up
ara

Sanat Sözleri ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Sanat geçen, Sanat temalı, Sanat tarafından söylenmiş veya Sanat hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.
Ahmet KARAMAN

Ahmet KARAMAN

@ahmetkaraman - Denizli

Erkekler, bırakın kadınların yapabildiklerinin aynını, ona yakın derecede bir şeyi bile beceremezler.
ataç ikon Sanat Nedir?
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Fâtıma

Fâtıma

@yitiktheology - Gothenburg

''Doğada olduğu gibi sanatta da hiçbir şey kaybolmaz.''
ataç ikon Sürgün ve Krallık
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
ruhadam

ruhadam

@ruhadam - Ankara

ÜÇÜNCÜ BASIM İÇİN ÖN SÖZ
Bu kitapta, 1969-1984 arası tamamladığım şiirler var. Bambaşka bir yaşama duygusunun, zamanı ve hayatı bambaşka bir algılayış biçiminin ürünleridir bu şiirler.

O şiirler bugün yazılsalardı bambaşka şekillerde ortaya çıkacaklardı. Ama bugün yazılamazlar ki...
ataç ikon Yağmur Atsız Bütün Şiirleri
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Mişima Ya Da Boşluk Algısı
Çağdaş bir yazar hakkında hükme varmak her zaman güçtür: Mesafemiz noksandır. Hele bizimkinden başka bir uygarlıktansa onun hakkında bir hükme varmak daha da güç olur; çünkü ya egzotizmin çekiciliği ya da kendini egzotizmden sakınma girer devreye. Bu yanlış anlama ihtimalleri, Yukio Mişima’nın durumunda olduğu gibi, doymazlıkla içselleştirdiği hem kendi kültürünün hem de Batı kültürünün unsurları, yani bizim için tuhaf olan ve bizim için sıradan olan unsurlar, her eserde muhtelif etkiler ve mutlu tesadüflerle farklı oranlarda karıştığında artar. Bununla birlikte onu, bizzat şiddetli bir biçimde Batılılaşmış, fakat her şeye rağmen bazı değişmez özelliklerin damgasını taşıyan bir Japonya’nın nev’i şahsına münhasır temsilcisi yapan da bu karışımdır. Geleneksel bir biçimde Japon olan parçacıkların Mişima’da yüzeye çıkış ve ölümünde infilak ediş şekli ise, aksine, akıntıya karşı adeta tekrar kavuştuğu kahramanlık Japonyası’nın şahidi, kelimenin etimolojik anlamında da şehidi yapmaktadır onu.

Fakat -hangi ülke ve hangi uygarlık söz konusu olursa olsun- yazarın yaşamı bu kadar çeşitli, zengin, taşkın ya da bazen eseri kadar âlimane biçimde hesaplanmış olduğu vakit, güçlük daha da artar; yaşamda da, eserde de aynı kusurlar, aynı düzenbazlıklar ve aynı sakatlıklar; ama aynı meziyetler ve sonunda da aynı azamet ayırt edilir. Kaçınılmaz bir biçimde, insana duyduğumuz ilgi ile kitaplarına duyduğumuz ilgi arasında istikrarsız bir denge kurulur. Shakespeare’i çok dert etmeden Hamlet’in tadının çıkarılabildiği zamanlar geçti artık! Yaşam öyküsel anekdotlara gösterilen bayağı meraklılık, zamanımızda, okumayı gitgide daha az bilen bir kitleye yönelik, basının ve medyanın yöntemleriyle on katına çıkan bir özelliktir. Tanımı gereği kendini kitaplarında ifade eden yazarı hesaba katmakla kalmayıp daima zorunlu olarak dağınık, çelişik ve değişken olan, şurada gizli-burada görünür olan bireyi de hesaba katmaya; nihayet, belki de bilhassa, “şahsiyet”i, bazen savunma icabı ya da iddialaşma icabı, yansımasına bizzat bireyin katkıda bulunduğu, gerçek insanın yaşadığı ve her yaşama özgü o nüfuz edilemez sırrın içinde öldüğü, o gölgeyi ve o yansımayı (Mişima için durum budur) hesaba katmaya yöneliriz.

Yorumda hata yapma ihtimali, görüldüğü üzere epey yüksektir. Üstünde durmayalım, fakat merkezi gerçekliğin daima eserde aranması gerektiğini unutmayalım: Yazarın yazmayı seçtiği ya da yazmaya zorlandıklarıdır en nihayetinde önemli olan. Ve kuşkusuz, Mişima’nın bu kadar tasarlanmış ölümü, eserlerinden biridir. Bununla birlikte, Yukoku (Yurtseverlik) gibi bir film; Kaçak Atlar’daki İsao’nun intiharının tasviri gibi bir anlatı, yazarın sonuna biraz ışık tutar; yazarın ölümü ise onları açıklamadan tasdikler en fazla.
ataç ikon Mişima Ya Da Boşluk Algısı
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Fâtıma

Fâtıma

@yitiktheology - Gothenburg

''Sanatın bir yok oluş süreci içinde bulunması ortaya çıkan şeyin olumsuz, niteliksiz olduğu anlamına gelmez. Bu, bir şeyin ortadan kalkması, kendi yok oluşunu yönetmesi anlamındadır.''
ataç ikon Sessiz Yığınların Gölgesinde - Toplumsal...
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem - İstanbul

Kitap Tutukevi

Neşet Aykut adlı danışman, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ‘’Yaramaz Sözcükler’’ kitabını ‘’bir çeşit şiir kitabı’’ diye niteledikten sonra, neyse ki kitabın diline ’’uygundur, çünkü yeni kelimeler azdır’’ diyor. Ve raporunu ‘’takdir makamındır’’ diye bitiriyor. Sivri akıllılardan bir diğerinin adı Kasım Gömeçlioğlu. Bu pek muhterem danışman bey Latin şair Gaius Catullus’un şiirleri için: ‘’Kaba ve müstehcen kelimeler, satırlar siyah mürekkeple kapatılarak temiz  kısımları ile satışa çıkabilir’’ diyor. Kafamı hangi taşlara vurayım? Bu nedir? Nasıl açıklanır?

Kemal Erdem adındaki bir diğer danışman bey, Muzaffer İzgü’nün ‘’Ekmek Parası’’ kitabını; ‘’Yazar, yoksulların namuslu olanları zorluk içinde yaşadıklarını, hile yapan, hak hukuk tanımayanların ise zengin olduklarını doğrudan doğruya insanlık arasında sınıf ayrımı yapıyor’’ gibi muhteşem bir Türkçeyle rapor ediyor’’ takdir makamına. ‘’Hele James Joyce’un ‘’Sürgünler’’ kitabı için Zeki Yağmurdereli adlı bir diğer zat-ı muhteremin ‘’Kullanılan her kelime ile güzel Türkçemize hakaret edilmektedir’’ diye yazılmış bir raporu var ki evlere şenlik; ‘’Müellif, kendi ahlaki ve içtimai görüşüne göre çok mühim saydığı bir mevzu okuyucusuna telkin etmek istemektedir. Mesela bir kadının tek erkeğe bağlı kalması şeklinde tecelli eden namus anlayışı insanlardan nasıl saygıya layık bir hürriyet anlayışı ise, vücut hürriyeti de aynı şekilde saygıya telakki olunmalıdır… Kitap uydurma kelimelerle doludur. Kullanılan her kelime ile güzel Türkçemize hakaret edilmektedir… Netice; bu kitabın arşivimizdeki miktarı her neden ibaret ise cümlesi dağıtılmadan kaldırılmalıdır.’’

Fazla söze gerek var mı? Adamlar her şeyi apaçık söylemiş işte.
ataç ikon Bu Cennet Bu Cehennem
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73 - Çorum

Poetika
... tragedya insanları değil eylemleri, yaşamı, mutluluğu ya da yıkımı taklit eder; ve mutluluk ya da yıkım eylemin içindedir; hedeflediğimiz son da bir durum değil bir eylemdir. İnsanlar yaradılışlarına göre ne idiyseler o olurlar; ama eylemleriyle mutluluğa ya da tersine ulaşırlar. Kişiler, karakterleri taklit etmek için eyleme geçmez; ama eylemleri sırasında ve ölçüsünde karakterlerine bürünürler. Öyle ki eylemler ve öykü, tragedyanın başlıca ereğidir; ve erek her şeyde çok önemlidir.
ataç ikon Poetika
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem - İstanbul

OĞUZ (Mart-Mayıs.1952)

“Milliyetçi fikir ve sanat dergisi”. Aylık olarak, Mart-Mayıs 1952’de, Ankara’da üç sayı çıkarıldı.

28x21 sm. boyutunda 2. hamur kâğıda basılı 20 sayfa olarak çıkarılan derginin kapağındaki renkli ve Türk süsleme sanatı örnekli bir kalın çerçeve içine alınmış, büyük harflerle oluşturulmuş logosu, “milliyetçi fikir ve sanat dergisi” söylemi, içindekiler dizimi; çerçevenin altında da sayı belirteci ve çıkış tarihi ile 30 kuruş olan fiyatı yazılı idi.

“Sahibi ve neşriyat müdürü” A. Mustafa Ernam, sekreteri H. Rıdvan Çongur olan derginin “milliyetçi görüş ve düşünceye uygun her çeşit yazıya açık” olduğu belirtiliyordu. Yazılar yanında şiirlere ve hikâyelere de yer verilmekte idi. Ayrıca, 2. sayfasındaki “dergiler, gazeteler, konferanslar” bölümünde, başka yayın organlarında yayımlanmış önemli ve ilgi çekici yazılardan alıntılar ve Türkçülük ile ilgili haberler; “Oğuz antolojisi” başlıklı orta sayfalarda da, önemli eski metinlerden ve şiirlerden alıntılar ve aktarmalar sunuluyordu.

Oğuz’un başlıca yazarları Remzi Oğuz Arık, Hüseyin Nâmık Orkun, Abdülkadir İnan, Osman Yüksel, Şerif Korkut, Mustafa Ernam, Nâtık Poyrazoğlu, Şazi Turan idiler. Ahmet Tufan Şentürk, H. Rıdvan Çongur, Sami Ferliel, Basri Gocul, Ziya Gökalp şiirleri yayınlananlar arasında bulunuyordu.

Dergi, parasızlık ve dağıtım imkânsızlığı yüzünden ancak üç sayı yayımlanabildi.
ataç ikon Türk Sağı Sözlüğü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 yorum
Hanımcı Beyza ོde (@koraycem)
Oğuz’un başlıca yazarları Remzi Oğuz Arık, Hüseyin Nâmık Orkun, Abdülkadir İnan, Osman Yüksel, Şerif Korkut, Mustafa Ernam, Nâtık Poyrazoğlu, Şazi Turan idiler. Ahmet Tufan Şentürk, H. Rıdvan Çongur, Sami Ferliel, Basri Gocul, Ziya Gökalp şiirleri yayınlananlar arasında bulunuyordu.
07.04.19 beğen cevap
Hayata Gülümse

Hayata Gülümse

@hayataagulumse - Mersin

Biçimler, Renkler, Sözcükler
*Van Gogh' un resmi bir ahlak/ töre konformizmine değil, kurumların konformizmine karşı çıkıyordu. Ve doğa, doğanın dış görünüşleri, iklimleri, gel-gitleri, tan fırtınaları, bu dünyadan Van Gogh geçtikten sonra artık aynı yer çekimine sahip değildir. Konformizmin baş düşmanı değişikliktir. Eğer resimde, şiirde bir değişiklik, bir devrim söz konusu olabiliyorsa, tüm toplumlarda ve toplumun tüm değerlerinde değişiklik ler ve devrimler olabilir demektir.*

Resim ; Van Gogh / Ekici 1888
ataç ikon Biçimler, Renkler, Sözcükler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Nyx

Nyx

@erebus

Yaratıcılık niçin böylesine zor? Ve niye bu kadar cesaret gerektiriyor? Yaratıcılık basit bir şekilde ölü biçimleri, tükenmiş sembolleri ve yaşamını yitirmiş mitleri feshedip atmak değil mi? Hayır. Joyce'un metaforu çok daha net: İnsanın ruhunu örsünde dövmesi kadar zor. Gerçekten de şaşırtıcı bir bilmeceyle yüz yüzeyiz.

George Bernard Shaw'dan biraz yardım geliyor. Kemancı Heifitz tarafından verilen bir konsere gittikten sonra eve vardığında şu aşağıdaki mektubu yazmış:

Azizim Mr. Heifitz,
Karım ve ben konserinizle büyülendik. Böylesine güzel çalmayı sürdürürseniz genç yaşta öleceğiz muhakkak. Kimse tanrıların kıskançlığını kamçılamadan böylesine mükemmel çalamaz. Sizden her akşam yatmadan önce kötü bir şeyler çalmanızı içtenlikle istirham ediyorum...

Shaw'un nükteli sözlerinin altında sık sık olduğu gibi derin bir gerçeklik yatıyor- yaratıcılık tanrıların kıskançlığını kamçılar. Otantik yaratıcılığın böylesine cesaret gerektirmesi bundan: Tanrılarla yapılan kıyasıya bir cenk söz konusu.
ataç ikon Yaratma Cesareti
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez - Bursa

Sanat eseri bir şeydir, kişilik değildir; bu yüzden kişisel kriterlerle değerlendirilemez.
ataç ikon Ruh, İnsan, Sanat, Edebiyat
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Betül Küçük

Betül Küçük

@betulkucuk

Yûnus geziyor il il,
Sen bu şiirle diril!

Azaplara atar, bil!
Hikmetsiz konuşan dil.
ataç ikon Hikmet Dolu Liman Şiirlerle İman 1
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem - İstanbul

Bir odada tek başına boş bilgisayar ekranına ya da kâğıda bakarak yoktan karakterler ve kurmaca bir dünya inşa etmek oldukça zor. “İlham gelmeden yazmıyorum” diyen yazarlara inanmayın. Bu işi ciddiyetle yapan yazarlar normal bir mesai saatine denk hatta daha fazla saatlerde çalışıyor. Günde kendine 1000 sözcük sınırı koyan da var, saat 8’den 5’e kadar çalışan da. 
ataç ikon Büyük Yazarların Gizli Hayatları
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem - İstanbul

Yeşilçam benim gözümde batakhanedir, iğrenç bir yerdir. Binlerce kızın hayatını kaydıran... Yeşilçamlı denilen adamlar... Hangisi sinema okumuş? Bir ülke ki sinema okulu olmayan... Mezardan tabut çalıp sete getiren adamlar yapımcı oldu, düşünebiliyor musunuz? Benim Hürriyet'te böyle 5-6 kişi, fotoroman çeken adamım vardı. Hepsi Türkiye'nin en büyük yönetmeni oldu! Yeşilçam'da oyuncu olmak için evden kaçan, anasını babasını yanına alıp oralarda dolaşan, 'beni bir filmde oynatın' diye dolaşan tipler vardı. Her gün 40-50 kişi dolaşıyordu. O dönem bir yarışma yapıyorsun, 5 bin kişi katılıyor. Şekli değişik ama yine de kendine yönetmen, yapımcı... diyenler... Kamera önüne geçmenin şartları vardı(!).
ataç ikon Bildiğin Gibi Değil
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem - İstanbul

Sevdiğiniz sanatçılar özel hayatları ya da kişilikleriyle sizi fazlasıyla şaşırtabilir hatta üzebilir. İnsan üstü varlıklar olmadıkları için yazarların da kusurları, saplantıları, zaafları ve hırsları var. 

Onun işinin size edebi bir zevk vermesi iyi bir insan olmasından değil iyi bir yazar olmasından kaynaklanır. Sanatçının kendisiyle sanatını ayırmak iyidir. 

J.D. Salinger hakkında pedofili iddiaları ortaya atıldı. William S. Burroughs karısını öldürdü. Patricia Highsmith ırkçı, T. S. Eliot da Yahudi düşmanıydı.
ataç ikon Büyük Yazarların Gizli Hayatları
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem - İstanbul

Munch
Resim Edvard Munch'a ait. 1892’de yapmış, adını da ‘Gün Batımında Hastalıklı Ruh Hali: Umutsuzluk’ koymuş. Resimde her yeri kül edecek yangından çıkarmışçasına sararmış gökyüzünü kaplayan kırmızı bulutlar ve ateş rengi gökyüzünün altında görülen fiyordun karanlık siluetine bakan, köprünün ahşap korkuluklarına yaslanmış bir adam görünüyor. İki figür ahşap kaldırımda yürüyerek korkuluklara yaslanan adamı kasvetli düşünceleriyle baş başa bırakıyor. Korkuluklar ve kaldırım tablonun soluna doğru dik bir perspektifle tasvir ediliyor ve paranoyayı çağrıştıran figürler tablonun sonuna, fiyordun kıvrımına doğru kayboluyor. Bu tabloda gerçek bir deneyim, bir dönüşüm ve unutulmaz bir açığa vurma anı mevcut. Bu acaba Blake ve Coleridge’nin romantik şiirlerindeki vizyon gibi bir sanatsal coşku mu ya da akıl hastalığından bir kesit mi? Munch 1908’de Kristiania kenarında iki arkadaşıyla yürürken güneşin battığı anda bu sorunun cevabını yazdı: “Hayat ruhumu yırtıp açmıştı”. Munch resimlerinde yeşili kıskançlık üzerine kullanır. Akıl hastalığı derecesindeki kıskançlığı insanların yeşil yüzlerinde ortaya koymaya çalışmıştır.
ataç ikon Munch
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem - İstanbul

“Herkesin bir hikayesi vardır. Ancak herkesin bir şiiri yoktur” diyen Özdemir Asaf, 28 Ocak 1981’de yakalandığı kanser hastalığı yüzünden sevenlerine cismen veda etti. 58 yaşındayken Bebek'teki evinde hayata veda eden Özdemir Asaf'ın cenazesi, isteği üzerine Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi.
ataç ikon Bir Usta Bir Dünya: Özdemir Asaf
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
ruh-u revan.🍒

ruh-u revan.🍒

@the - İstanbul

''Dünyayı dostluk ve sevgiden mahrum bırakmış olan erkek, bunun yerine sanat ve kültürü ikame eder. Oysa erkeğin sanatsal amacı hayvansılığını gizlemektir. Bu yüzden sembolizme ve derin konulara başvurur. İnce şeyleri değerlendirme, yalnızca bok varken mücevher görme gibi yetenekleriyle gurur duyarlar. Bokta güzellik görmeleri gerekir, çünkü görebildikleri kadarıyla alabilecekleri tek şey boktur.''
ataç ikon Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 yorum
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
😂😂😂 kitabı istiyorum Elizabeth @the
18.01.19 beğen 1 cevap
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Gerçek sanat ürünleri ile sanattan yoksun ürünlerin neredeyse ayırt edilemediği bir çağda yaşadığımızı öğreniyoruz. Sanatı, sanat olmayandan ayıran kurallar ve sınırlar yavaş yavaş ortadan kalkmıştır. Bu yüzden artık dünyada üretilen araba, uçak, lokomotif ve gemilerin toplamından daha çok sanat ürünü yaratılmaktadır. Ama bu büyük miktar tam bir kayıptır, tıpkı ne işe yaradığı bilinmeyen nesneler ordusu gibi.

Dakikada kaç değişik tür “sanat çalışması” yapıldığına (hangi maddelerden yararlanıldığına) bir göz attığımda, bu çalışmaların bayağılığı karşısında üzüntüye kapıldım. Gelecekte arkeologlar çağımızda ne tür bir grafik sanat üretildiğini inceleyecek olsalar, hiçbir şey bulamayacaklar. Her gün oluşan çöp yığınlarımızla sanat çalışmalarımızı ayırt edemeyecekler; çünkü ikisinin arasında genellikle hiç bir nesnel fark yok. Campbell marka domates çorbası kutusu bir sergiye konduğu için sanat ürünü sayılabilir, ama çöplükte sürünürken kimse ona, sözgelimi bir arkeoloğun Yunan alüvyonlarında bir mermer vazo ya da bir tanrıça heykeli bulduğu anda duyduğu hazla yaklaşmayacaktır. Bu kitabın yazarlarının gerçek niyeti, bizi çığ gibi üstümüze çöken sayıların altına gömerek sineklere ilişkin karşılaştırmaya ne kadar yakınlaştığımızı kanıtlamaktır (bir çift sinek şayet bir mevsim kontrolsüz çoğalacak olsa, dünyanın okyanuslarını yarım mil derinliğinde bir tabakayla örtebilecektir).

Doğrusu, iletişim teknolojisinin de salt insan beyninin mikroskopik kapasitesini yüzümüze vurmak için geliştiğini düşünmek işten değil. Tüm güzellikler emrimize amadeyse, hatta her şeye masaüstü bilgisayarların ekranından erişilebiliyorsa, buna karşın bizler hâlâ okyanusa kaşık sallayan birer çocuktan farksızsak, bunun nesi iyi?

Kötülüğün iyilik karşısındaki, aptallığın zeka karşısındaki, kötü niyetin sevgi karşısındaki korkunç hakimiyeti, insan dünyasına ait gerçek dengeyi mi yansıtmaktadır? Yoksa bunlar, bilgisayarların ve istatistik bakış açısının bir sonucu mudur?
ataç ikon İnsanın Bir Dakikası
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 yorum
bir kitap sever

bir kitap sever

@birkitapsever - İstanbul

Son Ada
Şiir silahtan güçlüdür!
ataç ikon Son Ada
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
/ 8