up
ara

Ömer Aydemir.

bazen sadece satır aralarındadır hayat...
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

İroni ve küreselleşme paylaşım fotoğrafı
İroni ve küreselleşme
Stefan Zweig 1925 yılında yazdığı bir makalede bir kültürel yozlaşmadan bahsediyor. Ya da revaçta tabiri ile küreselleşen kültürden. Bu elbette kapitalist düzenin en çok arzuladığı şeylerden biri. Çünkü çıkardıkları renkli bir tüyü tüm dünyaya pazlamak isteyecekler ve bu kültür birlikteliği sayesinde çok kolay olacaktır. Düşünsenize yaşadığımız dönemde herkes birbirine ne çok benziyor. Bir akım tüm dünyada yankı buluyor. Düşme pozları, arabanın kenarında yürümeler, ayakla kapak açmalar, aynı terlikler, aynı ayakkabı ve aynı parıltılı elbiseler. Velhasıl tüm kültürel kaymanın sonucu aynılaşan şehirler, köyler, insanlar.
Çeşitler ve farklılık güzel oysa.

“Ginümüzde ulusların bireysel örf ve adatleti giderek aşınmakta; giysiler üniformaya dönüşmekte, adetler ise evrensel düzleme kaymakta. Ülkeler sanki gittikçe artan ölçüde birbirlerinin içine itilir gibi; insanlar eylemlerini ve canlılıklarını belli bir şemaya göre sergiliyorlar, kentler dış görünüş bakımından birbirlerine gittikçe daha çok benziyorlar. Bu bağlamda Paris’in dörtte üçü amerikanlaştı, Viyana, Budapeşte olup çıktı; kültürlerde kendine özgünlüğün o kendine özgü rahiyası gittikçe azalmalta; değişik renkler gittikçe daha hızlı dökülüyor... altından ortaya mekanik bir işleyişin çelik rengi manivelası, modern denilen dünya aygıtı çıkıyor...
Bilincine bile varılmaksızın, ruhlar arasında sakıncalı bir türdeşlik, yoğunlaştırılmış üniformalaştırma içgüdüsü aracılığıyla bir kitlesel ruh doğuyor... bireysel olan, tip lehine yıkıma sürükleniyor. Söyleşi, konuşma sanatı yozlaştırılıyor... edebiyatta hızlı modanın, ‘sezonun başarılı kitabının’ modası geçerli. Daha şimdiden artık insanlar için kitaplar değil, fakat giderek artan ölçüde ‘sezon kitabı’ düşünülüyor...”

Çözümü de öneriyor elbette üstat bu noktada. Ama ironi olan nokta şu; yazar olarak kendisini sevmeme rağmen bu ‘sezon kitabı’ olma özelliğini kendisi ve eserleride bulaştı. Her yerde artık yazar ve kitaplarını okumayanı dövüyorlar. Bu konuda ki kendi çözümü işe yaramış mı bilemedim:

“...bu durum karşısında yapabileceğimiz tek bir şey kalıyor: Kendimize kaçmak. İnsanın elinden dünyada bireysel olanı kurtarmak gelmez, insan sadece kendi içindeki bireyi savunabilir. Düşünce insanının en büyük edimi, her zaman özgürlüktür, düşünce karşısında, nesneler karşısında, kendi kendisinin karşısında özgür olmaktır. Ve bizim de görevimiz işte budur: Başkaları gönüllü olarak kendilerini bağımlı kıldıkları ölçüde, kendimizi daha özgür kılmak! Başkalarının eğlimlerinin tek düzeleştiği, tek bir yolla yetindiği, makineleştiği ölçüde, ilgi alanlarımızı çok daha zenginleştirerek düşünce dünyasının bütün göklerine yaymak!...bilmeye çalışmak ve ondan sonra bize ait olmayanı bilerek red etmek, kendimiz için zorunlu gördüğümüzü de yine bilerek korumak. Çünkü, ancak, bu dünyanın gittikçe artan tek düzeliğine ruhumuzla da karşı çıktığımız takdirde, bu dünyada yıkılamaz olanın, her zaman tüm değişimlerin ötesinde kalanın sadık sakinleri olabiliriz...”

Farklarla kalın...
Stefan Zweig
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 yorum
Ikrar (@mahzun)
Sen değiş, dünya değişsin 🙂 Kaleminize, düşüncenize sağlık 👏😊
14.08.19 beğen 1 cevap
Gökdeniz mert (@pote)
Küresel çöpler diyebiliriz bu kesime kendi beyin değeri sıfıra yakın modayı izleyen hatta moda ile yapışık küresel çöpler . Kitap okumak bile moda olmuş bakın ca ! Büyük bir kısım moda olan ıvır zıvır sürümden kazanan yazar bozuntularını “ okuyor gibi yapıyor ama aslın da ! Hiç bir etki etmeyen kelimeleri tekrarlıyorlar . Sorsanız dün okuduğu kitabı bile hatırlamazlar etki etmeyen bağlamayan bir kitap sadece görüntü amaçlı gösteriştir . Kapitalist düzen aslın da ‘ bir virüsün elden ele gezmesidir bunada moda yoruz , gşt gide onlineleşen hayat manevi kültürel ahlaki değerleri yok eder.
14.08.19 beğen 2 cevap
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Human beign
Kararmış ormanlarda, her tarafta yağmur kokusu
Mayıs Günü Çiçekleri'ne yetiş, yerle seviş
Beni izleyen, beni dinleyen o ağacı görüyorum
Başka isimdeki bir ağaç beni kesin biçerdi
Ben Lord Yüce İnsan'ım, her şeyi gören, her şeyi bilen
Ben Doğa Ana'nın annesini öldüren oğluyum, hepsi bu
Bir Kara Şahin gecenin karanlığında yavaşça ilerliyor
Köşeye sıkışmış bazı küçük yaratıklar onun yemi olacak bu gece
Sabah güneşi savaşırken dünaydan haberler yaratıyor
Başka isimdeki bir güneş kesin bana biraz ışık verirdi
Ben Lord Yüce İnsan'ım, her şeyi gören, her şeyi bilen
Ben Doğa Ana'nın annesini öldüren oğluyum, hepsi bu
7 yorum
Enes (@cortazar)
Müzik zevkiniz çok hoş @seyyah73. Çok severim bu şarkıyı, burada görmek sevindirdi :)
13.08.19 beğen 1 cevap
Batuuu (@batuuu)
Ömer abi Human Being olacak galiba bilgin ola
13.08.19 beğen 1 cevap
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Okuma listesi
Bu ayki okuma listemi yayınlamayı düşünmüyordum ama sağ olsun sayın @ponnik ısrar etti. Bende davetini kıramadım. Teşekkür ederim. Bu ay uzun bir aydı ve güzel bir ay.

1- Caligula bütün oyunlar. Albert Camus.
2- Gölgeye Övgü. Cuniciro Tanizaki.
3- Kızıl Kahkaha. Leonid Andreyev.
4- Kırmızı Kitap Engin Gençtan.
5- Kuş Diline Öykünen. Ayşegül Devecioğlu.
6- Unutma Bahçesi Latife Tekin.
7- Bruges-la-Morte. Georges Rodenbach.
8- Tek Yön. Walter Benjamin.
9- Madde Kara. Hüseyin Kıran.
10- Artemisia. Anna Banti.
11- Kambur. Hans Fallada.
12- Pandora İlk Kadın. Jeane-Pierre Vernant.
13- Ölüm Hastalığı. Marguerite Duras.
14- Radyo Benjamin. Walter Benjamin.
15- Hayal Kırıklıkları Kitabı. Margit Schreiner.
16- En Uzağından Unutuşun. Patric Modiano.
17- Muhtelif Evhamlar Kitabı. Ömür İklim Demir.
18- Homo Faber. Max Frisch.
19- Baharda Ölmek. Rald Rothman.
20- Merkez. Philippe Sollers.
21- Gitar. Michel Del Castillo.
22- Kader. Tim Parks.
23- Çarpık Dünya. Vladimir Nabokov.
24- Yalnızlık Anlatıları. Walter Benjamin.
30 yorum
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
Kulaklarıma inanamıyorum, gözlerim zaten duymuyordu , açıldı @seyyah73 😎😊 umarım net ifade edebilmişimdir, nazarlık bulamadım ama şeker tadında bir nazarlık gelsin 🍬🍬🍬
02.08.19 beğen 4 cevap
Pınar (@dreamerr)
Bu kadar kitabı bir aya nasıl sığdırdınız 🤭😟
02.08.19 beğen cevap
Sonay Ç. (@ponnik)
Ülkemizde kitap okunmuyor zaten de, ortalama kitap okuyan bir kişinin bir senede okuduğu kitap sayısını bir aya sığdırmak müthiş bir durum 😊 Okuduğunuz kitapların neredeyse hiçbirini bilmiyorum. Ama Caligula kitabını çok merak ediyorum. İncelemenizi de okudum. Müthiş gerçekten.
02.08.19 beğen 2 cevap
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Dıt.dıt.dıt paylaşım fotoğrafı
Dıt.dıt.dıt
Edebiyatın en güzel yanı bir sürü ayrıntıda gizli elbette. Bazen de ayrıntıları ele alış biçiminde. Ufak bir an önemsiz görünen bir ses veya görüntü birden yazının en güzel parçalarından birini oluşturur. Ve bir sürü güzel parçada romanı öyküyü denemeyi oluşturur. Her edebi eseri beğeniyorum demek değil elbette bu söylediğim. Ama dişe dokunur bir yazar olmak bu noktalardan bir bütün oluşturma sanatı bence. Tabloyu kesintisiz ve kusursuz oluşturabilen yazarlar var ve ben bunlara hayranım. Benim dikkat bile etmediğim bir anın yansıması o yazarda bambaşka bir şeye dönüşüyor. Çoğu zaman bu yazarların dünyayı algılama şekli benimkinden farklı diye düşünüyorum ve iyi ki farklı dediğim çok an var. İşte o anlardan birini yaşadım az önce kitabı okurken bir sahne bir tek an ama betimleme şekli bence çok güzel:

''...sonra hızlıca telefonu çevirdi. Hat meşguldü. O küçük çubuk şeklindeki sinyal dizisi bir şiir antolojisinde, ilk satıra göre sıralanmış bir fihristte üst üste binmiş 'Ben'lerden oluşan uzun, dikey satıra benziyordu. Ben bir gölüm. Ben bir dilim. Ben bir ruhum. Ben ateşlendim. Ben açgözlü değilim. Ben Kara Şövalye'yim. Ben meşaleyim. Ben yükselirim. Ben düş görürüm. Ben imrenirim. Ben buldum. Ben duydum. Ben bir kaside hedefledim. Ben bilirim. Ben severim. Ben yas tutmalıyım sevgilim. Ben hiçbir zaman. Ben solurum. Ben hatırlarım. Ben seyahat ettim. Ben gezdim. Ben yapacağım. Ben yapacağım. Ben yapacağım.''

Kısacık bir dıt.dıt.dıt anı işte telefonda meşgul sesini insan kaç saniye dinler ki... Keyifli okumalar!
0 yorum
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Geceye iyi geldi
toz katmanları ve geçmiş günler
söyleyemediğim şeylerin pusu içinde soluyor şimşekler
buna rağmen ellerimin bağlı olduğunu söyledim
zaman değişti ve şimdi ilk sefer için özgür olduğumu keşfettim
herşeyle içiçe hissediyorum şimdi
zamanın içindeki yaşam ne kadar garip şimdi


ve senin üzerinde uçuyorum gibi hissederiyorum
gerçeği bulmak için öldüğümü hayal ederek
görünüşe göre beni aşağıya çekmeye çalışıyorsun
toprağa geri döndürmeye toprağa geri döndürmeye
6 yorum
Sonay Ç. (@ponnik)
Anathema dinleyen birine rastlamak ne hoş 😊 fazla dinleyince bunalımlara sürükler beni...
25.07.19 beğen 1 cevap
Hande Ç. (@handec)
Yagcilarda inmek ne hoş fazla inince boyozlara sürükler beni.
25.07.19 beğen cevap
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

 paylaşım fotoğrafı
Yeni bir kitaba başlamak her zaman zor oldu benim için. Bazen iki üçü bir arada başlıyorum. Ama bu kitap dikkatimi çekeli bir hayli zaman oldu. Artık okumalı dedim. Başlasın yolculuk...

Son incelemeler, fizyolojik şiddet mekanizmalarının bir bireyden diğerine, hatta bir kültürden diğerine pek az değiştiğini düşündürüyor. Anthony Storr’a göre, öfkelenmiş bir adama ya da kediye en çok benzeyen şey ancak bir başka öfkelenmiş adam ya da kedidir. Kurban sunumunda (en azından bu edimin ayin olarak varoluşunun belirli aşamalarında) şiddetin oynadığı bir rol varsa, elimizde de genellikle bilmediğimiz, az bildiğimiz ya da belki sandığımızdan daha az bildiğimix kültür değişkenlerinden hiç değilse kısmen bağımsız olduğu için çözümlemede işe yarayacak bir ipucu var demektir.
Şiddet arzusu bir kez uyandı mı, bunun ardından kişiyi kavgaya hazırlayan bazı bedensel değişimler geliyor. Şiddete adanmışlık durumunun bir süresi var. Uyarı sona ererermez nedeni ortadan kalkan basit reflekslerle bir tutulmaması gerekiyor bu durumun. Storr özellikle toplum halindeki olağan yaşam koşullarında, şiddet arzusunu yatıştırmanın, böyle bir arzuyu uyandırmaktan daha zor olduğuna işaret ediyor.
ataç ikon Şiddet ve Kutsal
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 yorum
Bearded Angler (@beardedangler)
Ömer abi derida '' şiddet konuşma biçimidir, aslında şiddet uygulayan insan konuşuyordur '' der. Haa diyeceksin ki doğrumudur? Katılıyor musun bu söze...? Sağım solum belli olmuyor,konuya göre değişiklik gösteriyor derim. Lakin, her daim '' savaşma seviş '' cizgisinden sapmamaya calışıyorum.şimdi abi esas konuya gelecek olur isek, rene girerd'i ben fazla sevmemiştim. Nedeni de, yaptığı saptamalar cok hızlı yer değiştirip, cok hızlı evriliyor olmasıydı. Yani sevgiden nefete dönüş cok hızlı, bu hızdan kaynaklı sacmalıklar silsilesi oluşuyor demesini kabul etmeye yakın olamıyorum. Lütfen Küçük bir örnek vermeme hem sabır göster hem de, bunu etraflıca büyüt abi. Misalşaka yapmaya calışır iken, şaka yaptığın insanın ters bir tutum içine girdiğini sanmak, esasında, senin şaka yapar iken ki kullandığın envanterin, onaylı olup olmaması kaygısından dolayı, şaka yapan insanın bir an da olumsuz dülğnmesine neden olur. Şaka zede, şaka ile aynı paralellıkte tavır içinde dahı olsa, öncesinde kaygı(ya da şaka esnasında oluşan şaka sahıbının kaygısı) şakadan alakasız bır seyir haline girebilir.kaygı hissi konunun başında değilde, ortasında ya da sonunda oluşuyor ise, yani şaka yapmadan önce kaygı yok, fakat şaka ile beraber kaygı da beraberinde geliyor ise, burada ki hata_eksiklik ya da yanluş ilerleme sırf psıkolojıyle, ya da, insan vasfının dolaylı hali ile izah edilemez_edilmemeli diye düşünüyorum. Hasıl_ı kelam ömer abi, rene girard'ı günlük, reel hayatda referans olarak kabul etmek doğru olmaz zannımca. Not: ben yazarı ve bu kıtabını daha önceleri okuduğunu sanardım. Yani başka bir paylaşım sahıbınde denk gelsem, ya da konusu üzerine senın yorumlarına denk gelsem, ya da, analız yapar iken, düşüncelerini destekler nitelikte olduğunu varsayarak bu kıtabı ömer abim muhakkak okumuştur diyebilırdım. Demek kı senin kısmet bu guneymiş abim. Bu durum benım sanı ve varsayımlarımın çöp olmasına neden oldu. Ve bende bu durumdan dolayı İÇİMDE ŞİDDET emaresi oluşmadı.🙈🙈🙈🙈 (ben ters köşe olduysam rene girard'ı da ters köşe edeyım barı,🤣🤣🤣 şiddet ha deyınce kolay olmaz oluşmaz diyerek.
23.07.19 beğen 1 cevap
Hande Ç. (@handec)
Güzeldi ama üzücüydü
23.07.19 beğen 1 cevap
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Ölüm...
Sorarsınız: Ölüm hastalığı neden ölümcüldür? Cevap verir: Ona yakalanan onu taşıdığını, ölümü taşıdığını bilmediğinden. Üstelik ölecek bir yaşamı olmadan öleceğinden, hiçbir yaşamda, hiçbir zaman ölmeyi bilmeyeceğinden.

İçinizde, nedenini bilmediğiniz hıçkırıklar vardır. Sanki sizin dışınızda bir şeymiş gibi kıyınızda kalakalırlar, size kavuşmazlar ki onları ağlayarak atasınız. Siyah denize karşı, uyuduğun odanın duvarına karşı, kendinize ağlarsınız, bir yabancının ağlaması gibi...
ataç ikon Ölüm Hastalığı
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
4 yorum
Bayır gülü (@bayirgulu)
Alçak, yumuşak bir sesle cevap verir: Çünkü sevmiyorsunuz. Öyle, diye cevaplarsınız.
Açık açık söylemenizi ister. Söylersiniz: Sevmiyorum.
Hiçbir zaman mı? der.
Hiçbir zaman, dersiniz.
Sevdiğini öldürecek gibi olma duygusunu, onu kendinize, yalnız kendinize saklama, bütün yasalara rağmen, bütün ahlaki baskılara rağmen onu alma, kaçırma isteğini duydunuz mu? Hiç bu isteği duydunuz mu? der.
Hiçbir zaman, dersiniz.
Size bakar, tekrarlar: Ölüler ne tuhaf oluyor.der Bende bu cümleyi çok seviyorum bu kitapta ..
17.07.19 beğen 4 cevap
ayse gülce (@aysegulce)
Türkçe uyarlaması : https://youtu.be/WDGVeyvpwcw
17.07.19 beğen 2 cevap
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Bir ressam  paylaşım fotoğrafı
Bir ressam
İtalyan Barok ressamı Artemisia Gentileschi 8 Temmuz 1593’te Roma’da doğdu. Günümüzde Caravaggio’yu izleyen kuşağın en başarılı isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kadın olduğu için dönemin sanat okullarında eğitim alamadı. Ancak eserlerinde kadının güçlenmesini yansıttığı için 1970’lerde feminist sanatçılar ve sanat tarihçileri sayesinde adı daha çok duyuldu, hatta son elli yılda efsaneleşti. Sansasyonel yaşam öyküsünün sanatını gölgelediği iddia edildi. Yaşadığı tecavüz travması ile onu takip eden mahkeme ve zorla evlendirilme sürecindeki gerçek olaylarla, kişiliği etrafında örülen mitik hikayeleri birbirinden ayırmanın zor olduğu ileri sürüldü. Artemisia annesini 12 yaşında kaybetmişti. Babası Orazio Gentileschi de ressamdı. 19 yaşındayken kendisine tecavüz eden resim hocası Agostino Tassi, babasının yakın arkadaşıydı. Babası dava açtı ve Tassi evlenmeyi reddedince Artemisia’yı Floransa’lı bir ressamla evlendirdi. Zorlu mahkeme sürecinin ardından Tassi sekiz ay hapis yattı. Bu olaylar, daha sonra Artemisia’nın sanatını ve eserlerini anlama çabalarında feminist bir bakışa yol açtı. İncil’deki karakterlerden esinlenerek resmettiği güçlü kadın kahramanları, patriyarkal toplumun cinsiyet rollerini ihlal eden cinstendi. Şiddet dolu sahnelerde yer alan bu kadınlar güçlü, enerjik, savaşçıydı; kırılgan, narin figürler olmaktan uzaktılar. Yaşlı erkeklerin tacizinden tiksinti ve rahatsızlık duyduğu açıkça görülen, kan ve şiddete yabancı olmayan, güçlü, direnen, kendinden emin kadın karakterleri, kurtulduğu tecavüzün ve kendi travmatik deneyiminin dışavurumu, yüceltilmesi ya da “intikamı” olarak yorumlandı. Otoportrelerinde kendisini alışılmışın dışında bir açı kullanarak, idealize etmeksizin, çalışma anındaki dağınık saçları ve coşkulu, yaptığı işe yoğunlaştığını gösteren yüz ifadesiyle resmetti.

“Ağlama”. Hıçkırıklarımı birbirinden ayıran sessizlikte bu seda, yokuşu hızla tırmanmış, acil haberi bir an önce verip kurtulmak isteyen bir kız çocuğunun suretine dönüşüyor. Kaldırmıyorum başımı. “Ağlama”: Hecrlerin kayışındaki sürat kavurucu yaz sıcağında yüksek, soğuk göklerden düşen bir dolu tanesi, bir ileti gibi sekiyor yerden. Kaldırmıyorum başımı. Yalnızım.
...Bir saniye için dindiğim ve içimi kaplayan hiçlikte her şeye rağmen kalkmam gerektiğinin bilincine vardığım an, “ağlama” diyen o ses süratle uzaklaşan bir dalga gibi dokunuyor. Başımı kaldırıp bir an bakıyorum ki çoktan hatıra olmuş. Bu haliyle dinliyorum onu. En ağır, en sancılı kaybımı keşfetmenin şaşkınlığı içinde suskunum.
Evimin enkazı altında yitirdiğim şey, ağır ve tatlı nefesiyle yüz sayfalık bir yazıda uykuya yatırdığım, üç asır öncesinden arkadaşım Artemisia...
ataç ikon Artemisia
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Radyolu günler paylaşım fotoğrafı
Radyolu günler
Walter Benjamin ismi edebiyat dünyasında saygı ile anılan bir isim. Bir düşünür bir eleştirmen yazar. Burada benim çocukluk günlerimde merakla beklediğim çocuk radyosu içinde çocuk radyo oyunları var. Güzel siyah beyaz ve daha çok görğntüsüz günlerdi onlar. Cızırtılı sesler eşliğinde dinlerdik merakla o oyunları. Gülme efekti de yoktu. Yani isterseniz gülüyordunuz. Çoğu zaman toplumsal ve sosyal mesajlar içeren oyunlardı elbette. Arkası yarınlar gibi. Güzel günlerdi çünkü radyo dinlerken hiç bir ayrıntıyı kaçırmamaya çalışırdık. Merak ederdik ertesini. Yani kısaca çabuk tüketmezdik. On sezon birden yayınlanmazdı ve ileri sarma tuşu da elbette yoktu. En çok sabrı öğretti sanki radyo oyunları bize. Beklemeyi merak etmeyi ve tüketmemeyi. Gece uzun kitapta...

“Hiçbiriniz bir çingene arabasının tekerlek parmaklarına tırmanıp içeriye bakma cesaretini bulamamış olabilirsiniz. Ama hepiniz bunu mutlaka içinizde geçirmişsinizdir, tıpkı benim geçirdiğim gibi...”
ataç ikon Radyo Benjamin
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Uçmak güzel şey paylaşım fotoğrafı
Uçmak güzel şey
Sayın @ponnik ve değerli @tambagimsizproton davet etmiş elbette icabet gerekir. Bir iç hatlar uçağı geçen yıl bu zamanlarda tatile gitmiştim. Klasik bir tatildi ama ihtiyaç duymuştum. Bu yıl tatil beklemek zorundayız eylül belki. Keyifli okumalar!
2 yorum
Elsa Rose (@elsarosee)
Kaleminiz alpino marka sanırım ;)
05.07.19 beğen 1 cevap
/ 141