up
ara

Semih Oktay

(...) Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! Mustafa Kemal Atatürk 20 Ekim 1927
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay - İstanbul

TEMİZ HAVANIN KIYMETİ paylaşım fotoğrafı
TEMİZ HAVANIN KIYMETİ
Fi tarihinde minibüsün birinde,şehir içi yolculuğundaydım. Yaklaşık yarım saattir şoförün iki arkasındaki koltuklardan pencere kenarı olanında oturuyor; sakin sakin dışarıyı seyrediyordum.Çağlayan durağına yaklaştığımızda korkunç bir esneme sesiyle afalladım. Esnemenin korkuncu mu olurmuş demeyin sakın!

Gayriihtiyari arkama döndüm.Benimle birlikte tüm minibüs sakinleri uğultunun kaynağına bakıyorlardı. Sesin herhangi bir insandan çıkabileceğini bile düşünememiştim ama gördüğüm, ayaktaki tek yolcunun esnemekte olduğuydu. Üstelik esnemesine devam ediyordu.Kafasını arkaya atmış, çenelerini germiş esniyordu;hayır,esnemiyor : Araç içindeki havayı emiyordu. Saçları minibüsün tavanına değen,uzun boylu,oldukça kilolu,dev gibi bir yaratıktı;en dikkat çekici tarafı insana benzemesiydi. Esnemesini bitirip ağzını kapattığında herkesin kendisine baktığını görüp şaşırdı;insan bakışlarına bir anlam veremediği aşikârdı.

Avazım çıktığı kadar bağırdım: İNECEK VAAAAAAAR!..

Şoförümüz sağ olsun durdurdu minibüsü ossaat. İçimi rahatlatan "Tısss" sesini duydum otomatik kapıların. Attım kendimi dışarıya. Ohh,dedim,dünya varmış.Temiz havayı derin derin içime çekip,şükrettim.

Aklıma geldikçe hayra yoruyorum başımdan geçen bu olayı: "İnsan temiz havanın kıymetini bilmeli!" diyorum.

*** Olay hakikattir.Bizzat yaşadım.
*** Dileyen,alıntı yapabilir.
19 yorum
Elsa Rose (@elsarosee)
😂😂😂😂 geçmiş olsun @semihoktay bey
27.05.19 beğen 1 cevap
LEYLÂ (@melankoli)
sevimli bir yazı...
tabii bu yazı o hava emici antikahraman olmasa yazılmazdı..
herşeyin bir fonksiyonu var bu hayatta 😀
ayrıca aklımda kalacak bence..
13.06.19 beğen 1 cevap
Aduk (@aduk)
Siz durumu çabuk toparlamışınız asıl minibüste kalan şaşkın insanlara üzüldüm. Eminim temiz hava hasreti çekmişlerdir bir süre.
13.06.19 beğen 2 cevap
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay - İstanbul

PİRAMİT paylaşım fotoğrafı
PİRAMİT
Sadece "ikinci el kitap" satan bir sahaf dükkânı var İstanbul'da. Bu Sahaf şehrin Bostancı semtinde,bu semtin de Vükela Caddesinde...Bu Cadde yokuştur. Yokuşun yukarısından girildiğinde sol kolda 28 numaradadır bu sahaf. Yolu buraya düşenler gözünü dört açmalılar ki dükkânı kaçırmasınlar!.. Ben bildiğim hâlde kaçırıyorum da dükkânın tam yerini!..

Yolum Anadolu Yakası'na düştüğünde buraya uğramak için fırsat yaratırım âdeta. Ve burada benim "Cengâver" sıfatıyla andığım dükkân sahibi Mustafa Bey karşılar kitapseverleri...Bir avuç sahaf kaldı şimdilerde büyük şehirlerimizin bazılarında; küçük şehirlerde zaten hiç yok da!.. İşte bu Vükela Caddesindeki Cengâver Mustafa Bey'in çalıştırdığı sahafa son yolum düştüğünde bana William Golding'in PİRAMİT başlıklı kitabından bahsetti,Yazarı ve bu kitabını övdü ve birden, Aaa,şuracıkta olacaktı sanki bir nüshası,diyerek ayağa kalktı. Bana uzattı. Hediyem olsun,dedi. Nasıl mahcup olduğumu hiç anlatmayayım!.. Günde üç-beş kitap satacak da dükkânıyla ayakta kalacak bu yüce gönüllü insanın karşısında hem sevindim,hem de üzüldüm. Birkaç saniye tereddüt ettim ama hediyeyi geri çevirmek olur mu hiç!.. Sevinçle,ama buruk bir sevinçle kabul ettim kitabı. Okumuş olduğum PİRAMİT adlı kitabın elime geçişi esnasında işte böyle karışık duygular içerisindeydim Sevgili Arkadaşlarım.

Kulakları çınlasın Cengâver Mustafa Arkadaşımın...
ataç ikon Piramit
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay - İstanbul

Neden değiştirdiniz de,Kahrolsun Mustafa Kemal Paşa,diye söylemeye başladınız marşı?
Dün Yılmaz Özdil'in MUSTAFA KEMAL başlıklı kitabını okuyordum. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuyla birlikte Osmanlı Saraylarında yaşayan Hanedan mensuplarının - ki tam 141 kişi imişler çoluk çocuk- yurt dışına sürülmesi konusuna gelmiştim.Merak ediyordum nasıl idi yaşadıkları sürgün hayatı Hanedan mensuplarının yurt dışında diye. Bu sebeple Youtube'dan ilgili videoları buldum.Çok ilginç bilgiler öğrendim. Karar verdim : Son Osmanlı Padişahlarından Abdülhamid'in kızı Ayşe Osmanoğlu'nun yazdığı anılar kitabını okuyacağım.

Youtube'dan ilgili videolardan birinde Son Padişah Vahideddin'in sürgündeyken kaldığı İtalya'nın Sahil Kenti olan San Remo'daki malikânesinin (Villa Nobel) bahçesinde oynayan torunuyla ilgili bir anekdot var.Bizzat torunu anlatıyor : Ben altı yaşındaydım o esnada. Yaşa Mustafa Kemal Paşa marşını söylüyordum malikânenin bahçesinde kuzenimle birlikte...Fatma Kalfa geldi yanımıza,ikimize birden hitap ederek : Sakın böyle demeyin! Sakın Yaşa Mustafa Kemal Paşa demeyin!.. Kahrolsun Mustafa Kemal Paşa deyin,dedi.Paşa Dedeniz çok kızar Yaşa Mustafa Kemal Paşa derseniz dedi,diye anlatıyor Youtube'da...

Bu altı yaşındaki kız çocuğu ile on yaşındaki kuzeni bu defa : Kahrolsun Mustafa Kemal Paşa,demeye başlıyorlar malikânenin bahçesinde.
Sultan Vahideddin pencereden sesleniyor bu iki çocuğa : Çabuk yanıma gelin bakayım,diye. İki çocuk da seviniyor,Paşa Dedemiz bizi çağırdı,şeker verir belki,diye. Ve Paşa Dedeleri Vahideddin'in yanına vardıklarında Son Padişah Vahideddin çocuklara : Neden değiştirdiniz de,Kahrolsun Mustafa Kemal Paşa,diye marşı söylemeye başladınız? diye sormuş.

Torunu vermiş cevabı : Çünkü Fatma Kalfa bize böyle böyle söyleyin,Paşa Dedeniz kızar yoksa dedi...

Dedeleri Vahideddin çok öfkeleniyor ve : Kimse benim Paşama Kahrolsun diyemez,bir daha duymayayım yoksa ağzını cart diye yırtarım dedi,diye anlatıyor.

Pazar,5 Mayıs 2019
ataç ikon Babam Sultan Abdülhamid
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
25 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Bu gün iki defa bu videoları tekrar izledim şu yazmış olduğum videonun linkini de ekleyecektim. Saatler sonra sekiz bölüm arasında şu anlatmış olduğum kareleri bulamadım. Ve baştan başladım sekiz bölümü tekrar izlemeye. Artık kendimden şüphelenmeye başlamıştım zira ikinci defadır bulamıyordum o sahneleri. Sonuç: Bulamadım o bölümü. Acaba başka bir videoda mı izledim ben şu anlatmış olduğum kareleri? 🤔😣
05.05.19 beğen 5 cevap
AcupOfCoffee (@sherlock)
Vahdettin vatan selameti için, kendi hürriyetini feda etti.
05.05.19 beğen cevap
can yılmaz (@canylmaz)
Semih abi hanedan üyelerinin sürgününü ben de tasvip etmiyorum.Vahdettin devlet adamı değildi o anki krizi yönetecek donanımda değildi zaten kuruluş ve yükseliş dönemi padişahlarının aldığı eğitimi alamamış birisi.Bugün İngiltere'de kraliyet ailesi yaşamına devam ediyor ve halkın %67'si devam etmesini istiyor ki İngiltere kendine demokrasinin beşiği der.Bizde de böyle olsun demiyorum ama sürgün edilmemeliydi.
06.05.19 beğen 1 cevap
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay - İstanbul

Pierre Rey paylaşım fotoğrafı
Pierre Rey
Fotoğrafını gördüğünüz Yazarımız Pierre Rey'dir. Pierre Rey diyor ki PARA adlı muhteşem romanında : " Hiçbir şey kendiliğinden zehirli değildir; zehri yapan dozdur.”

Pierre Rey en sevdiğim ikinci yazardır...
36 yorum
Gülcan (@gulcann)
Bunu diyen ilk kişi Paraselsus'dur (1493 – 1541) Tam olarak şöyle demiş. "Tüm maddeler zehirdir, ilacı zehirden ayıran dozudur"
26.04.19 beğen 9 cevap
NurcaN (@atanur)
Bu kadar reklamdan sonra en sevdiğiniz sanıyorduk, ikinciyse birinci kim? 🤔🤠😂
26.04.19 beğen 1 cevap
kardelen (@kardelenozzi)
Evet zehiri zehir yapan dozdur. Güzel dahi olsa her şeyin fazlası zarardır. Ne hoş demiş 😇😁
26.04.19 beğen 1 cevap
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay - İstanbul

Takriben kaç durak vardır oraya kadar?
Dün akşam geç vakit varabildim evime.Bir arkadaşım Anadolu Yakası'nda beş kişinin çalışabileceği bir süper market açıyordu; yardımına gitmiştim. Başımdan bir halk otobüsü vakası geçti ki,,,evlere şenlik!

Dün Anadolu Yakası'na geçtim metrobüsle.Söğütlüçeşme son durağımızın adı.Buradan otobüsle gidiliyormuş arkadaşımın süper marketine ve hemen indiğim yerden yüz metre ötedeydi durak. Şöyle bir beş dakika kadar arkadaşımın bana bildirdiği otobüs hattını bekledim.Baktım geliyor...Taşıt, belediye otobüsü değil de halk otobüsü idi.Ne farkı var diye düşünebilirsiniz şimdi.Fark hem sürücülerinin hem de araçların niteliklerinde...Halk otobüslerinin sürücüleri ekseriya müşterisine kaba saba davranıyor ve kılığına kıyafetine özen göstermiyor;belediye otobüslerinin şoförleri ise temiz giyiniyorlar ve görevlerinin bilinci içerisindeler. Araçların temizliği,kokusu belediye otobüslerinde mükemmele yakınken halk otobüslerindeki koku nahoş,temizliği mi? Eh işte!..Şöyle yazıyor bu halk otobüslerinin önlerinde: "ÖZEL HALK OTOBÜSÜ". Şu an'a kadar çok defalar düşünmüşümdür niçin o "özel" sıfatını eklemiş olabilirler diye. Hem kime aittir bu sıfatı bir halk otobüsüne ekleyen parlak zekâ?

Bindim otobüse.Selam verdim şoföre...İstanbulkart'ımı ekrana okutuyorken sordum:"Mehpare Sokak Durağı'ndan geçiyor musunuz? Gelen cevaba bakın:

"Piliyorum,pilmez olaydum,düşmanlarımın oturduğu sokaktur."

Bir anlık şaşkınlığımdan sonra tekrar sordum:

"Takriben kaç durak vardır oraya kadar?"

Gözlerini kısıp başını yukarı kaldırdı;düşünme pozu takındı. İçimden,Sarı saçlı,çakır gözlü bu şoför Laz olmalı.Fakat niçin Laz taklidi yapıyor,diye geçiriyorum.Uzun süreceğe benziyordu durakları zihninden tek tek sayması.O esnada, ardımsıra gelen yolcuların geçişini engellememek için otobüsün içerisine doğru yürümeye başlamıştım,lakin kulağım şoförden gelecek cevapta idi. İnsan zihni durmuyor ki! Çalışıp duruyor : Yok,yok bu Laz'a benziyor ama Laz olamaz.Şivesinden anladığım kadarıyla Lazlar gibi konuşabiliyor yalnızca,diyorum kendi kendime!..

Otobüsün orta sahanlığına vardığımda cevabı buldum,Ya annesi Laz bu şoförün ya da babası,dedim kendi kendime.Tam o esnada cevap geldi şoförümüzden:

"Ağabiyeyy tam çıkaramuycağum kaç durak var ama epiyce var yaniii." Sağ ol Kaptan,sağ ol, diye cevapladım.

Mekanik ve soğuk bir kadın sesiyle hoparlörlerden durak adlarını bildiriyorlar da şaşırmadım ineceğim yeri.

Allah zihin açıklığı versin şoförümüze dileklerimle indim otobüsten.
19 yorum
cino (@cino)
😅 keyifle gülerek okudum kalemine sağlık bu yorgun günümde harikaydı bu benim düşüncem annesinin laz olma ihtimali 😁
25.04.19 beğen 2 cevap
Sonay Ç. (@ponnik)
Sayın @semihoktay ilahi 😅 gülerek okudum. Teknoloji güzel şey değil mi? Yoksa halimiz duman!
25.04.19 beğen cevap
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay - İstanbul

Dişi Kedi! Hem de iki nüsha!  paylaşım fotoğrafı
Dişi Kedi! Hem de iki nüsha!
Daha dün uğradım cengâver sahaf arkadaşım Veli Bey'in dükkânına.

Varlık Yayınlarından çıkmış DİŞİ KEDİ kitabını arıyordum : Şansıma iki nüsha buldum.

Colette! Hayranım bu romanına...
EK 1: Varlık Yayınlarından çıkmış biliyorsun bu DİŞİ KEDİ kitabı @karacurin. Umudum yoktu hiç ama talihli günümmüş dün. 🤗😊 31.03.19
ataç ikon Dişi Kedi
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
7 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Colette'in DİŞİ KEDİ başlıklı bu kitabı harika bir kitaptır...Seveceğinden eminim @busementes. Kedisevmez olsan bile seversin bu kitabı.
31.03.19 beğen 1 cevap
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay - İstanbul

Ayna ayna söyle bana :  paylaşım fotoğrafı
Ayna ayna söyle bana :
Var mı benden daha güzeli bu dünyada?

Karşı cinsime ait hemen her detay şaşırtır beni.

Kurdele takmak saça mesela,en basit süslenmedir sanıyorum.

Bu davranışları pek hoşuma gider kadınların, kızların.Sözgelimi: Saçlarına takacakları tokayı, firketeyi sıkıştırırlar dudakları arasına. Uzun saçlarını burgu biçiminde çevirirler tepelerinde. Sol elleriyle atkuyruğuna benzeyen saçlarını tutuyorlarken,sağ ellerindeki tokayı özenle yerleştirirler tepelerine.

Aynasız olmaz bu süslenmeler. Ossaat sağa sola sallarlar başlarını. Toka marifetiyle sıkıştırdıkları saçlarını dağıtırlar.

Hem sağ yanlarından bakarlar aynalarına,hem sol yanlarından : Ta ki kendilerini beğenene kadar.

Ayna önemlidir...

Az uzaklaşıp tekrar bakarlar sırlı camlarına.
3 yorum
Desert Rain (@seaa)
Varmı ki benden güzel😂🤣Ya bide Çok şey değil aynadaki halim gibi görünsem yeter🤦‍♀️
29.03.19 beğen 1 cevap
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay - İstanbul

Vladimir Nabokov'dan SOLGUN ATEŞ paylaşım fotoğrafı
Vladimir Nabokov'dan SOLGUN ATEŞ
20. yüzyılın en iyi 10 romanı:
SOLGUN ATEŞ

İşte yazarların favori kitapları:

20. yüzyılın en iyi 10 romanı:

1. Lolita – Vladimir Nabokov
2. Muhteşem Gatsby – F. Scott Fitzgerald
3. Kayıp Zamanın İzinde – Marcel Proust
4. Ulysses – James Joyce
5. Dublinliler – James Joyce
6. Yüzyıllık Yalnızlık – Gabriel Garcia Marquez
7. Ses ve Öfke – William Faulkner
8. Deniz Feneri – Virginia Woolf
9. Bütün Hikayeler – Flannery O’Connor
10. Solgun Ateş – Vladimir Nabokov

( - See more at: http://www.edebiyathaber....h.Gpr50l1a.dpuf )

Bir zamanlar (25 Temmuz 2009) Yazarımızın LOLİTA başlıklı romanını okumuştum.Eser hakkında yazdıklarımın arasından alıntı yapacağım:

"Acayip bir eser...Yorumsuz...Aslında on puan vermeliydim; devrettiğimde Vladimir Nabokov'u yürekten tebrik ettim, yaşanmış bir olayı bu kadar kusursuz,yalın,hoşa giden bir üslupla yazıya döktüğü için.Konu pek iç açıcı değil elbette,dolayısıyla Yazarın başarısı daha bir belirginleşiyor sanki...

Yazarın daha önce bir başka eserini okumadım ve pek tanımıyorum ama bir romanını daha okumak isterim doğrusu."

Demek ki ben Nabokov'un bir romanını daha okumak istemişim LOLİTA'yı devrettiğimde.Bu dediğimi bana hatırlatan "arkadaşımız Fulya Gün" oldu.Bu sabah Yazarın SOLGUN ATEŞ romanının "125 yazar tüm zamanların en şahane kitaplarını seçti " başlığıyla edebiyathaber sitesinde yayımlandığını ve 20.yüzyılın en iyi 10 romanı arasında olduğunu okudum.Nabokov'un başyapıtı saydığım Lolita başlıklı romanından başka, yüz yılın başarılı romanları arasına ikinci bir romanı daha alınmış!..Büyük başarı!..

Okumaya karar verdim Nabokov'un "Solgun Ateş" başlıklı romanını.

Pazar,24 Mayıs 2015

Hamiş-1- : Şu "4. Ulysses – James Joyce" ve "5. Dublinliler – James Joyce" romanlarıyla Joyce'u hep es geçiyorum ya iki de bir de Yazarın ismini orada burada görmek rahatımı kaçırıyor! Bir "büyük başarı" daha!

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Hamiş-2- : Hâlâ okuyacağım SOLGUN ATEŞ adlı bu romanı!

Çarşamba,20 Mart 2019
ataç ikon Solgun Ateş
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
25 yorum
Canan (@cnnhni)
Dublinliler i ben pek sevmemistm @semihoktay bey
20.03.19 beğen 1 cevap
Batuuu (@batuuu)
her okur her yazar her kitaptn farkli lezzet alir dolaysyla kim hazirlamis ise fazlasi ile subjectif bir selection olmus.Daha objectif secimler olmaso temennisiyle
20.03.19 beğen 1 cevap
nlgnycydncr (@dunyasnilzehes)
@semihoktay Lolita adlı kitabi ben de okumak istiyorum
04.06.19 beğen 1 cevap
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay - İstanbul

BUKALEMUN @karacurin ile Bir Buluşma paylaşım fotoğrafı
BUKALEMUN @karacurin ile Bir Buluşma
20~09~2014 günlerden cumartesi yer bostancı saat 13:40 ve büyük an geldi sevdiğim ve saydığım Semih abimle buluştum arzuladıgım 2 kitabı kendisinden huzuR ve huşu içinde aldım ;) Para, Kör baykuş teşekkür ederim Semih abi

Hamiş : Yazım hataları Sn.@karacurin'e aittir! Huzur ve huşu içerisinde almış! Ne demekse artık! Neyse artık! Geçmiş gün zaten!.. :(

Hayatımdan Alıntılar
Cumartesi,20 Eylül 2014
İstanbul / Bostancı
0 yorum
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay - İstanbul

DOKTOR JİVAGO romanını... paylaşım fotoğrafı
DOKTOR JİVAGO romanını...
Teşekkür ediyorum iltifatlarınız için.

DOKTOR JİVAGO romanını bir defa da Y.K.Yayınları'ndan okumak niyetindeyim.

Hayatımdan Alıntılar
Pazartesi,14 Eylül 2015

Boris Pasternak, 1957'de çekilen bu fotoğrafta. Rus yazar ve şair Olga Ivinskaya (solda) ve kızı Irina Emelyanova ile.
ataç ikon Doktor Jivago
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
/ 16