up
ara

Yoksunluk Sözleri ve Kitap Alıntıları

İçerisinde Yoksunluk geçen, Yoksunluk temalı, Yoksunluk tarafından söylenmiş veya Yoksunluk hakkında sözler ve kitap alıntıları listelenmektedir.
Beyhude

Beyhude

@mamafih

... , yoksunluk ve vazgeçiş , biz insanların ortak yazgısıdır. Isteklerimiz sınırsızdır, bunları karşılama olanaklarıysa son derece de sınırlı. Insanın "keşke olsaydı " biçiminde ki isteği , sonunda " olmaz ki" yanıtına ve yaşamın "bu kadarına razı ol" kuru öğüdüne çarpar.
Sayfa;99
ataç ikon Değişen Kafalar
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Hüzünlerin,kayıpların,acıların ve yoksunlukların yaşattığı olumsuz duyguları ve halleri hep içimdeki bir güzelliği, bir yaratıcılığı beslemek üzere istifadeye yönlendirmeyi seçmem aslında yine bir tesadüf değil. Bu en kötü halı bile, olumlu bir yaşam ateşine dönüştürebildiğime dair hissettiğim güç... Bu öylesine büyük bir güç ki; bunu insana bir başkasının vermesi mümkün değil. Bir başkasından, özellikle sevdiğiniz birinden gelen bir destek her zaman iyi gelir, bu kaçınılmaz. Ama her kim olursa olsun, bir başkasının uzattığı el de, yürek de emanettir,geçicidir. Eğer içinizde kendinize ait mücadele kuvveti yoksa eller çekildiği an yine dibe vurmak kaçınılmaz olur.
ataç ikon Dedem Kurt Seyit ve Ben (Sözsüz Bir Ayin...
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Filiz Dereci

Filiz Dereci

@filizdereci

"Nerelerden gelip nerelere gittikleri belli olmayan bir yığın insan, şaşkın, yorgun, sıkkın bıkkın banliyö trenini beklemekteler. İçlerinde, hiçbir zaman bir kitabın kapağını açmamış, ders kitapları dışındaki bir kitaba elini bile sürmemiş olanlar da dahil olmak üzere, bütün kitapların saçmalıklarla, yazanların zırvalarıyla, gerçek yaşamdaki acı ve yoksunluklarla ilgisiz uyduruk serüvenlerle dolu ve zaten kendileri için yazılmadığına yürekten inanmışlar büyük bir çoğunlukta. Bu insanlar 'yazar' diye adlandırılan işsiz güçsüz serserilerden korunmak için onların ne diye ve neler yazdıklarını hiç mi hiç merak etmiyorlar ve etmemeye de kararlılar."
ataç ikon Yeşil - Yeni Yalan Zamanlar 1
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Yeliz Korkmaz

Yeliz Korkmaz

@yelizkorkmaz

"her keder ve sıkıntı, bayatlamış mutluluklarımızı süpürür,temizler.Yeni taptaze hoşnutluklar için bizi hazırlar.Bir keder gelip çattığında yepyeni hoşnutlukları bekle keder de sıkıntı da bir emanettir.Gelir yaşanır ve gider.Hoşnutluk fark etmeye bağlıdır:fark etmek ise ancak zıtlıkla mümkündür.dert ve keder olacak ki hoşnutlukları fark edip gezerken lezzeti alabilelim.her gün et yemek insana ne kadar haz verebilir ki ?ne sürekli açık el ne de sürekli kapalı bir el insan için hoşnutluktur,insan için hoşnutluk hem açılan hem de kapanan eldir yoksunluk sahip olduğumuz da alacağımız haz için bizi hazırlar dolayısıyla br nimettir.
ve işte yaşanan tüm bu sıkıntılar bize en önemli olanı unutmamayı hatırlatır"....
ataç ikon Terapistin Terapisi
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
treudaimonia

treudaimonia

@treudaimonia

"Kapitalist uygarlığın egemen olduğu ulusların işçi sınıflarını garip bir çılgınlık sarıp sarmalamıştır. Bu çılgınlık, iki yüzyıldan beri, acılı insanlığı inim inim inleten bireysel ve toplumsal yoksunluklara yol açmaktadır. Bu çılgınlık, çalışma aşkı; bireyin, onunla birlikte çoluk çocuğunun yaşam gücünü tüketecek denli aşırıya kaçan çalışma tutkusudur. Rahipler, iktisatçılar ve ahlakçılar bu akıl sapıncına karşı çıkacak yerde, çalışmayı kutsallaştırmışlardır."
ataç ikon Tembellik Hakkı
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Misafir2

Misafir2

@misafir001

Genellikle, analar babalar, dört duvar arasına hapsedilen çocuğun çilesinden habersizdirler; ama -henüz yerleşmiş kanıların esiri olmayan, sadece içgüdüleriyle hareket eden- o zavallı, hayatta attığı adımların altında bir uçurumun açıldığını duyar, isyan eder, ustasına karşı olduğu gibi, kendi ailesine de düşman kesilir.
(...)
Çocuk cahil ve delicesine bencil insan canavarlarının ellerine verilir, onlar da bu heyecanla dolu, yaşamaya susamış çelimsiz yaratığın kolunu kanadını kırarlar. Çocuğun, gün ışığına, ağaçların hışırtısına, dalgaların şırıltısına, meltemin okşayışına, kuşların cıvıltısına, sokakta koşuşan köpeklerle kedilerin özgürlüğüne, mis kokulu kırlara, kendisini yakan kara, şaşırtan güneşe, merakını uyandıran ufuklara, altında ezildiği sonsuzluğa muhtaç bir hayat tomurcuğu olduğunu o ahmak suratlı herif nereden bilsin? Çocukluğun hayat mevsimlerinin en körpesi olduğunu, mutluluk içinde bile varlığı fani olan o insan yapısının temellerinin ancak bu mevsimde atıldığını nereden akıl etsin? Oysa bütün yapının uçuruma yuvarlanması istenmiyorsa, bu temeller iyilik, yalnız iyilik harcıyla yoğrulmalıdır.
İnsanların çoğunluğu çocukluğunu dayak yiyerek, yoksunluklara katlanarak, kanunların yükselttiği o ömür törpüsü kalelerde geçirirken, hayat temellerinin böyle atılmasını nasıl isteyebilirsiniz? Yeryüzünün haydutlar, katiller, dolandırıcılar, pezevenkler, tembeller ve düzen düşmanlarıyla dolu olmasında şaşacak ne var, siz doğa yasalarına uymadıktan sonra?
Sizler, kanunlar yapmışsınız, akademiler kurmuş, ahlak kürsüleri tesis etmişsiniz, kulakları patlatırcasına çanlarını çalarak merhameti öğretmeye çalışan kiliseleriniz var, meclisleriniz var, ama bir çocuğun göğsü içinde neler kaynaştığını bilemezsiniz, güzel olabilecekken sakat bıraktığınız bu hayat hakkında da bir bilginiz yoktur.
ataç ikon Hayat Yollarında
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Beyhude

Beyhude

@mamafih

En genel gözlem bize insan mutluluğunun iki temel düşmanının ISTIRAP ve CAN SIKINTISI olduğunu gösterir. Daha ileri gidip , birinden yakamızı sıyıracak kadar talihli olma ayrıcalığımızın düzeyinin bizi diğerine yaklaştırdığını söyleyebiliriz. Aslına bakılırsa hayatın bize sunduğu , bu ikisi arasında , az veya çok şiddetli salınımdır. Bunun sebebi bu iki kutuptan her birinin diğeri için çift yönlü , harici yada nesnel , deruni yada öznel bir çatışmayı içinde barındırmasıdır. Haricen , ihtiyaç içinde bulunmak ve yoksunluk ıstırap üretir; buna karşılık eğer bir insan sahip olması gerekenden daha fazlasına sahipse , bu seferde yakasını can sıkıntısına kaptırır. Dolayısıyla aşağı sınıftakiler günlerini ihtiyaçları tedarik için sürekli bir mücadele ile , başka bir deyişle ISTIRAP içinde geçirirken, yüksek sınıflar Can Sıkıntısıyla biteviye ve çok kere umutsuz bir savaş halindedir..
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Ne yazık ki, çocukluğu bir körlük, bir yoksunluk olarak algılamaya, içinde fazlasıyla zenginlik barındıran bir şey olduğunu görmezden gelmeye alışmışız.
0 yorum
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

Birçok ülkenin ekonomisi durgunluğa bırakıldı, topraklar ekilmedi, yeni makine yatırımları yapılmadı, halkın geniş kesimleri çalıştırılmadı ve yarı aç yarı tok, devlet yardımına terk edildi. Ama bu da askeri bakımdan güçsüz düşülmesine yol açtı ve getirdiği yoksunluklar açıkça gereksiz olduğundan, muhalefeti kaçınılmaz kıldı. Üretimin sürdürülmesi, ama ürünlerin dağıtılamaması gerekiyordu. Uygulamada bunu gerçekleştirmenin tek yolu da savaşın sürekli kılınmasıydı. Savaşın asıl yaptığı yok etmektir; ama ille de insanları yok etmesi gerekmez, insan emeğinin ürünlerini de yok eder.
ataç ikon 1984
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Soner Soydan

Soner Soydan

@sonersoydan

"Yokluk, yoksunluk, ayrılık, azap görmeden yazmışsın Fransızca Fransızca, ağzından pipon, önünden şarabın eksik olmamış, bir de yumurtladıklarını Türkçeye çevirmemi bekliyorsun pezevenk!" diye, rahmetlik adamlara bile öfke duyuyordum.
ataç ikon Olduğu Kadar Güzeldik
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Mladenov

Mladenov

@mladenov

Manevi yoksunluklar bütün maddi azaplardan çok daha ağırdır.
ataç ikon Ölüler Evinden Anılar
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Cihan Şahin

Cihan Şahin

@cihansahin48

Piyer tutsaklıkta, barakada iken aklıyla değil, bütün varlığıyla, bütün yaşamıyla insanın mutluluk için yaratılmış olduğunu, mutluluğunu da kendi içinde taşıdığını, mutluluğun insanın kendi ihtiyaçlarını karşılamaktan ibaret olduğunu, bütün mutsuzluğun da yoksunluktan değil, fazlalıktan ileri geldiğini anlamıştı. Ama şimdi, yola koyulduklarının bu üç haftası içinde yeni, teselli verici bir gerçeği daha öğrenmişti. Öğrenmişti ki,dünyada korkulacak hiçbir şey yoktu. İnsanın tam anlamıyla mutlu, tam anlamıyla özgür olmasını sağlayacak bir çare bulunmadığı gibi, tam anlamıyla mutsuz, tam anlamıyla özgürlükten yoksun olmasına yol açacak bir durum da olamazdı; bunu öğrenmişti. Anlamıştı ki; acının da, özgürlüğün de sınırı vardı ve mutlulukla mutsuzluğun sınırı birbirine çok yakındı; pembe yatağında, çarşafın bir ucu kıvrıldı diye rahatsız olan bir insan, tıpkı çıplak, rutubetli bir toprağın üzerine uzanıp da, vücudunun bir yanı ısınırken, öbür yanı üşüyen bir insan gibi rahatsız oluyordu; eskiden dar balo ayakkabılarını giyinirken nasıl bir acı duymuşsa, şimdi artık yalın ayak, (ayağındaki pabuçlar çoktan parçalanmıştı), daha doğrusu her yanı yaralarla dolu, çıplak ayaklarıyla yürürken aynı acıyı duyuyor, canı acıyordu. Anlamıştı ki, eskiden karısını kendi isteğiyle aldığını sanıyordu, oysa o zaman sonradan kendisini ahıra kapayıp, kapıyı kilitledikleri anda olduğundan daha özgür değildi. Bütün başına gelenler arasında, sonradan acı olarak nitelendirdiği, ama o sırada hemen hemen hissetmediği şeyler arasında en önemlisi çıplak toprağa, taşa sürtüne sürtüne yara bere içinde kalmış, kabuk bağlamış nasırlı ayaklarının durumuydu. At etinin hoş bir tadı vardı ve besleyiciydi. Tuz yerine kullanılan barutun ham maddesi güherçilenin tadı da hoş geliyordu. Hava fazla soğuk değildi; gündüzleri insan ısınıyordu. Geceleri ise çoban ateşleri yanıyordu. Vücudunu yiyen bitler, ona hoş bir sıcaklık veriyordu. Sözün kısası ilk zamanlarda ona en zor gelen şey, ayaklarının durumuydu.
ataç ikon Savaş ve Barış
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

"Ölüm varken ben yokum." Korku, üzüntü, keder, yoksunluk yaşayacak bir ben olmayacak. Bilincim yok olacak, ışıklar kapanacak. Epikouros'un simetri iddiası da beni rahatlatıyor: ölümden sonra doğumdan önceki var olma hali olacak.

İki bölümlü bir taşra mezarlığının tasvirini okumuştum: "hatırlanan ölüler" ve "gerçekten ölüler." "Hatırlanan ölülerin" mezarlarına bakılıp çiçeklerle bezenirken "gerçekten ölülerin" mezarları unutulmuştu: çiçeksizdiler, yabani otlarla kaplıydılar, mezar taşları eğrilmiş ve aşınmıştı. Gerçekten ölüler, tanınmayan kadim, yaşayan hiç kimsenin görmemiş olduğu ölülerdi. Yaşlı bir insan –bütün yaşlılar- pek çok insanın görüntüsünün son deposudur. Çok yaşlı biri öldüğünde onunla birlikte pek çok kişi daha ölür.
0 yorum
Demet K.

Demet K.

@caramiooooooooo

..Ta ki ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar. O zaman anlar ki, birlikte kaçar, birlikte uçar, beraber yaşamaları beklenenlerin yanında tutunamayanlar. O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirlerine yakın kılan. Topal kuşlar birbirlerinin "arıza"larını bilir ve sömürmek ya da örtmek yerine kabullenirler öylesine. En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulandır.
ataç ikon Med-Cezir
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Seda İpek A

Seda İpek A

@bibakbenmiyim

Bakmak ve sana dokunamamak, cezaların en acımasızı, seni bu kadar yakınımda hissedip kollarımda sıkıca tutamamak, en şiddetli ve katlanılmaz yoksunluk.
ataç ikon İlk Gece
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Erkin Çoban

Erkin Çoban

@erkincoban

En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır. Aynı şekilde zengin, benzer biçimde mesut olanların yakınlıkları sabun köpüğü gibidir, uçar. Ortak hüzünler, ortak arızalardır esas yakınlaştıran, yaklaştıran.
ataç ikon Kağıt Helva
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hilal Özdemir

Hilal Özdemir

@cokfuzuli

Bir: Yoksunluk ve özlem bizi zinde tutuyor, zamanın dışında tutuyor. İki: Arzuları doyurmak bizi pelteleştiriyor, zamanın içine atıyor.
ataç ikon Sinek Isırıklarının Müellifi
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Cansu Umut

Cansu Umut

@cansuumut

Yıldızlar karanlıkta parladığı gibi yoksulluk ve yoksunluk içinde de temizlik ve yücelikle parlayan ruhlar yok mudur? Bir kalp, sevmek için mutlak servete, asalete mi muhtaçtır?
Bence en güzel ikbal, ruhun göründüğü iki güzel göz; en büyük servet, kalbin hissini gösteren gül renginde dudaklardan, akseden gülümsemedir. Güzellikten büyük asalet, kalp temizliğinden büyük servet mi olur ?
ataç ikon Sergüzeşt
kitaba 6 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum