up
ara

Sosyoloji Sözleri ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Sosyoloji geçen, Sosyoloji temalı, Sosyoloji tarafından söylenmiş veya Sosyoloji hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.
Hasan Yürekli

Hasan Yürekli

@hasanyurekli5

İslam teolojisine ve hukukuna göre ise insanın ve insan aklının doğuştan gelen sınırları vardı. Dünya, bu ölümlü varlığın
tam olarak anlayamayacağı kadar karmaşıktı, bu yüzden aklın
nasıl kullanılacağı dikkatle belirlenmeliydi. Görüyoruz ki İslam din filozofları, Timaeus'taki rasyonel insan ve doğa anlayışını benimsememişlerdir.
liş'arî, otorite ve şeriatın, akılla karıştırılmasına ya da akla
tabi olmasına kesinlikle karşıydı. İnsanın bütün eylemleri
Tanrı kaynaklıdır, insan, eylemlerini gerçekleştirecek irade ve
gücü edinir (edinim doktrini). İslam teolojisi ve hukuku, Tanrı'nın bilgeliği ve âlimlerin fikir birliğinin, insanın etkinliğinden üstün olduğu fikrini yerleştirmiş ve insan aklının hukuk
ve etikten bağımsız bir kaynak olabileceğini kabul etmemiştir.
İçtihat kapıları kapatılarak, insanın dini ya da etik düşünceye
yenilik getirme yeteneği inkâr edilmiştir. Bu bağlamda dini güçlerin bilimsel ilerlemeye olumsuz etkisinin bir örneği, 12. ve 13. yy.da sosyal bir hareket olarak doğan mistisizmde bulunabilir. Mistik bilimler Yunan bilimlerinin ve rasyonel bilimlerin yerini almış, doğa bilimlerine ise
hoşgörüyle bakılmamıştır. Bu durumda, İslam'da, insanın muhakeme yetisinden, ahlaki, dini ve hukuki alanlarda yararlanılmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu ihmalin yansımalarını diğer kültürel alanlarda da
görmek mümkündür. Tanrı'nın emirleri Kur'an'da yazılı olarak
verilmişti. Mümin, kutsal metinleri ve hadisleri anlamak için,
ayrıca kıyas yapmak için muhakemeyi kullanabilirdi, fakat şüphe ve tereddüde düştüğünde bir otoriteye başvurması gerekiyor, böyle bir otorite bulamazsa âlimlerin uzlaşmasına dönmeliydi. Ondan yeni bir formül keşfetmesi ya da araması istenmiyordu. Dinde ve hukukta yenilik, sapkınlık demekti. Bu konuda Batı'dan ve Doğu'dan iki örnekle, aralarındaki zıtlığı belirginleştirebiliriz: Peter Abelard (ö. 1142) ve Gazali (ö. 1111).
Abelard akla çok güveniyordu ve aklın inanç ve akide çelişkilerini çözeceğine inanıyordu. Ona göre, kötünün bilgisi de dâhil tüm bilgi iyidir ve bilginin serbestçe edinilmesine sınır
getirilmemelidir. Üstelik böyle bir bilgi, Tanrı'mn hediyesidir.

Gazali ise, yalnızca mantıksal olarak kanıtlanabilen bilgiyi
kabul ediyordu. Tanrı bilgisini arama, yalnızca derinlemesine düşünmeyle olabilirdi. Dünyevi hâkim, yani halife, bütün
Müslüman toplumun lideri ve İslam hukukunun uygulayıcısıydı. Bu anlayışta, ruhani ile dünyevi, seküler ile kutsal arasında hiçbir kavramsal ayrım yapılmamıştı.

Neden geri kaldık - Kolektif sayfa 394-395
ataç ikon Neden Geri Kaldık? Bitmeyen Kavga: Çağda...
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hasan Yürekli

Hasan Yürekli

@hasanyurekli5

Türban kadın sorunu mu, erkek Sorunu mu?
+ İrlanda’da koyu Katolik inanç gereğince, aileler “günah” işlediklerine inandıkları kızlarını manastırlara kapatıyorlardı. On binlerce kız, hayatlarının sonlarına kadar orada çamaşır yıkayarak “günahlarından arınmaya” zorlandı. İrlanda’da “son çamaşırhane” 1996’da kapandı! 30 bin kadının bu tür manastırlarda yok olduğu öngörülüyor.
+Türban, Müslüman erkek sistemin her bir kadını kapattığı “bireysel çamaşırhane” değil mi? Kendisini “günah” işlemekten alıkoyacak ve aynı zamanda erkekleri de günaha sokmayacak?
ataç ikon Türban Kadın Sorunu Mu, Erkek Sorunu Mu?...
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 yorum
NurcaN (@atanur)
Kadını: erkek için erkekten saklıyor, tabii ki erkeğin sorunu.
03.07.19 beğen 1 cevap
Bearded Angler (@beardedangler)
Elimde sihirli bir değnek olsa kadınların hepsını bır yere toplardım, erkeklerden uzak... 1hafta sonra erkek cınsının zavallığını görürdüm. Belki o cakıt
03.07.19 beğen cevap
Bearded Angler (@beardedangler)
Kadınların üzerinde oynanılan düşünülen şeylerin saçmalığını idrak ederlerdi
03.07.19 beğen 1 cevap
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Sosyolojik araştırmalar dedikodu sayesinde bir arada durabilen "doğal" bir grubun sınırının 150 kişi olduğunu göstermiştir. Grup bundan daha büyük olduğunda çoğu kişi ne diğerlerini ne yeterince yakından tanıyabilir ne de etkili bir şekilde dedikodu yapabilir.
ataç ikon Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
ahmet-samsa

ahmet-samsa

@samsa

Her sosyolojik cümlenin başına "Yüzde 99'u müslüman olan..." ibaresinin yerleştirildiği bir ülkede, benim ülkemde, hem de benim ülkemin manevi başkentinde, Allah'ın evine giren insanların ayakkabılarına musallat olan başka müslümanlar bulunabiliyordu.
Dehşete kapıldım.
ataç ikon Ruh Yordamı
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Elif Ebru

Elif Ebru

@elifebru

Beden Asla Yalan Söylemez
Ağır hastalıklar, erken yaşta ölüm ve intihar ; aslında gerçek hayatlarımızı boğsalar da,ahlak dediğimiz kurallara boyun eğmemizin mantıklı sonuçlarıdır...
ataç ikon Beden Asla Yalan Söylemez
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Atatürk’ü yakından inceleyen siyasal bilgiler ve sosyoloji profesörü Dankwart Alexander Rustow, Mustafa Kemal’in mezar başındaki konuşmasının nasıl bu kadar çabuk politik bir içerik kazandığını ele alır. Rustow’a göre bu konuşmada,
“Otorite figürü Padişah, önce I. Abdülhamit, sonra Vahdettin’dir. İkisinin azlinde de Kemal aracı olmuştur. Dolayısıyla bu üç kişi -anne, oğul, Padişah- arasında yakın bir ilişki vardır. Padişah kolayca çıkarılabileceği gibi kötü baba figürünü temsil eder: Temsilcileri cellatlardır, ana Zübeyde ve ana vatanın maddi yok oluşundan suçludur. Kemal sadık oğul olarak ortaya çıkar. Herhangi bir padişahın otoritesinin kofluğunu ortaya çıkararak, onu “unutulmuşluk mezarı”na bırakarak ve padişahlığın yerine kendi denetiminde daha meşru bir rejim koyarak annenin ve ülkenin öcünü alır.”
ataç ikon Atatürk
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Ilımlı İslam projesine benzer bir taktik, daha önce 12 Eylül darbesinden sonra askeri rejim tarafından Türkiye'de uygulanmıştı. Askerler, yurt dışından yapılan çevirilerle nispeten politikleşmiş İslami grupların ve ülkücülerin önünü almak için -illegal olmasına rağmen- eski ''miilitan''ları Adıyaman'da (Menzili) ilmi ehliyeti olmayan allahlık bir ''şeyh''e otobüslerle taşıyarak onları iradesiz ''mürit''lere dönüştürmüştü. 28 Şubat sürecinde de ''Siyasal İslam''a karşı Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Mevlana üzerinden bir ''Türk Müslümanlığı'' inşa edilmeye çalışılmıştı. Şeriatı ve siyasal İslam'ı ''Arap işi'' gören bazı Türk allameleri; ''Arap'ın kelamı ve şeriatı varsa, Türk'ün de tasavvufu var'' türünden inciler saçma(lama)ya başladılar. Neredeyse her kasabası bir ''yatır''a, her köşesi bir ''baba''ya sahip olan Anadolu'nun adı geçen bu üç büyük ''veli''sine, olağanüstü büyük tazim göstermeye başlandı. Bu arada, bunların ''pir''i sayılan Maveraünnehirli Ahmet Yesevi'ye de Türki Cumhuriyetler için ''örnek'' ve ''model'' Türk peygamberi işlevi yüklendi. Kerbela'nın, İranlı Şiilerin ikinci Kabe'si haline dönüştürüldüğü gibi, Hacıbektaş ilçesi ve Konya vilayeti de Türklerin ikinci ''Medine''sine dönüştü. Tarihte bazılarınca ''Farsça Kur'an'' ünvanı verilen Mesnevi-i Şerif''in Kur'an-ı Kerim'e benzer lüks cilt baskıları ve yeni çevirileri yapılmaya başladı. Medya ve edebiyat dünyası, harbi Mevlanacı oldu. İlahiler, çok sesli müzik koroları tarafından seslendirilmeye, sufi ve mistik besteler ve klipler yapılmaya başlandı. Msitik ve platonik versiyonlarını birleştiren ''aşk'' romanları bestelenir oldu. Ünlü senaristlerimiz, mistik içerikli film çalışmaları denediler. Anadolu'nun Şaman-mistik genetiği tekrar yeşermeye başladı. Cumhuriyet döneminde teoloji (ilahiyat), saygınlığını kaybettiği için, antropolojik ve sosyolojik açılardan ''normal'' olarak görülebilecek bu dindarlık ve din yorumu, teolojik kritiğe tabi tutulamıyor. Mevlana hazretlerinin ünü, Hz.Muhammed'i solladı. Oysa, örneğin Kur'an, genel olarak peygamberlerin dışında yaratılan ve büyütülen dinsel kişilikleri ve imajları kutsama anlamında (din-adamı, din-ulusu) kategorik olarak reddeder:''Allah'tan size indirilene uyun; ondan başkasını evliya (dostlar) edinmeyin'' (7/3). Putlaştırılan bu tip kişilikler:''... insanların kendilerinin veya atalarının yarattığı ''isimler''den başka bir şey değildir;Allah, onların doğruluğu hakkında hiçbir delil indirmemiştir'' (7/71). İlim sahiplerine olan itibar ise, aslında onların ortaya koyduğu delil ve burhanadır; yoksa evliyada olduğu gibi, onların keramet ve sezgileri ile yaratıldıkları sırlı karizmaya değil,, Alim tipi, ayakları yerde ve şeffaftır; veli veya şeyh ise, etekleri havada ve esrarengizdir (kuddise sirruhu). Sanki, otoritelerini mantık ve Arap dilinin gramer kuralları içinde meşru olarak üreten onca fıkıh, kelam (teoloji) ve felsefe ekollerine sahip İslam'ın ana Sünni/Şer'i ekseni (ortodox), yüzyıllarca İslam dünyasıında hakim dini görüş değilmiş gibi, otoritesini her türlü akıl dışılığı, sırrı, gizi, rüyayı, vehmi, hayali ve ruhsal çöküntüyü gizleyen, onlara kılıf oolan yaldızlı ''gönül'' ve ''kalp''ten alan Türklerin tasavvufu,''hakiki-es-öz'' İslam oluyordu. Bu bağlamda ''milli'' özelliği ile Türk dinselliğinin, ahlaki ve politik bağlamda evrensel bir ''ümmet'' veya ''kardeşlik'' nosyonundan hayli noksan olduğu açıktır. Entelektüel çizgi olarak da İbn Haldun'un realite ve akla dayanan ''umran ilmi'' çizgisinden daha fazla, İbrahim Hakkı Hazretlerinin simya ile kimyayı, astronomi ile astrolojiyi, sihir-büyü ile keramet ve mucizeyi birbirine karşıtıran sentezine dayanır.

İlhami Güler, Direniş Teolojisi,'Hz.Muhammed (Adalet) Mi, Yoksa Hz.Mevlana (Aşk) Mı?', Ankara 2011, s.130-132.
ataç ikon Direniş Teolojisi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Perizan

Perizan

@perizan

Anlasana, biz yokuz aslında. Yani ellerimiz hiçbir zaman temiz olmadı. Yok yere topuklu ayakkabılar giymeyi öğrendik, kitaplar okuduk ve dolma sarma dersine çalıştık. Psikoloji ve sosyoloji okuduk ve bol bol sustuk. (S. 36-37)
ataç ikon Bütün Kadınların Kafası Karışıktır
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Merve Arslanalp

Merve Arslanalp

@mervearslanalp5

Anlasana biz yokuz aslında.Yani ellerimiz hiçbir zaman temiz olamadı. Yok yere topuklu ayakkabılar giymeyi öğrendik, kitaplar okuduk ve dolma sarma dersine çalıştık.Psikoloji ve Sosyoloji okuduk ve bol bol sustuk.(s.36-37)
0 yorum
Esm.

Esm.

@kaplumbagist

Öyle hissediyorum ki, insanların sahip olduğu elektrik süpürgeleri, buzdolapları, çamaşır makineleri gibi tüm bu benim 'yaşam lüksleri' dediğim metalara rağmen eskiden yaşam daha iyiydi ve insanlar daha arkadaş canlısıydı.
ataç ikon Sosyoloji
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum