analitik bulgular ve teorilerin daha ileri derecede yağmalanmasına yol açacaktır. Dahası psikanalist, kendi kendini yalıtılmış bir konuma sokmuş olacaktır” (s.164).
ataç ikon Kıbrıs: Savaş ve Uyum
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
AHMET AKYILDIZ

AHMET AKYILDIZ

@ahmetakyildiz

Bizim burada "bastırmak" derken anlatmak istediğimiz, duygularımızın üzerini kapatmak, onları geriye itmek, reddetmek, uzaklaştırmak ve yokmuş gibi davranmaktır. Farkındalığa gelen ve serbest bırakılmayan her duygu, otomatik olarak zihnimizin bilinçaltı denen bölümünde depolanır. Çoğu kez duygularımızı bastırmanın yolu, onlardan kaçmaktır. Dikkatimizi yeterince onlardan uzaklaştırırız ki onları yeniden derine itebilelim. Siz büyük bir olasılıkla, "Zaman her türlü yarayı iyileştirir" söylemini duymuşsunuzdur. Bu tartışılır. Çoğumuz için bu aslında şu anlama gelir, "Bana, her şeyi bastırabileceğim kadar zaman tanıyın."
S: 34
ataç ikon Sedona Yönetimi
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
AHMET AKYILDIZ

AHMET AKYILDIZ

@ahmetakyildiz

Biz duygularımızdan, televizyon izleyerek, sinemaya giderek, kitap okuyarak, içerek, reçeteli ya da reçetesiz ilaçlar kullanarak, egzersiz yaparak ve türlü başka eylemlerde bulunarak kaçarız.
S: 34
ataç ikon Sedona Yönetimi
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
4 beğen · 0 yorum
AHMET AKYILDIZ

AHMET AKYILDIZ

@ahmetakyildiz

Tam bir bırakmışlık hali içinde olduğunda, imkansız olan bile tümüyle mümkün hale gelir.
S: 21
ataç ikon Sedona Yönetimi
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum
AHMET AKYILDIZ

AHMET AKYILDIZ

@ahmetakyildiz

Eyvah, ben sapık mıyım?
Kalabalık bir ortamda bulunduğumda, mesela otobüste, çevremdeki insanlarla temas etmeye korkuyorum. Çünkü o an cinsel manada değişik şeyler hissediyorum. Bir ortamda böyle duygular içine girmek, beni rahatsız ediyor. "Sapık mıyım?" diye düşünmeye başladım. Çevremdeki insanlar da beni taciz edecekmiş gibi geliyor, herhangi bir taciz olmuyor; ama onların öyle düşündüklerini sanıyorum. Sürekli olarak bir gerilim içindeyim.
Ayşe K.,(21).
S: 66
ataç ikon Pireyi Nasıl Deve Yapıyoruz?
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
AHMET AKYILDIZ

AHMET AKYILDIZ

@ahmetakyildiz

Telkin gönderme yollarından en etkilisi olan sestir. Çünkü ses, görüntüye göre daha soyuttur. Herhangi bir manayı soyut ve dolayısı ile aktarmak bilinçaltında daha derin etkiler meydana getirir.
Tarihte ve günümüzde, ruh hastalarının önemli tedavi yollarından birinin müzik-terapi dediğimiz müzikle tedavi olması da bu açıdan manidardır.
S: 59
ataç ikon Gizli Telkinle Kur'an Terapisi
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
AHMET AKYILDIZ

AHMET AKYILDIZ

@ahmetakyildiz

Peki, ben o idrak noktasına nasıl erişebilirim?
Siz olana teslim olduğunuzda ve böylece tümüyle mevcut olduğunuzda, geçmiş artık herhangi bir güce sahip olamaz. Sizin artık ona ihtiyacınız kalmaz. Bunun anahtarı mevcudiyettir. Bunun anahtarı Şimdi'dir.
Teslim olup olmadığımı nasıl bileceğim?
Bu soruyu sormaya artık ihtiyaç duymadığınızda...
S: 247
ataç ikon Şimdi'nin Gücü
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 1 yorum
Mansur Aytekin (@mansuraytekin)
“Şimdi’nin Gücü” kitabının yazarı Eckhart Tolle hepimizin kafasında belli bir tanımı olan ‘Zihin’ kavramını yerle bir ediyor. Bu kitapta geçen zihin kavramını ve yaşadığımız kaygı ve endişe dolu nevrotik dünyamıza nasıl çözümler getirmeye çalıştığını gözlemleyelim;

Acımızı, sorunlarımızı yaratan dış dünya veya insanlar değil kendi zihnimizdir. Bundan kurtulmak içinde bir şeyle buluşmamız gerektiğini söylüyor. Var’lık . Bir Var’dan söz ediyor Tolle. Bununla buluşmamız ve birleşmemiz gerektiği yönünde şiddetli tavsiyeleri var.

Bunun için şu sihirli sözcüğün önemi ortaya çıkıyor; “Şimdi ve Burada” Siz burada mevcutken, dikkatiniz tam ve yoğun bir biçimde Şimdi de bulunuyorken, Var’lık hissedilebilir, ama asla zihnen anlaşılamaz.

Yaşadığımız sorunlar büyük ölçüde zihinden kaynaklanır. Biz ise aslında bunun farkında olmayız. Çünkü zihinle yanlış özdeşleşmişizdir. Bu yanlış özdeşleşme içinde bulunduğumuz anda, tam uyanık ve mevcut olmama durumundan dolayı, içimizde bir boşluk oluşur. İşte tamda bu noktada Zihin kendisini efendi ve sultan gibi görerek bu boşluğu doldurur.

Esasında zihin insanın kendisine çok yararlı bir hizmetkarken; sarayın bekçisinin sarayın sahibi olması gibi, asli görevini yapmaması ve yetki gaspı yapması neticesinde, bizi kendisi gibi algılatır. İşte sahte benlik de burada oluşur.

Bir maymunun daldan dala zıplaması, bir kelebeğin bir çiçekten bir çiçeğe konması gibi zihnimiz geçmişe ve geleceğe gider durur. Biz zihnin bu entrikası nedeniyle nadiren şimdi ve burada bulunuruz. Bu ise bizi darmadağın eder. Sorunlarımızın kökeninde de bu yatmaktadır. Bir nevi enerjimizi emen kara delik gibidir.

Mevlana’nın “Ambar ve Fare” hikayesinde, ‘nefs’ için anlattığı hakikati Zihin içinde düşünebiliriz;

“Bizler şu dünya denilen ambarda buğday toplayan kişiler gibiyiz. Ambarımıza buğdayları dolduruyoruz, ama topladığımız buğdayın bir yandan eksildiğinin farkında değiliz.

Buğdayımızın böyle azalmasının sebebinin, ambara giren fare olduğunu hiç düşünmüyoruz. Bu farenin çeşitli hile ve tuzaklarla ambarımızdaki buğdayı boşalttığını göremiyoruz. Fare bizim ambarın altına delikler açmış. Koyduğumuz buğdayı sürekli yiyor. Emeğimiz boşa gidiyor.”

Ey Hakk’ı talep eden kişi! Önce fareden kurtulmanın çaresini bulmak gerekir. Fareyi uzaklaştırdıktan sonra, ancak ambarını istediğin gibi doldurursun.



Evet bizler de bu delikleri yani Zihnin açtığı delikleri kapatmalıyız ki Zihnin en büyük tuzağını engelleyelim.

Gerçek benliğimizi ancak şimdi ve burada bulabiliriz. Arabanın dikiz aynasına bakmak gibi geçmişi çok az gerektiği kadar kullanmalı ve bir o kadarda az düşünmeliyiz. Araba kullanırken sürekli dikiz aynasına bakamayız. Özellikle sisli ve karanlık bir ortamda gittiğimizi düşünürsek ışığımız ancak etrafımızı aydınlatır. Hemen önümüze bakarak gidebiliriz. Çok ileri içinde dikkatimizi dağıtamayız. Çünkü adım adım önümüze, yanı başımıza odaklanmalıyız.

İnsanlar aslında aradıkları huzur duygusuna sahipler. “Bu huzur duygusu ile nasıl buluşulabilir?” sorusunu yine Tolle gibi düşünürlerin fikirleri çerçevesinde, sonra ki makalelerde değerlendirmek üzere esenlik ve sağlıcakla kalın.
02.05.18 beğen cevap
AHMET AKYILDIZ

AHMET AKYILDIZ

@ahmetakyildiz

Ben "zaman bir illüzyondur" derken, niyetim felsefi bir bildirimde bulunmak değildir. Ben sadece size basit bir olguyu hatırlatıyorum; bu o kadar aşikar bir olgudur ki siz onu kavramakta zorlanabilir, hatta anlamsız bulabilirsiniz, ama o bir kez bütünüyle idrak edildiğinde, tüm zihin-ürünü karmaşıklık ve "sorun" tabakalarını bir kılıç gibi kesip geçebilir. Tekrar söyleyeyim: şimdiki an sizin sahip olduğunuz tüm şeydir. Yaşamınızın "bu an" olmadığı bir zaman asla olmamıştır. Bu bir olgu, bir gerçek değil midir?
S: 77
ataç ikon Şimdi'nin Gücü
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
AHMET AKYILDIZ

AHMET AKYILDIZ

@ahmetakyildiz

Önce kabul edin, sonra eyleme geçin. Şimdiki an her ne içeriyorsa, onu sanki kendiniz seçmişsiniz gibi kabul edin. Daima onunla birlikte çalışın, ona karşı değil. Onu dostunuz ve müttefikiniz kılın, düşmanınız değil. Bu tüm yaşamınızı mucizevi bir biçimde dönüşüme uğratacaktır.
S: 55
ataç ikon Şimdi'nin Gücü
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum
AHMET AKYILDIZ

AHMET AKYILDIZ

@ahmetakyildiz

Şimdi yarattığınız acı daima, olanı kabullenmemekten, olana bilinçsiz bir biçimde direnmekten kaynaklanır.
S: 53
ataç ikon Şimdi'nin Gücü
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Psikolojinin, deliliğe hiçbir zaman egemen olamamasının iyi bir nedeni vardır. Buna göre, psikolojinin dünyamızda var olabilmesi için deliliğin kontrol altına alınıp sahneden çıkarılmış olması gerekiyordu. Delilik, arada sırada çarpıcı bir şekilde Nerval'in, Artaud'nun, Roussel'in ve Nietzsche'nin eserlerinde tekrardan ortaya çıktığında; bu kez psikoloji sessizleşir ve anlamını, "psikologlar"ın başlı başına varoluşlarının, zahmetli unutuştan dolayı çağdaş insanı cezalandırdığı bu trajik parçalanmadan ve özgürlükten ödünç alan bu dilin karşısında hiçbir söz söyleyemez.
ataç ikon Akıl Hastalığı ve Psikoloji
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Fizyolojinin tıbba kazandırdığını, psikoloji psikiyatriye hiçbir zaman sağlayamamıştır.
ataç ikon Akıl Hastalığı ve Psikoloji
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Amerikalı psikososyolog Stanley Milgram, 1950 ile 1963 yılları arasında otoriteye boyun eğme olaylarını incelemiştir. Yöntemi şudur: "Kişi bir psikoloji laboratuvarına çağrılır ve orada gitgide vicdanıyla çelişecek birtakım eylemler yapması istenir. Burada, deneyi yapan kişinin emirlerine nereye kadar uyacağı ve belirgin eylemleri yerine getirmeyi ne zaman reddedeceği öğrenilmeye çalışılır." Stanley Milgram'ın vardığı sonuç, "her türlü düşmanlıktan yoksun sıradan insanların, sadece görev bilerek, korkunç bir yıkım sürecinin faili olabildikleridir." Bu saptama, kötülüğün toplumsal sıradanlaşmasından bahseden Christophe Dejours tarafından da ele alınmıştır. Bazı insanlar bir denge kurabilmek için kendilerinden daha yüksek bir otoriteye ihtiyaç duyar. Sapkın kimseler bu uysallığı kendi lehlerine çekip, bunu başkalarına acı çektirmek için kullanır.
ataç ikon Manevi Taciz
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
/ 2