up
ara
Doğum Tarihi : 6 Ekim Pazar 1996
Katılım Tarihi : 19 Ocak Cuma 2018 15:51 - 581 gün
Cinsiyet : Kadın
Medeni Durum : Karışık
Şehir : İzmir / Türkiye (Turkey)
Üniversite :
Çukurova’da tarihi kervan ve göç yolları boyunca sıralanan dağ kaleleri dizisinin önemli noktalarından biri de Dumlu Kalesi’dir. Adını Ceyhan Irmağı yakınlarındaki Dumlu köyünden almaktadır. Bazı kaynaklarda Tumlu şeklinde de anılan kalenin antik Adamondana ya da Amuda Kalesi olduğunu düşünenler de vardır.

Yaklaşık 70 metre yüksekliğindeki bir kayalığın üzerine oturtulan kale, Adana-Kozan kervan yolunu ve birçok kaleyi gözleyebilecek konuma sahiptir. Yarım daire şeklinde sekiz kulesi olan kalenin surlarının uzunluğu yaklaşık 800 metredir. Bazı bölümleri tonozlu koridorlarla kapatılmış olan kalenin girişi kuzey yönündedir.

Giriş yönünde kayalar oyularak merdiven haline getirilmiştir. Bu yönde kaleye yaklaştıkça yer yer hendek ve sperliklerin izleri görülebilir. Kenarları ve birbirleriyle birleşme noktaları muntazam şekilde işlenmiş, ama dış yüzleri kabaca düzeltilmiş büyük küfeki taşı bloklarıyla inşa edilen kale duvarlarının daha geç tarihlerde küçük ve moloz taşlarla da tamir edildiği anlaşılmaktadır.

Dendanları tamamen yok olan kalenin mazgal pencereleri hala ayaktadır. Taş duvarlarının inşa şeklinden, kalenin 11.-12. Yüzyıllarda Kilikya Ermenileri tarafından inşa edildiği anlaşılmaktadır. Haçlı gruplarının da çok etkili olduğu bu kale, bir süre Ermeni kralları tarafından Alman kökenli bir şövalye tarikatına verilmiştir.
Dumlu Kalesi
mekana puan vermedi
0 yorum
Afyon’un göbeğinde birdenbire göğe tırmanan 226 metre yükseklikteki dik ve sivri kayanın üstüne kurulmuş kalenin Arzava (Pisidia ve Pamphylia) ülkesine sefer düzenleye Hitit kralı II. Murşil’in emriyle MÖ 1350’de yaopıldığı sanışmaktadır. Kale o dönemde Haponuva (Yüksektepe Şehri) adıyla anılıyordu.

Afyon Kalesi tarihi boyunca çeşitli isimlerle anılmıştır. 11. Yüzyılda Selçukluların bölgeye yerleşmesinden sonra burada yaşayan Türkler, kaleye Karahisar adını vermişlerdi. Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın hazineleri bu kalede saklandığından, kale Hisar-ı Devlet olarak da adladırıldı. Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata Fahrettin Ali döneminde kalenin ismi Karahisar-ı Sahip oldu. 1573’te burayı tamir ettiren II. Selim ise yörede yetiştirilen meşhur afyondan ötürü kaleye Afyonkarahisar adını vermişti.

İç ve dış olarak iki bölümden oluşan yapının Kız Kalesi ya da Kız Kulesi olarak adlandırılan, muhafızlara ayrılmış iç bölümünde, Keykubad’ın yaptırdığı çinili cami, saray, erzak ambarları, cephanelikler, su sarnıçları ve mahzenler bulunuyordu.

Batı kapısı üzerindeki iki adet kitabede Keykubad’ın ve II. Selim’i yaptırdığı onarımlar belirtilmektedir. Günümüzde Kız Kalesi ve sarnıçlar dışında tüm önemli yapılar yıkıntı halindedir. Güney bölümünde taştan oyulmuş 500 basamakla kaleye çıkılırken, Hitit ve Friglere ait eserlere rastlanır.

Kaleyle ilgili Battal Gazi’den Hz. Ali’ye, Beyböğrek’ten Çavuşbaşı’na kadar pek çok efsane anlatılır. Bu söylencelerden birine göre Hz. Ali, Düldül’le dolaşırken konduğu Hıdır Dağı’nda dört nalın izini bırakır.
Bir diğer söylence ise Battal Gazi ile ilgilidir. Bu kahraman kaleyi kuşatır. Bunun üzerine Bizans İmparatoru’ndan yardım istenir ve büyük bir ordu yola çıkar. Komutanın kızı kale burçlarından görüp aşık olduğu Battal Gazi’ye tehlikeyi haber vermek için bir taşa sarılı mektup atar. Kafasına gelen taşla Battal Gazi yere düşer. Onu öldü sanan kız intihar eder. Halbuki Battal Gazi, sadece küçük bir baygınlık geçirmiştir. Fakat bu savaşta Battal Gazi’nin cesedi bulunmaz. Halk hikayelerine göre savaştan sonra öyle güçlü bir fırtına çıkmıştır ki, önüne kattığı Battal Gazi’nin cesedini ta Eskişehir’e kadar sürüklemiştir.

Günümüzde kale, ziyaretçileri azalsa da bir adak-dilek yeridir. Evlenmek isteyen kızlar bir yaşlı kadın eşliğinde kapalı bir kilitle kaleye çıkar ve yaşlı kadın kapalı kilidi genç kızın başında açar. Bundan bir hafta sonra kızlara mutlaka talip çıktığına inanılır. Ayrıca kalede Kız Kulesi’nin yanında insan boyundaki taş tekneye yatan kadınlar çeşitli dileklerde bulunurlar. Diğer bir inanışa göre kale kapısının yanındaki bir oyuğa üç taş atılır, eğer her taş bir deliğe girerse dilekler yerine gelir.
0 yorum
Dostluk  paylaşım fotoğrafı
Dostluk
kaldı mı acaba ?
6 yorum
Mizan (@mizanf)
Ümit var olmak lazım
02.03.18 beğen 1 cevap
SepuLtura (@sepultura07)
Evet, kaldı ama çok nadir bulunur. ?? @lovely_girl
03.03.18 beğen 2 cevap
Çağla (@caglahayat)
Kaldı sanmıştım. Aman insanlık kaldı mı ki dostluk kalmış olsun!
04.03.18 beğen 2 cevap
Kedi paylaşım fotoğrafı
Kedi
Evet, hayvanları insanlardan daha çok seviyorum. Şu tatlılık nasıl sevilmez ki ...
9 yorum
Enes (@cortazar)
Kesinlikle katılıyorum. Hayvanlar insanlardan daha çok sevgiyi hak eder. Çünkü hiçbir hayvan sırf kötülük yapmak için kötülük yapmaz, bu insana özgüdür.
03.03.18 beğen 2 cevap
zeynep krmm (@lonelygrl)
oyyy bende kedileri seviyam ki..;) aşkımın bebekliğine benziyor ne tatlı velet kutban olurum yaradana seni ben yaa..
03.03.18 beğen 3 cevap
zeynep krmm (@lonelygrl)
hayvanlardaki samimiyet ve sıcaklığı hiçbir inssanda görmedim dürüstlüğü çıkarsızlığı o yüzden seviyorum saygı duyuyorum onlara..
03.03.18 beğen 2 cevap
İçimizdeki Şeytan paylaşım fotoğrafı
İçimizdeki Şeytan
Hayatta fevkalade hiçbir hadise yoktur. Her şey birbirinin aynıdır. İşte bu kadar...
ataç ikon İçimizdeki Şeytan
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Erzurum'un Uzundere ilçesine bağlı Dikyar köyü, eskiden Engüzek adını taşımaktaydı. Burası, Tortum Nehri kıyısında sarp bir arazinin etrafında kurulmuştur. Buranın üzerinde yer alan kale, ulaşılmaz bir kayalık üzerinde inşa edilmiştir. Kalenin etrafındaki arazi de sarptır.

İlk yerleşimin hangi dönemde başladığını söylemek güçtür. Engüzek halkının Osmanlı döneminde Safavilerle bölge hakimiyeti için yapılan şiddetli mücadele sırasında Elazığ Baskil'den buraya göç ve ikame ettirildiği iddia edilmektedir.

Muhteşem bir kayalık üzerinde inşa edilen kalenin planı düzgün değildir. Küçük moloz taşlardan inşa edilen duvarlar büyük ölçüde sağlam olmakla birlikte dendanlar zamanla yok olmuştur. Kayalığın bazı bölümlerinde, yüksek kuleler savunmayı kuvvetlendirmek için asıl kaleden aşağı doğru inecek şekilde inşa edilmiştir.

Kale bir yerleşimi çevirmekten çok, askeri amaçlar için kullanılmış olmalıdır. Kalenin bölgede birçok örneği olan yerel bir ayan ailesi tarafından da kullanıldığı tahmin edilmektedir.
Engüzek Kalesi
mekana 7 verdi
0 yorum
Eski Alanya-Konya kervan yolu üzerinde Alara Çayı Vadisi'nde bulunan kale, aynı adlı hanın yakınlarında çok sarp bir kayalık üzerindedir. Kilikya Ermeni Krallığı döneminde inşa edilen yapı, muhtemelen Alaeddin Keykubad zamanında kısmen yeniden inşa edilmiş olmalıdır. Üzerinde bulunduğu yol güzergahının güvenliğini sağlaması bakımından, kalenin önemi Selçuklu döneminde de devam etmiştir.

Kalenin yakınlarındaki Selçuklu kervansarayı Alarahan, üzerindeki kitabeye göre 1231-32 yıllarında inşa edilmiştir. Kalenin de bu dönemde inşa edildiği düşünülebilir.

Dış kaleye kayalara oyulmuş merdivenli bir dehlizden ulaşılır, iç kaleye ise üzerinde kule yükselen bir kapıdan girilir. İç kaleye Keykubad tarafından bir kasır inşa edilmiştir. Kasrı taşıyan tonozlu teraslar, bazı yapı kalıntıları ve bir hamam günümüze ulaşmıştır. Hamamın duvarlarında, Anadolu Selçuklu mimarisinin günümüze ulaşan fresk tekniğindeki figürlü bezemenin tek örneği olan süslemeler çok dikkat çekicidir. Selçuklu çağının sonunda köşk ve çevresindeki yapılar terk edilmiş ve bir daha kullanılmamıştır.

İç kale Osmanlı döneminde terk edilirken, dış kale kullanılmaya devam etmişti. İki sur hattı arasında bulunan Alara köyü, IV. Mehmed zamanında (1648-87) ovaya taşınmıştır. Böylece 17. yüzyıldan beri terk edilen kale büyük ölçüde harap olmuştur. Eski köyün artık tanımlanamaz hale gelen yapıları kale içerisinde görülebilir.
Alara Kalesi
mekana puan vermedi
0 yorum
Van Gölü’nün kuzeybatı kıyısında bulunan Bitlis’e bağlı ilçe merkezinin arkasındaki kayalık üzerine inşa edilmiş kale, Urartular döneminden beri bölgenin önemli bir yerleşimiydi. Buranın hakimi olan devletler ve hükümdarlar tarafından defalarca yenilenen kalenin bugün görülen kule ve surları Ortaçağ’a aittir.

Yakınında bulunan Ahlat şehrinin yanında ikinci derecede önemli bir yerleşim görünümünde kalan Adilcevaz, 16. Yüzyılda önem kazanıp öne çıkmıştı. Anadolu’nun Türkler tarafından fethinden sonra Ahlat merkezli Ahlatşahlar Beyliği’nin sınırları içerisinde kalan Adilcevaz, sırasıyla Anadolu Selçukluları, Harzemşahlar, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safaviler gibi devletlerin idaresinde kaldıktan sonra, 1534’te Osmanlı mülküne katılmıştı. Ancak bölgedeki Safavi-Osmanlı çekişmesinin etkisiyle uzun süre güvenlik endişeleri devam etmiştir. Fetihten hemen sonra kale onarılmış, halkı da uzun süre bazı vergilerden muaf tutulmuştur.

Osmanlı döneminin geniş bir sancağının merkezi olan kale, 1655’te Evliya Çelebi tarafından ziyaret edilip, Seyahatname’sinde ayrıntılı anlatılmıştır. Tamamen kesme taştan yapılan kalenin 17. Yüzyılda üç kapısının olduğunu, surlarının 38 kule ile desteklendiğini, göl kıyısındaki yerleşimin Aşağı Şehir diye bilinip, onun da bir sur ile çevrili olduğunu öğreniyoruz. Kale içerisinde camiler, su sarnıçları ve depoların kalıntıları görülmektedir. Fakat kaynakların varlığından bahsettiği evlerin tamamı yok olmuştur. Kaleiçi, Anadolu’nun her yerinde olduğu gibi yavaş yavaş önemini kaybetmiş, halk aşağı şehre taşındıktan sonra yapılar harap olmuş ve kalın bir enkaz yığını altında kalmıştır.
Adilcevaz Kalesi
mekana 7 verdi
0 yorum
Şiirler aşk kokar paylaşım fotoğrafı
Şiirler aşk kokar
Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal

Sana gitme demeyeceğim
Gene de sen bilirsin
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin

Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme Lavinia
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme Lavinia

Özdemir ASAF
Özdemir Asaf
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Aşk paylaşım fotoğrafı
Aşk
Seninle beraber olunmaz sana maruz kalınır.
ataç ikon Behzat Ç. - Her Temas İz Bırakır
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum