up
ara

Film adam

Güzel şeyler ilgi istemez.
Film adam

Film adam

@serserimsi

Sizin izlediğiniz filmlerde beğendiğiniz çift hangisi? paylaşım fotoğrafı
Sizin izlediğiniz filmlerde beğendiğiniz çift hangisi?
Ben Sandra Bullock ve Keanu Reeves çiftini her zaman favorim olarak söyleyebilirim. Çünkü Göl Evi filminde sergiledikleri uyum bana çok sıcak gelmiştir. Benim favorim bu ikili.
Ellen De Generes'a konuk olan ve yakan sorular bölümüne katılan Sandra Bullock, Ellen'ın tutulduğun ilk ünlü sorusuna Keanu Reeves cevabını vererek benim de içimi ısıttı diyebilirim.
İzlediğim filmler arasında aslında en beğendiğim duygusal filmlerden biri de Göl Evi diyebilirim. Konusunu çok sevdiğim hatta benimde böyle bi mektup arkadaşım olsa nasıl olur diye de pek çok hayal ettiğim bir olay.

Ancak Film dünyasında daha pek çok çift var, peki sizin favori çiftiniz?
7 beğeni · 5 yorum beğen ikon
E.A. (@ea)
Cary Grant, Ingrid Bergman - Indiscreet
27.08.18 beğen 1 cevap
dino crocetti (@dino)
Ölüm onları ayırıncaya dek beyaz perdenin bugüne kadar gördüğü en ünlü ve birbirlerine en aşık çift Spencer Tracy & Katharine Hepburn oldu. Sadece sinemada değil gerçek hayatta bile... Birlikte tam 9 film çevirdiler. Gerçi Katharine Hepburn "tüm zamanların en büyük kadın yıldızı"ydı ama buna karşılık Spencer Tracy Hollywood ve dünyanın en büyük aktörlerinden birisi olmuştu. Belki de ikincisi...
27.08.18 beğen 2 cevap
Selim Akif (@acupofcoffee)
Darcy ve Elizabeth.
27.08.18 beğen 2 cevap
Film adam

Film adam

@serserimsi

Pazar Film önerisi paylaşım fotoğrafı
Pazar Film önerisi
What women want
IMDB: 6.4
Kadınlar Ne İster?
2001 yapımı tatlı bir romantik komedi. Mel Gibson ve Helen Hunt’ın başrollerini paylaştığı filmde son derece güçlü iki karakterin önce birbirleriyle girdikleri kıyasıya mücadeleyi ardından da aşkı izliyoruz. Nick Marshall geçirdiği ufak bir ev kazasından sonra kadınların düşüncelerini okumaya başlar. Evet, hanımlar; biraz kendimizle yüzleşelim ve yanımızdan yakışıklı, havalı bir erkek geçtiğinde neler neler geçiriyoruz aklımızdan bir düşünelim isterseniz.

Bana hep "Sana 3 özel yetenek versek bunlar neler olsun ?" Dediklerinde kadınların aklını okumak mutlaka bu 3 istek içinde olur.
Mel Gibson komedi filmlerini ben bi başka seviyorum. Çoğumuzun belki TV izlediği ama unuttuğu bir filmdir.
Ama bu gün izlenir.
Kadınlar Ne İster?
filme 8 verdi, inceleme ekledi.
7 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Film adam

Film adam

@serserimsi

Her yer karanlık paylaşım fotoğrafı
Her yer karanlık
“Bu film tamamen karanlık bir ortamda seyredilmelidir.”

Filmin ismiyle de uyumlu yukarıdaki cümle ile başlayan The Darkest, Robin Entreinger’in yönettiği düşük bütçeli bir korku filmi. Bütçe zaafından kaynaklanan belli başlı eksikliklerin yanında bir de filmin tamamen meşhur bir düşünsel deney üzerine kurulu olması, kimilerini irite edebilecek seyri zor bir deneyim yaşatıyor belki ama neresinden bakarsanız bakın ilginç bir filmle karşı karşıyayız.

Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger’in 1935 yılında ortaya koyduğu “Schrödinger’in Kedisi” adı ile anılan düşünsel deneyi duymuşsunuzdur muhakkak. Önce kuantum fiziği ile ilgili olan deney ne menem bir şeydir, kabaca ona bakalım. Sağlıklı bir kedi bir kutu içine konulur. Kutuda zehirli bir gaz şişesi (ya da kedinin ölümüne sebep olacak başka bir silah), radyoaktif bir atom ve uygun şartlar oluşursa şişenin kırılmasını (ya da silahın çalışmasını) sağlayacak bir mekanizma vardır. Atomun belli bir süre sonunda bozunma olasılığı %50’dir. Eğer atom bozunacak olursa bozunmayı tespit eden mekanizma şişeyi kıracak ve kedi ölecektir. Eğer atom bozunmayacak olursa mekanizma harekete geçmeyecek ve kedi yaşayacaktır. Belli bir süre sonunda kutu açılırsa kedi ya ölü ya canlı bulunacaktır. Fakat kutu açılmadan önce kedinin kuantum durumu, kedinin ölü durumuyla canlı durumunun bir karışımı olacaktır. Yani kuantum kuramı, (kutu açılıp durum bu iki seçenekten birine indirgenene kadar) kedinin iki durumunun (ölü-diri) yan yana bulunduğunu söyler.

Film “Schrödinger’in Kedisi” düşünsel deneyinin fiziksel ama kaba bir uygulamasıyla açılır. Üniversitede ders veren fizikçi Christophe, bir kediyi karton bir kutunun içine yerleştirip kapağını koli bandıyla kapatır. Elindeki bıçağı kutunun ortasına sapladıktan sonra beklenen soruyu sorar: “Kedi yaşıyor mu, yoksa ölü mü?” Öğrencilerin umulan cevaplarından sonra da şunları söyler: “Eğer kedinin canlı ve ölü olma durumlarının ikisi de mümkünse o zaman her ikisi de var olmaktadır yani üst üste binmiş (‘superpose’) durumdadır. Aynı zamanda hem ölü hem de canlıdır.” The Darkest, deneyin anlatmak istediklerinden faydalanarak kendine küçük ama ilginç bir dünya yaratmaya çalışıyor, buna birazdan değineceğiz.

Karısı Celine ile problemler yaşayan Christophe, hafta sonu için bir doğa yürüyüşü ve çadır kampı planlar. Celine’in bu tip aktivitelerden keyif almadığı bellidir ama yine de kocasının teklifini kabul eder ve yola çıkarlar. Gün boyu Christophe’un kestirme yollarından ilerleyerek kamp yapacakları yere varırlar. Filmin buraya kadarki yaklaşık 25 dakikalık kısmı, Amerikan bağımsız sinemasının ‘mumblecore’ akımına yakın duran sakin bir seyir izliyor. Yol boyunca genç çiftin nasıl anlaşamadığına işaret eden pek çok diyalog ve davranış ön plana çıkıyor. Açıkçası her ikisi de öyle çok sevilecek karakterler değiller. İkisi de artı ve eksi yönleri olan sıradan insanlar. Kamp alanına çadır kurulup ay ışığından mahrum gece çöktükten sonra bambaşka bir hale bürünen film, ‘mumblecore’ ile korku türünün evliliğiyle oluşan ‘mumblegore’(1) ailesinin bir üyesi olmayı hak edecek manevralarda bulunuyor.

The Darkest, kesinlikle bir buluntu film (‘found footage’) değil. Yani olan biten karakterlerden birinin kamerasından aktarılmıyor ama buluntu filmin bilhassa korkutmak için kullandığı birçok numaradan faydalanıyor. Filmin hemen başındaki “tamamen karanlık bir ortamda seyredin” tavsiyesinin sebebinin anlaşıldığı ikinci bölümde, çoğu sahne kelimenin tam anlamıyla tamamen karanlıkta geçiyor ya da tek ışık kaynağı olarak cep telefonu, minik bir fener, kamp ateşi, fotoğraf makinesinin flaşı veya çakmak kullanılıyor. Bu bölümde korku filmlerinin klişeleşmiş (ve buluntu filmlerin hemen hepsinde kullanılan) ‘jump scare’ (korkudan zıplatan) numaraları art arda gelmeye başlıyor. Normalde dudak bükülecek klişe numaralar, zifiri karanlığın hüküm sürdüğü etkili bir atmosfer yaratmayı başaran filmde etkin bir biçimde çalışıyor.

Klişe ‘jump scare’ numaralarının çalışmasının bir diğer sebebi de filmdeki ana tehdit unsurunun belirsizliği. Benzer uygulamalarda ana tehdidin ne ya da kim olduğu öyle ya da böyle bellidir. Karakterlere saldıran manyak bir katil, vahşi bir hayvan ya da kötücül bir hayaletin davranış biçiminin sınırları, korku sinemasına has kurallarla belirlenmiştir ve kimi zaman ufak değişiklikler gösterse de belirlenmiş alan içerisinde kalmak durumundadır. Fakat burada filmin hemen başında bahsi geçen düşünsel deneyi devreye sokan The Darkest, ilgi çekici bir belirsizlik yaratmayı başarıyor.
3 beğeni · 1 yorum beğen ikon
Film adam (@serserimsi)
Kaynak : Öteki Sinema
25.08.18 beğen 1 cevap
Film adam

Film adam

@serserimsi

Günün Film Önerisi  paylaşım fotoğrafı
Günün Film Önerisi
Edward Scissorhands
MAKAS ELLER
Makas Eller
filme 8 verdi, inceleme eklemedi.
8 beğeni · 4 yorum beğen ikon
Rukiye (@rukiye87)
Çok güzel bir filmdir. :)
24.05.18 beğen 1 cevap
Matricaria (@matricaria)
Edward'ın gözlerindeki çaresizliği hatırlıyorum..ellerine bakışını.Güzel filmdi.
24.05.18 beğen 1 cevap
Film adam

Film adam

@serserimsi

Kurt Sürüsünün Lideri En Arkadan mı Gelir? paylaşım fotoğrafı
Kurt Sürüsünün Lideri En Arkadan mı Gelir?
Mit: "Fotoğrafta gördüğünüz, bir vahşi kurt sürüsüdür. En öndeki üçü yaşlı ve hasta olanlardır. Tüm sürünün hızını belirleyenler onlardır. Eğer tam tersi olsaydı, arkada kalırlardı ve sürüyle araları açılırdı. Eğer bir saldırı olsa, kurban edilirlerdi. Hemen ardındaki beş tanesi, daha güçlü olanlar. Diğerleri sürünün merkezinde. Onlardan sonra da, sürünün en güçlü beş bireyi geliyor. En sondaki ise, alfa erkeği. Sürünün en gerisinden gelip, her şeyi kontrol ediyor. O pozisyonda kalarak, sürüde olan biten her şeyi görebiliyor, gidilmesi gereken yöne karar verebiliyor. Gözünü sürüden ayırmamış oluyor. İşte lider olmak budur. Liderlik, önden gitmeyi şart koşmaz. Kimi zaman arkada kalmayı gerektirir."

Gerçek: Bu mit her ne kadar ekip çalışması ve liderlik ile ilgili ilham verici bir hikaye olsa da, tamamen hatalıdır. Alfa erkekleri sürünün en arkasında kalmazlar. Sürünün en önünde yaşlı ve hasta kurtlar bulunmaz.

Bilgi-1: Bu fotoğraf, BBC'den David Attenborough tarafından 2011 yılında hazırlanan "Donmuş Gezegen" (Frozen Planet) belgeselinden bir karedir. Fotoğrafta, Kaanada'nın Wood Buffalo Ulusal Parkı'nda bizon avına çıkmış olan 25 gri kurt görülmektedir.

Bilgi-2: Bu sürünün alfası konumunda olan kurt, bir erkek değil, dişidir. Alfa dişisi, sürünün en önündedir ve karla kaplı alanda, yolu açar. Diğer kurtların onu tek sıra halinde takip etme nedeni, enerji korunumudur. Tek bir kurt yolu açar, diğer 24'ü açılan o yolda ilerler.

Bilgi-3: Dahası, bir kurda "alfa" demenin çok bir anlamı da bulunmaz; çünkü bu, hiyerarşi içinde baskınlığı vurgulamak için söylenir. Ancak doğal kurt sürülerinde, erkek veya dişi alfaların tek özelliği, çiftleşen birey olmalarıdır. Yani sürünün ebeveyni konumundadırlar. Kurtlar arasında liderlik kavgası çok nadiren yaşanır veya hiç yaşanmaz. Dolayısıyla bir kurda "alfa" demek, bir insan annesine veya babasına "alfa" demekten farksızdır. Tüm ebeveynler yavrularına karşı baskın (dominant) olacaktır; dolayısıyla onlara "alfa" demek hiçbir ek bilgi vermez. Çok eşli türlerde alfa, beta ve omega erkekler veya dişilerden bahsetmek mümkündür; ancak kurtlar (ve genel olarak köpekgiller) gibi genellikle tek eşli olan türlerde bu kullanım giderek azalmaktadır.

Bilgi-4: Normalde kurt sürüleri bu kadar düzenli ve büyük değildir. Çoğu kurt sürüsü sadece 8-10 bireyden oluşur ve genellikle bizon gibi dev avları avlamazlar; çünkü bir bizon, bir kurdun 10 katı büyüklüktedir. Ancak eğer ki grup büyürse, o zaman bizon gibi daha iri avlara da saldırabilirler.

Bilgi-5: Fotoğraftaki gibi kurt sürülerinin bir diğer hayvanın saldırısına karşı önlem alması gerekmez; zira kurtlar, besin zincirinin en üst seviyesinde yer alırlar. Doğal hiçbir avcıları yoktur. Sadece nadiren diğer kurtlarla alan kazanma mücadelesine girerler; ancak bu da, neredeyse hiçbir zaman ani bir saldırı ile başlamaz. Avcı olmayan en büyük iki sorun insanlar nedeniyle meydana gelen yaşam alanı tahribatı ve ayılardır. Ayılar, kurtları avlamasalar da, onlara saldırabilirler. Buna rağmen, ayılar bile sadece kurt yavrularına saldırmayı seçmektedirler; zira kurt sürüsü, ayılara göre çok daha çevik ve zekidir.
26 beğeni · 5 yorum beğen ikon
Feyzanur (@vareste)
İlgi çekici bir yazı olmuş.
13.03.18 beğen 1 cevap
Peykân (@peykan)
Bu belgeseli izlemiştim. Kurt bizim geçmişimizde boşuna kutsal sayılmamıştır. Nitekim atasözlerimize konu olmuştur. *** Kurt puslu havayı sever ***
13.03.18 beğen 1 cevap
Film adam

Film adam

@serserimsi

Şu Dünya da sevgi büyük ihtiyaç  paylaşım fotoğrafı
Şu Dünya da sevgi büyük ihtiyaç
Herkes sevmeye sevilmeye muhtaç
Herkesle dost ol herkesle arkadaş
Ömrümüz geçiyor bak yavaş yavaş

Emel ablanın da dediği gibi geçiyor yavaş yavaş.
Ve Charlie Chaplin in dediği gibi
"Hayat ön provası yapılmamış bir tiyatrodur. Bu alkışı olmayan tiyatronun perdesi kapanmadan: gülün, şarkı söyleyin, dans edin, aşık olun.."
31 beğeni · 4 yorum beğen ikon
Artemis (@artemis)
Dünyada*
12.03.18 beğen 1 cevap
Film adam

Film adam

@serserimsi

Sundance’in bu yılki en iyi filmlerinden biri olan Sorry to Bother You, genel gösterimi için gün sayıyor. Filmden geniş ve ilgi çekici bir fragman yayınlandı.

Yönetmen: Sinemadan çok müzik dünyasından ve yapımcılıktan tanıdığımız Boots Riley’nin ilk filmi…
Oyuncular: Lakeith Stanfield, Armie Hammer, Tessa Thompson gibi güçlü bir kadroya sahip… Steven Yeun, Jermaine Fowler, Omari Hardwick, Terry Crews, Patton Oswalt, David Cross ve Danny Glover filmi tamamlayan önemli isimler…
Konu: Siyah toplumun bütün sorunlarını hayatında barındıran Cassius Green’in şansı bir tele-pazarlamacı olarak şansı döner ve absürd bir dünyaya düşer… Film Sundance’te özellikle senaryo ve kurgusuyla çok büyük övgüler almıştı. ABD’de siyah toplumun tüketim çılgınlığıyla arasındaki bağları çok iyi yansıttığı aktarılmıştı.
4 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Film adam

Film adam

@serserimsi

Great women who changed science paylaşım fotoğrafı
Great women who changed science
Forces of nature: Ada Lovelace, the first computer programmer; Chien-Shiung Wu, a leading experimental physicist of the mid twentieth century; Emmy Noether, whose work in symmetry underlies much of modern physics; Annie Jump Cannon, who led the development of stellar classification systems; and Marie Skłodowska Curie, who made revolutionary contributions to physics and chemistry.

All too often, women who make scientific discoveries are denied the recognition they deserve. In an effort at redress, Canada’s Perimeter Institute has created a series of stunning posters highlighting the amazing work of women in physics.

Forces of nature: great women who changed science https://insidetheperimete...changed-science
9 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Film adam

Film adam

@serserimsi

Neden 8 Mart ?
ABD'nin New York kentinde bir dokuma fabrikası... Çok ağır çalışma koşulları, çok uzun iş günleri ve buna karşın çok düşük ücretler. Koşulların her geçen gün daha da dayanılmaz hale gelmesi, kadın işçilerin artık tahammül sınırını zorlamaya başladı.

Greve çıkma kararı alan kadınlar, taleplerini de açıkladılar: “Daha iyi koşullarda çalışmak, 10 saatlik iş günü, eşit işe, eşit ücret...” 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları talebiyle greve başladı. Bu sırada çıkan olaylar sırasında fabrika içinde şüpheli bir yangın başladı. 129 kadın, yangında hayatını kaybetti...

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ CLARA ZETKIN TARAFINDAN ÖNERİLDİ...

1910 yılında Kopenhag’da gerçekleştirilen İkinci Enternasyonal’e bağlı Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda kadın ve emek mücadelesi masaya yatırılmıştı. Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden Clara Zetkin, bu konferansta yaptığı konuşmada kadınlar için bir mücadele günü belirlenmesi gerektiğini söylemişti. Zetkin’in önerisi kabul edilmiş, her ülkenin sosyalist kadınlarının her yıl aynı gün, kendi ülkelerinin işçi sınıfı örgütleriyle mutabakat içinde bir kadınlar günü düzenlemesi kararlaştırılmıştı.

Söz konusu yıllarda neredeyse hiçbir ülkede kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmemişti. Bu sebeple, pek çok ülkede eş zamanlı kutlanacak bu günün temel olarak kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi için bir mücadele günü olarak düzenlenmesi karara bağlanmıştı.

Takvimler 8 Mart 1857’yi gösteriyordu. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı. Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, bu olayın ardından 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını öneri olarak sundu ve öneri oy çoğunluğuyla kabul edildi.

İLK KEZ 1911 YILINDA KUTLANMAYA BAŞLADI...

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 19 Mart 1911’de Almanya ve İsviçre’de anıldı. Anmaların 8 Mart olarak değiştirilmesine 1921'de Moskova'da düzenlenen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda karar verildi. ABD'de de ise 1960’lı yıllarda anılmaya başlandı. Birleşmiş Milletler, 66 yıl sonra 8 Mart'ın 'Dünya Kadınlar Günü' olarak kabul etti.
26 beğeni · 1 yorum beğen ikon
Film adam (@serserimsi)
Baş tacı kadınlarımızın Kadınlar Günü'nü kutluyorum.
08.03.18 beğen 2 cevap
Film adam

Film adam

@serserimsi

Ve Ay, fısıldadı kulağına gecenin,
Ört' dedi üstünü tüm uyuyanların,
Sal' dedi üstüne korkuyu bekçilerin,
Ve' dedi, sakın haber verme.

Karanlık sahte dostudur yalnızların,
Gün çıktı mı bırakır öylece.
Her hayal kaybolur gecelerde,
Sancısı bir merdiven erdemlere.
7 beğeni · 0 yorum beğen ikon
/ 11