up
ara

Suçsuzluk İle İlgili Sözler ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Suçsuzluk geçen, Suçsuzluk temalı, Suçsuzluk tarafından söylenmiş veya Suçsuzluk hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.
Sonay Ç.

Sonay Ç.

@ponnik

Yanlış bir şey yaptığını düşünmekdikçe suçluluk duymazsın. Can Yay. S: 99
ataç ikon Görünmeyen
7.8 (47 oy)
0 yorum
tabula rasa

tabula rasa

@tabularasa

Bir koku kalmıştı odasında, belki yalnız
anılardan, belki de ilkyaz akşamına
yarıaçık bırakılmış pencerelerden.
Götüreceği neyi varsa toparladı.
Büyük aynanın üzerine bir çarşaf örttü. Parmaklarında hala o biçimli gövdelerin duygusu ve kaleminin duygusu, tek başına - karşıtlık yoktu: şiirin son birleşimiydi bu. Kimseyi aldatmak istememişti. Son yakındı. Bir daha sordu:
"Acaba minnet duygusu mu, yoksa minnet duyulması isteği mi?"
Karyolanın altına itilmişti eskimiş terlikleri, onları örtmeye kalkmadı - (Nasıl olsa başka bir gün). Yalnız, anahtarı yeleğinin cebine yerleştirdiğinde, yapayalnız, odanın tam ortasında duran sandığın üstüne oturdu ve suçsuzluğunun bilincine ilk kez böylesine kesinlikle vararak ağlamaya başladı.
0 yorum
Nazım İlgin

Nazım İlgin

@nazimilgin

Uyumsuz insan, yolunun belli bir noktasında kışkırtılmıştır. Tarih ne dinden yoksundur, ne peygamberden, Tanrısızları bile vardır. Ondan sıçraması isteniyor. Verebileceği tek yanıt, iyi anlamadığı, bunun açık olmadığıdır. Kişi de yalnızca iyi anlamadığını yapmak ister. Ona bunun gurur günahı olduğu, belki de işin sonunda cehennemin bulunduğu söylenir, ama bu garip geleceği gözlerinin önüne getirmesine yetecek imgelem gücü yoktur; ölümsüz yaşamı yitirdiği söylenir, ama ona önemsiz görünür bu. Suçluluğu benimsettirilmek istenir ona. O kendini suçsuz bulur. Doğrusunu söylemek gerekirse, yalnız bunu duyar, çaresiz suçsuzluğunu. Her şeyi bu sağlar ona.
ataç ikon Sisifos Söyleni
8.7 (95 oy)
0 yorum
Misafir2

Misafir2

@misafir001

...korkutucu ölçüde baş ağrıtan bir şey: Her türden diploma... Sözleşme, sürücü belgesi, ustalık belgesi, kimlik, izin belgesi, tapu, onay belgesi, kayıt belgesi, ortak kullanım belgesi, sendika kartı, üstün başarı belgesi (taktir name), senet, çek, geçici izin belgesi, kabul belgesi, gelir bildirgesi-beyannamesi, emanet belgesi... Soy kütüğüne varana kadar... Akla gelebilecek her türlü kağıt parçasının devreye sokulması gerekiyor... Acaba onaylatılması unutulan bir şeyler yok mu?

İnsanlar karşısındakinin mahsus gevşek davrandığı gibi iç kemiren bir kuşkunun esiri oluverir. Suçsuzluğu kanıtlamak için, zorla da olsa yeni bir onay belgesi akla geliverir. O son kâğıt parçasının nerede olduğunu kimse bilmez. Sanırım sonsuz kanıt belgesi var.
ataç ikon Kumların Kadını
8.7 (15 oy)
0 yorum
Buse

Buse

@csweetxc

Biz kırıldık daha da kırılırız
Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza.
0 yorum
Mehmet Murat Balkan

Mehmet Murat Balkan

@muratbalkan3

''Zaman zaman,gebeliğin önlenmesine'doğaya aykırı' olduğu gerekçesiyle saldırılıyor.Evet,öyle,çok aykırı.Sorun,koruyucu devletin doğaya aykırı olması.Çoğumuzun koruyucu devletin arzu edilir bir şey olduğuna inandığını düşünüyorum.Fakat,doğaya aykırı koruyucu devletin olması için,doğaya aykırı doğum kontrolünün de olması gerek;aksi takdirde,sonuç doğadakinden daha beter bir sefalet olurdu.Koruyucu devlet,belki de,bugüne kadar tüm hayvanlar aleminde görülmüş en özverili sistem.Ancak,her özverili sistem doğası gereği kararsızdır,çünkü sistemi kendi çıkarına kullanmaya hazır bencil bireylere karşı açıktır.Büyütebileceklerinden daha fazla çocuk sahibi olan insanlar,çoğu kez,bilinçli bir sömürü yapmakla suçlanamayacak denli vurdumduymazlar.Onları bilinçli olarak böyle davranmaya iten güçlü liderlerin ve kurumların suçsuzluğu ise,bence daha kuşkulu.''
ataç ikon Gen Bencildir
8.3 (35 oy)
0 yorum
Oğuz Atay

Oğuz Atay

@savasyildirak13

-Santiago, yavrum diye bağırmıştı. Neyin var ?
Santiago Nasar,onu tanımıştı.
-Beni öldürdüler,Wene Hala demişti.

Son basamakta tökezlemiş ama kendini hemen toparlamıştı. Hatta bağırsaklarına bulaşan toprağı eliyle silkelemek titizliğini bile gösterdi, dedi bana Wene Halam. Sonra saat altından beri açık olan arka kapıdan evine girmiş; mutfağın içine yüzükoyun yığılıp kalmıştı.

Bu alıntıyı, bugün okumaya başlayıp bitirdiğim ''Gabriel Garcia Marquez''in 'Kırmızı Pazartesi' adlı kitabından aldım.

Kitabı az önce bitirdim. Başımı yastığa koyup bir süre odanın tavanına anlamsız anlamsız baktım. Birden engellenemez sonların acısı beni kuşattı. Nefesim boğazıma tıkandı. Bir süre kıpırdamadan, bir ceset gibi öylece durdum.

Sonra, ''bana önyargı verin, bütün dünyayı yerinden oynatayım." diyen yazarın bu cümlesini tekrar tekrar düşündüm.

Santiago madem böyle bir suç işliyor, o halde ölmeli. Çünkü kasabada bakire çıkmayan bir kadın var ve suçlu kasabanın en yakışıklısı Santiago Nasar gösteriliyor.

Santiago Nasar'ın öldürüleceğini bütün kasaba biliyor ama kimse engellemiyor. Çünkü, ortada temizlenmesi gereken bir namus var. Töre böyle emrediyor. Namus ancak cinayetle temizleniyor.

Madem Santiago böyle bir suç işliyor, o zaman ölmeyi hakkediyor.
Oysa o işi yapanın Santiago olduğu bile kesin değil. Tamamen önyargılarla suçlanıyor. Bu işi yapsa yapsa Santiago yapabilir diyorlar.

Ne kadar tanığıyız böylesi hikayelerin. Hemen hemen her gün belki yaşıyoruz. Santiago'nun bağırsaklarını deşen bıçaklar dünyanın belli bölgelerinde sadece pazartesileri değil, hemen her gün bileniyor. Bazen töre cinayetleri için, bazen başka cinayetler için.

Asıl korkunç olan, bireysel önyargıların toplumsallaşması. İşte o zaman kimse cinayete ses bile çıkarmıyor. Herkes önyargısını asıl gerçek sanıp kendi vicdanını bu şekilde rahatlatıyor.

İşte Santiago Nasar cinayetinde de durum böyledir. Herkes cinayete sırtını dönüyor. Çünkü Santiago Nasar'ın suçsuzluğu, toplumun önyargısı karşısında hiçbir şey bile değildir.

Santiago Nasar'ın gerçeği, toplumun uydurma önyargısını kırmaya yetmiyor. Kıramıyor.

Ve böylece öldürülmekten kurtulamıyor.
Santiago Nasar,onu tanımıştı.
-Beni öldürdüler,Wene Hala demişti.

İşte bu son cümle, meselenin korkunçluğunu ve çaresizliğini insanın yüreğine adeta zımbalıyor.

S.Yıldırak
ataç ikon Kırmızı Pazartesi
8.1 (738 oy)
0 yorum
Aslı Atay

Aslı Atay

@asliatay

""Kız arkadaşın var mı?" diye sordu.
"Bazen."
"O nasıl oluyor?"
"Sadece sarhoşken gidiyorum. Bazen içeri alıyor, bazen almıyor. Hiçbir şey içmiyor ama kafası benden güzel. Komşulara kuzen numarası yapıyoruz. Karışık bir durum."
"Onu elinde tutmak istiyor musun?"
"Bazen."
"O zaman onu sürekli suçla," dedi. "Bazen suçlama sürekli suçla. Suçsuzluğunu kanıtlayamadığı sürece sana kötü davranamaz."
"Niye öyle yapsın ki?"
"Çünkü biz kadınlar doğuştan suçlu olduğumuza inanırız."
"Tamam" dedim. "Bunu değerlendireceğim.""
ataç ikon Hikayem Paramparça
8.2 (339 oy)
0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

"Her yerimi ağılı sinekler sokmuş, hınzırlığın nice damlalarıyla bir taş gibi oyulmuş, -öylece otururdum onların arasında-
Hele kendilerine iyiler diyenlerin, en ağılı sinekler olduklarını gördüm: onlar tam bir suçsuzluk içinde sokarlar, tam bir suçsuzluk içinde yalan söylerler."
0 yorum
tabula rasa

tabula rasa

@tabularasa

Cırcırböceği hiçbir yere bağlanmıyan ve gözlem için gözlem yapan dünyanın o az sayıdaki ayakları kösteksiz insanlarına örnektir. Hoş, insanların çoğu, bu gibileri suçlamak, kendi aralarından atmak için her türlü kötülüğe baş vururlar, işin tuhafı, şairler bile, cırcırböceklerini yığınların gözünden düşürme­ğe büyük bir önem verirler, ama, kimileri de bunun tam tersini yapar.
Cırcırböceklerini temize çıkarmağa, suçsuzluklarım kalabalıklara duyurmağa çalışırlar. Gel etme karınca kardeş, derler, cırcırböceğine acı.
Gelgelelim ki gelgelelim, cırcırböceğine kimseler acımaz.
0 yorum
Arif Boğaç

Arif Boğaç

@bogac

Kıskançlık nice insanla, şehirle, yolla tanışmak için böyle bir açlık uyandırır içimizde! Kıskançlık öğle bir öğrenme hırsıdır ki; onun sayesinde, birbirinden bağımsız tek tek noktalarda, bilmek istediğimiz şeyin dışında mümkün olan her şeyi öğreniriz sonunda. Bir şüphenin doğup doğmayacağını asla bilinemez, çünkü birbirine pek açık olmayan bir cümleyi, belirli bir niyetle gösterilmiş bir suçsuzluk kanıtını hatırlarız. Oysa söz konusu kişiyi tekrar görmemişizdir, ama o insandan ayrıldıktan sonra ortaya çıkan gecikmeli bir kıskançlık vardır. Belki de bazı arzuları içimde saklama alışkanlığım, peşlerinde mürebbiyeleriyle sokaktan geçerken penceremden seyrettiğim kızlara benzer, sosyetik bir genç kızla, özellikle de Saint- Loup’un sözünü ettiği randevu evlerine giden kıza duyduğum arzuyu, güzel oda hizmetçilerine, özellikle Mme Putbus’ün oda hizmetçisine duyduğum arzuyu, bahar başında kırlara gidip akdikenleri, çiçeklenmiş elma ağaçlarını, fırtınalarını görme arzularımı hiç tatmin etmeden içimde muhafaza etme alışkanlığım ve günün birinde bu arzuları doyurmaya kendi kendime söz vermekle yetinmem, M. De Charlus’ün bugünün işini yarına bırakmak diye aşağıladığı, onca yıldır sürdürdüğüm sürekli erteleme huyum içinde o kadar genişlemişti ki, kıskanç süphelerimi de ele geçiriyor ve bir yandan Albertine’e Aime ona rastladığında yanında bulunan genç kız ( belki de genç kızlardı, anlatılanların bu kısmı hafızamda bulanık, silik, kısacası çözülmezdi ) hakkında bir gün hesap soracağımı zihnimde kaydederken, bir yandan da bu hesaplaşmayı geciktirmeme sebep olurdu. Ne olursa olsun, kız arkadaşıma kıskanç görünüp onu kızdırmak istemediğimden, o gece konuşmamaya karar verdim. Bununla birlikte, Bloch ertesi gün kuzini Esther’in fotoğrafını gönderdiğinde, onu Aime ulaştırmak için acele ettim. Aynı anda, Albertine’in o sabah, kendisini gerçekten yorabilecek bir hazzı benden esirgediğini hatırladım. Ancak onu başkasına, belki öğleden sonraya mı saklamıştı? Kime? Kıskançlık bir türlü bitmez, çünkü sevilen kişi, örneğin ölü olduğu için artık eylemleriyle kıskançlığı harekete geçirmese bile, kimi hatıralar, bütün olaylar bittikten sonra hafızamızda kendileri de birer olay gibi hareket eder; o ana kadar aydınlığa kavuşturmamış olduğumuz, bize öenmsiz görünmüş hatıralar, sırf onları düşünmemizle, herhangi bir dış unsur olmadan, yepyeni, korkunç bir anlam kazanırlar. İki kişi olmaya gerek yoktur; sevgilimiz ölmüş bile olsa, yeni ihanetlerin ortaya çıkması için odamızda tek başına düşünmemiz yeterlidir.Dolayısıyla, aşkta, günlük hayattaki gibi yalnızca gelecekten değil, geçmişten bile korkmamız gerekir; bu geçmiş, bizim için çoğunlukla gelecekten sonra gerçekleşir; üstelik sadece sonradan öğrendiğimiz geçmişten değil, uzun süredir içimizde barındırdığımız ve ansızın söktüğümüz, okuyabildiğimiz geçmişten söz ediyorum.

MAHPUS

Sayfa : 2165 - 2166

Yapı Kredi Yayınları
Delta Serisi
4. Baskı
0 yorum
gamze

gamze

@dimple

Bay Haller iki çağ arasında sıkışıp kalanlardan, tüm korunmuşluk ve suçsuzluklara uzak düşenlerden, insan yaşamının tüm güvensizliğini kişisel acı ve cehenneme dönüştürüp yoğun biçimde yaşamaları alınlarına yazılmışlardan biridir.
ataç ikon Bozkırkurdu
8.7 (148 oy)
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Ortaçağ'daki acımasızlıklara ilişkin bir söyleşinin ardından bana demişti ki: "Bu acımasızlıklar gerçekte acımasızlık değildir. Ortaçağ'ın bir insanı bizim bugünkü yaşam üslubumuzu bambaşka açıdan değerlendirir, tümüyle acımasız, dehşet verici ve barbarca görü aşağılardı! Her çağ, her uygarlık, her gelenek ve görenek kendine özgü bir üslubu içerir, kendisine yaraşır incelikleri ve sertlikleri, güzellikleri ve acımasızlıkları barındırır kendisinde, kimi acıları pek doğal karşılar, kimi kötülükleri sabırla sineye çeker. Ne zaman ki iki çağ, iki uygarlık ve iki din birbiriyle kesişirse, işte o zaman insan yaşamı gerçek bir acıya, gerçek bir cehenneme dönüşür. Ortaçağ'da yaşayacak antik dünyanın insanı havasızlıktan içler acısı bir şekilde boğulup giderdi, bizim uygarlık ortamında bir ilkelin havasızlıktan boğulup gideceği gibi tıpkı. Öyle çağlar vardır ki, bütün bir kuşağın insanları iki çağ, iki ayrı yaşam üslubu arasında sıkışıp kalır, her türlü doğallık, her türlü gelenek ve görenek, her türlü korunmuşluk ve suçsuzluk duygusu çıkıp gider elden. Kuşkusuz herkes bunun aynı ölçüde ayrımına varamaz. Nietzsche gibi biri bugünkü sefaleti bir kuşaktan çok daha fazla süre önce yaşamak zorunda kaldı; onun tek başına, hiç alışılmadan yaşadığını bugün binlerce insan yaşamakta."
ataç ikon Bozkırkurdu
8.7 (148 oy)
0 yorum
Gamze Züleyha Üredi

Gamze Züleyha Üredi

@gzuleyhauredi

...ve soru soran bir suçsuzluk...
ataç ikon Kuşlar Sanatı
7.9 (14 oy)
0 yorum