up
ara

Şeyma

Şeyma

Şeyma

@seymaimamoglu

Güzellik ve Aşk Tanrıçası Afrodit paylaşım fotoğrafı
Güzelliği dillere destan olan, doğumu üzerine efsaneler yazılan, görenlerin büyülendiği yunan mitolojisinde tanrıça.Peki kim bu Afrodit?
Afrodit, Zeus ve Dione'nin kızıdır. Bazı kaynaklara göre de denizin köpüğünden doğduğu söylenir. Güzellik, aşk, sevgi ve sevişme tanrıçasıdır.Roma mitolojisindeki adı Venüs'tür.

İlginç olan efsaneden biraz bahsedeyim. Bir ilk bahar sabahı, deniz birden bire köpüklü beyaz bir dalga ile hareketlendi. Bu dalga ile birlikte bir sedef kabuğu kıyıya vurdu. Sedefin kapağı açıldığında içinden güzeller güzeli Aphrodite çıkmıştı. Beraberinde aşk tanrısı olan oğlu Eros da vardı. Kumsalda yürüdükçe bastığı yerlerde renk renk güzel kokulu çiçekler açıyordu.

http://www.resimag.com/

Zaman tanrıları onları karşıladılar ve önce Aphrodite'ı güzelce yıkayıp vücudundaki tuzlu deniz suyunu temizlediler. Uzun saçlarını örüp başını altın bir taçla süslediler, üzerine tülden süslü elbiseler giydirip, boynuna kıvılcımlar saçan kolyeler taktılar. Daha sonra onu ve oğlunu alıp olimposa çıkardılar.

Neredeyse tüm Olimpos Tanrıları ve ölümlüler ona aşık oldu. Pek çok sevgilisi vardı. Sevgililerine ve kocalarına genelde sadık kalmamıştı.

Afrodit güzelliği ile sadece tanrıların değil insanlarında gönlünü fethetmişti. İnsanların kalplerine sevgi ve aşk tohumları serpiyor, onlara neşe ve sevinç veriyordu. Diğer yandan kimi zaman bu neşe ve sevinç aşk acısına da dönüşebiliyordu.

Güzel tanrıça gücünü sadece insanlar ve tanrılar üzerinde göstermezdi. O tüm tabiata söz geçirebilirdi. Tek bir tatlı bakışıyla kudurmuş dalgaları sakinleştirir, nefesi ile deli gibi esen rüzgârları dindirirdi.

http://www.resimag.com/

Bugün Afrodit’in Yunan asıllı olmaktan çok, Doğu asıllı olduğu kabul edilir. Yapılan incelemeler Yunanlıların bu tanrıçasının Asurlu ve Fenikelilerin tanrıçalarıyla yakın bir ilgisi olduğunu ortaya koymuştur. Bu bakımdan Afrodit'in özellikleri arasında Doğu tanrıçalarının özelliklerine de sık sık rastlanır. Bir başka özelliği de Savaş Tanrıçalığı olan Afrodit'in sembolleri koç, teke, güvercin ve nar ağacıdır. Zamanla bu sembollere serçe ve tavşan (neslin çoğalması sembolü), kuyruksallayan kuşu (cinsi cazibe sembolü), gül, gelincik ve ıhlamur ağacı eklenmiştir.

http://www.resimag.com/

Afrodit klasik çağdan beri sanat insanlarına ilham kaynağı olmuştur, bundan dolayı sanatta da önemli bir yere sahiptir.Onun adına yapılan heykel, tablo ve şiirlerin sayısı belirsizdir.

http://www.resimag.com/
14 beğeni · 1 yorum beğen ikon
Cerenis (@defacto)
Aphrodite nin kelime anlamı = köpükten doğan,, mitoloji severler görmek güzel.
08.03.16 beğen 2 cevap
Şeyma

Şeyma

@seymaimamoglu

Devrimin Kadını Frida Kahlo paylaşım fotoğrafı
”Gün ışığını görünceye dek isyanın coşkusuyla dolup, böyle bir ateşin ortasında doğdum ben ve o gün tüm yaşamım boyunca sarıp sarmaladı beni…Çocukken bir kıvılcım gibi çıtırdardım. Büyüyünce tepeden tırnağa alev kesildim. Ben, bir devrimin kızıyım. Buna hiç şüphe yok, bir de atalarımın taptığı ihtiyar ateş tanrısının!”

Öncelikli olarak başlığın açıklayıcısı olarak sizlere Frida'nın sözlerini alıntılamak istedim.Ayrıca ''bir fahişe olarak doğdum'' diyecek kadar cesur bir kadın Frida.

Meksikalı ressam olan Frida 6 temmuz 1907 olan doğum tarihini üç yıl gecikmeli olarak Meksika devrimine rastgelen 7 Temmuz 1910 olarak kabul ediyor.4 çocuklu bir ailenin üçüncü kızı.Ailesiyle, bilinene göre özellikle babasıyla iyi ilişkisi olan bir feminist.

Mücadele içinde geçen bir hayatı var Frida'nın.Sağlık sorunları henüz çocukken başladı; altı yaşındayken geçirdiği çocuk felci sonucu bir bacağı topal kalmış, kendisine ''Tahta Bacak Frida'' denilmişti.Frida o günleri “Bir gerçek varsa o da bedenime acının ilk kez o gün girmiş olduğudur” sözleriyle tanımlıyor.

http://www.resimag.com/

Frida, kendine takılan lakaplar yüzünden hayattan soğuyacak biri değildi. Dönemin en iyi eğitim veren kurumlarından Ulusal Hazırlık Okulu’na kaydoldu. Okulun Frida’nın hayatında önemli bir etkisi oldu. Okul onu, dönemin kültürel ve politik hayatına yakınlaştırmakla kalmadı, sonraları Meksika düşün hayatında etkin olacak isimlerle dostluk kurmasını da sağladı. Aynı dönemde anarşist bir edebiyat grubuna dahil oldu. Bu yıllar, Frida’nın karakterinin oluşmasında büyük rol oynadı.

http://www.resimag.com/

Frida 18 yaşındayken bindiği otobüs tramvayla çarpıştı.Frida ölümden döndü ama bir demir çubuk sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıktı.Vücudunda birden fazla kırık olması da cabası.Kaza sonrası Frida için hiçbir şey eskisi gibi olmadı.Yatağa bağımlı oldu, ailesi ona resim yapması için tuval ve boya hediye etti.Resme acılarını hafifletmek için başladı.Yatağının üstüne ayna koydurdu.Aynaya baktığında gördüğü farklı suratları çizdi. Resmettiği her bir Frida bir şekilde acı çekmekte olan bir kadındı.

http://www.resimag.com/

Frida’nın kendi tabiriyle hayatında “iki büyük kaza” vardır. Bu kazaların ilki onu yatağa mahkum etmiştir.İkincisi ise Diego’dur. Aşık olduğu adam. Komünist, ressam Diego Rivera.

Çapkınlığı ve sadakatsizliği ile tanınırdı Diego. Diego'nun Frida'nın kız kardeşi ile olduğu iddaları durumu daha kötüye götürüyordu.Başka bedenlerde kaçamakları oldu her ikisinin de.Frida fotoğrafçı Nickolas Muray ile tanıştı.Muray ilişkileri boyunca Frida’nın pek çok fotoğrafını çekti ve belki de Frida’nın en güzel portreleri hep Muray’ın elinden çıkanlardır.Tabir-i caizse çalkantılı bir ilişkileri oldu Diego'yla. Bir defa boşandılar, lakin aşka karşı koyamayacaklarını anlayıp tekrar birleştiler.Başkalarının tenlerinde bulsalar bile dönem dönem kendilerini, hep birbirlerinde buldular huzuru ve huzursuzluğu, kısacası hayatın ta kendisini.

Sağlık sorunları yaşarken de, kocasıyla olan fırtınalı ilişkisinde de, mutlu günlerinde olduğu gibi resim yapmaya devam etti Frida. Amerika’da ve Fransa’da sergilere dahil oldu.Ülkesindeki ilk kişisel sergisinde yataktan çıkmaması öğütlenmişti, çareyi yatağı sergi salonuna taşıtmakta buldu. Öyle de güçlü, öyle de inatçı idi.

http://www.resimag.com/

Ciddi sağlık problemleri yaşamış, anne olmak istemiş ve olamamış bir kadının resmettikleri birçok kadının anlatamadıklarıydı.Frida, 13 Temmuz 1954’te akciğer embolisi nedeniyle hayatını kaybettiğinde henüz 47 yaşındaydı.Öldüğü yıl yaptığı “Yaşasın Hayat” isimli bu tablo, onun hayata bakışını özetler gibiydi.

https://www.youtube.com/w...h?v=ou0EOcpdJm4
27 beğeni · 0 yorum beğen ikon
6 beğeni · 1 yorum beğen ikon
ahmet-samsa (@samsa)
Çok iyiymiş. ;)
22.02.16 beğen 1 cevap
/ 2