up
ara

Sinemm

Sinemm

Sinemm

@sinemm

 paylaşım fotoğrafı
#turuncu
25 beğeni · 6 yorum beğen ikon
Onur Efe (@uzattiellerinibirnefesyalnizliga)
#Karanlık
26.02.18 beğen 3 cevap
turlim (@turlim369)
camın arkasındaki kadın kim?
27.02.18 beğen 1 cevap
PİP! (@nusretk)
Gece vardiyası??
08.04.18 beğen 1 cevap
Sinemm

Sinemm

@sinemm

Hüseyin Nihal Atsız
❝ Arkadaşlar ! Orta Asya’daki Kırgızla,Anadolu’daki Türk arasına siyasi sınırlar girmekle bunlar birbirinden ayrılmaz. Bir ormandaki ağaçların aralarına duvar çekerek onların gövdelerini ayırabilirsin. Fakat duvarın üstünden dalları,toprağın altından kökleri birbirini kucaklar...❞


Hüseyin Nihâl ATSIZ
Çanakkale’ye Yürüyüş,Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferleri
11 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Sinemm

Sinemm

@sinemm

Yazarlar nelerden nefret eder? paylaşım fotoğrafı
Yazarlar nelerden nefret eder?
1.Susan Sontag'ın nefret listesi oldukça uzun. Bunlardan bazıları: Coca-Cola, evde yalnız uyumak, şemsiyeler.
2.Jonathan Franzen, Twitter'dan, internetten, e-kitaplardan ve akıllı telefonlardan nefret ettiğini söyleyerek teknoloji ile münasebetinin boyutlarını ortaya koydu.
3.Toni Morrison tutuculuktan, özellikle de dinin, kadınların cinselliğine ve üreme haklarına yönelik tahakkümünden nefret ettiğini söylemişti.
4.Stephen King CNN'de yayınlanan söyleşisinde, “Organize dinlerden nefret ediyorum.” demişti.
5.Jack Kerouac Beat kuşağına yön veren kitaplara imza atmış olsa da aslında yanlış anlaşıldığını, hiçbir zaman Beatnik olmadığını, hatta koyu bir Katolik olduğunu dile getirdi.
6.Alman tarihi üzerine yazdığı yazılar Nazi elitleri arasında popüler olsa da, J.R.R Tolkien aslında Hitler'den nefret ettiğini oğluna yazdığı mektupta dile getirdi.
7.Harry Potter serisinin yazarı J.K.Rowling bir röportajında, “teenager” olmaktan nefret ettiğini belirtmişti.
8.ampirle Görüşme'nin yazarı Anne Rice, romanının filme uyarlanması sürecinde yapılan seçmelerde Tom Cruise'dan bir vampir olarak nefret ettiğini söylemişti.
9.Vladimir Nabokov fon müziklerini katlanılmaz buluyormuş.
10.Mark Twain bir diğer yazar Jane Austen'den nefret ettiğini şu sözlerle ortaya koymuştu: 'Ne zaman Gurur ve Önyargı'yı okusam, Austen'i mezarından çıkarıp kaval kemiğiyle kafatasına vurmak istiyorum.'
10 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Sinemm

Sinemm

@sinemm

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü paylaşım fotoğrafı
Çocuğu olan onunla çocuklaşsın. (Hz. Muhammed (sav))

Çocukları ancak çocuklardan öğrenebiliriz (R.D. Laing)

Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğmuş olur. (Osho)

Unutmayın! Çocuklarınız sizin değildir. Onları Yaratıcıdan ödünç aldınız. (Kızılderili Atasözü)

Çocuk kim demiş küçük şeydir, belki de en büyük şeydir. (Abdülhak Hamit Tarhan)

Çocuğun en temel hakkı, çocuk olma hakkıdır. (V. Tarzie Vittachi)

Çocukluğu olmayanın gençliği de olmaz. (Nurullah Ataç)

Çocukluğunu tam yapmamış insan, kolay kolay tam bir insan olamaz. (Hölderlin)

Çocuklarınızı kuzu gibi yetiştirirseniz, koyun gibi güdülürler. (Sadi-i Şirazi)

Çocukların karınlarını ve zihinlerini doyurduğumuz kadar ruhlarını da beslemeliyiz. (Michael Marshall)

Çocukta ruh ve beden eğitimi ve gelişimi beraber yürütülmelidir. (İbni Sina)

Bir çocuğun, ilk öğrenmesi gereken ve en çok ihtiyacı olan şey; tahammül etmesini bilmektir. (Jean Jacques
Rousseau)

Çocuğun duygu dünyası yetişkinler tarafından yönlendirildikçe değil, duygularına eşlik edildikçe güçlü bir kişilik yapısı oluşur. (Adem Güneş)

Günümüz çocuklarının isteklerinin çoğu, ihtiyaçlarının ise pek azı karşılanıyor. (Jesper Juul)

Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oynayın, 15 yaşına kadar onlarla arkadaş olun, 15 yaşından sonra ise istişare edin. (Hz. Ali)

Çocuklar yağmura benzer. Onları bir kaba koymaya çalışmayın. Toprak olun. (Anonim)

Çocuk büyütürken evi temiz tutmak, kar hâlâ yağarken kapının önünü temizlemek gibidir. (Phyllis Diller)

Çocukların nasihatten çok, iyi örneğe ihtiyaçları vardır. (Joseph Joubert)

Çocuklar dünyanın en büyük servetidir. (Anonim)

Dünyada bir tane dahi çocuk mutsuz olduğu sürece, büyük icatlar ve ilerlemeler hiçtir. (Einstein)
13 beğeni · 3 yorum beğen ikon
Gülcan (@gulcann)
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

Halil Cibran
21.11.15 beğen 3 cevap
Sinemm (@sinemm)
Saatlerce düşünüp sözlerini hatırlayamadığım şiir :) Teşekkürler Gülcan :)
21.11.15 beğen 2 cevap
Gülcan (@gulcann)
bir şey değil :) sözleri okuyunca aklıma geldi :) copy paste yapıverdim ;)
21.11.15 beğen 1 cevap
Sinemm

Sinemm

@sinemm

Deneme paylaşım fotoğrafı
Deneme
Biraz Mesut Gezinebiliriz Sanatlı Bahçelerde
Yaşamamak arasındaki saniyelerin ritmi düşüyor.‘Hiç’ dediğimiz, sonsuzluk mudur? ‘Var git dedirtenyaşamda’, ‘kal dedirten ölümde’ nedir? ‘Var git’ yani yürü…Hatırımızda tutarak güzel bir zamanı… Yahya Kemal’in “Birböyle zevke tek bir ömür yetmiyor, …’’ dediği güzel birzamanı hatırımızda tutarak, bu koridorlarda biraz mesutgezinebilir miyiz?

Ölümü silmek için güneşle boyuyorum her sabah, güneşin boyası yetmiyor, ya da gün geçtikçe daha az tutuyor buboya. İlk esintide, bir anlık titreşimde ve hafif bir dokunuştayeni yeni çatlaklar oluşuyor. “Yazlar yavaşça bitmese, günlerkısalmasa…’’ Evet, bir eylül sonu var. Günden, güneşten daha güçlü bir boya bulmak lazım. Geçen zamanla daha daartıp duran çatlakları uzun süre gözümüzden saklasın.

“Hem bunları neden konuşup, neden yazıyoruz ki şimdi?Ne gerek var?’’ Belki de içimizden kimileri gidecek birazdan,gideceğiz. Ve belki de tüm geride bıraktığımız bu izlerbaşkasının kafasını karıştıracak. Koymayacak ki, iki günrahat yaşayacaksa rahat yaşasın ancak yaşamasına yetecekkadar sorularıyla. Oysa bizim sorularımız değdiğinde kulağına,en sevdiği işi bile yaparken birden “neden ve niye?’’diye sorarak duracak. “Yapsam ne olacak, yapmasam ne? Ertelemesem yapacağım şu işi daha çok mu yaşamış olup,daha çok mu yaşadığımı duyacağım?’’ diye soracak… Belkide durmak isteyecek. Bu yaşam rüyasını korkulu bulup,korkulu gözlerle bakıp duracak.

“Neden böyle yazıp, neden böyle konuşuyoruz ki biz?’’Gün gelip korkuyu da yitirip saçma ve anlamsız bulacak herşeyi. O da, bunları aklından çıkarmak için dile dökecek birşekilde. Belki de yazacak bizim gibi. (Bir kişiyi daha rahatsızetmemiz iyi olmadı.) Kendisinde güzel konuşma ve yazmakabiliyeti falan olduğuna inandığından değil. İnanmadanböyle bir kabiliyeti olduğuna, belkikimsede olduğuna bile inanmadanyazacak bizim kendimize inanmadığımızgibi. (Haklısınız. Biz ona neyeinanıp, neye inanmadığını sormadık.O, bizden çok konuşmaya mı başladı ne?)

Bir kez sorular girmeye görsün hayatına, sormamızı bekler mi artık, sormadan da kendiliğinden söyleyecek.Şimdi de her şeyi saçma bulduğunumesela. Dünyayı soyup ikiye ayırdığındaonu saçma bulduğunu.Okuduklarına, söylediklerine güldüğünü,ağlayarak yazdıklarına güldüğünü,sonra hepsinin nasıl saçma sapan olup savrulup giderken bomboş, çıplak, mahrum, mahzun ve bir hiç olarak kaldığını geride. Geride kaldığını ve bir gün geride bile kalamayacağını…

“Daha güzel tutabilir kalemi elinde vedaha güzel yazabilir öyle değil mi?’’ Oda farkında daha güzel yazabileceğininve bunun için birkaç dakika özenlive dikkatli oluyor. Sonra bu dikkatinide saçma buluyor. “Neden yazıyor,neden okuyor, neden konuşuyor,neden ve neyi anlamaya çalışıyor?’’Bütün dikkati dağılıyor bu sorularlave üşüyor kabuğu soyulmuş birportakal. Bir portakalın kabuğununsoyulup dilimlerinin tek tek ayrıldığını,hatta dilimleri birbirlerinden nasıluzaklaştırıp yalnızlaştırdığını, portakalınbütünlük anlamını yitirip anlamsızlığadüştüklerini görüyor. Ya dadüşürdüğünü görüyor. Ayrılık gayrılıkve yalnızlık daha bir soruları çoğaltıyor.Yalnızlaşan bir portakal diliminin sorusu daha çok… Ve dönüp bir portakal kabuğu çatısının altına girebilmesi daha zor. Yine de o dilim, birçatı özlemiyle diğer dilimleri arayabilir.Arar da. Geçmişindeki o çatı altındaki şefkati, sorusuzluğunu, sorunsuzluğunu,sorumsuzluğunu özler ve arar da. Sanki diğer dilimleri bulsa o çatıyı kursa önceki haline yeniden kavuşacaktır. Oysa artık o çatının kabuk olduğunu biliyor. Kabuğun,onu koruyuculuğunu ve dayanıklılığını artırdığını unutarak, yalnız boş bir çatı olarak gördüğü için de bir yandan da çatıyı istemiyor.

Görüyor musunuz, ne kadar kısa bir zamanda objektif bakışını tüketti.Çok, çok öznel kaldı.

“Zaman zaman bu yola nasıl çıktığını,yani sebep olan bizleri hatırladığında kızıyor mudur bize? Ne söylediğimizinkontrolünü kaybettiğimizi düşünerek,kızıyor mudur? Peki, o neden söyledibunları öyleyse, neden hemencecik nesnel olanı yitirdi?

’’Dünyanın kabuğunu soyunca insan öyle çıplaklaşıyor ki… Börtü böceğe,ağaca çiçeğe dokunmayı bırak, onları görmek ve izlemek en derin acıyıveriyor ona. Aslında hangi kabuğu soyarsa soysun çıplak kalan insan.Çekirdeği aradıkça… Çiçeği, yaprağı,dalı, budağı kaldırıp çekirdeği aradıkçave sonunda çıplak çekirdekle karşılaşıncadüş kırıklığı yaşayacak insan.

Hoyratça kaldırıp attığımız çiçekteyse gözümüze hitap eden güzellik var. Ve oradan da içimize dolan,ruhumuzu saran güzellik. Sanatta buya… Sanatta bunun için var ya…Tam yakınlaşmana izin vermeyip güzelçiçeğinde, yaprağında alıkoyarakgözlerini, kuru bir çekirdeğin odunsuyüzünden uzakta tutan. Kelebeği elegeçirdiğimizde, toz kanatları toz olupkalacak parmaklarımızda da, rengârenkbir uçuşun ahengini tamamenyitireceğiz ve gözlerimizin takip edeceğirenk kalmayacak.

Portakalı soyduğunda üşüyen insan…Dur, kızma hemen bize…

Yine de…

Biraz mesut gezinebiliriz sanatlı bahçelerde.

Semra SARAÇ
6 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Sinemm

Sinemm

@sinemm

Beynimiz Yıkanıyor paylaşım fotoğrafı
Beynimiz Yıkanıyor
Bazı Animasyon filmleri ve çizgi filmlerdeki gizli cinsel mesajların neden orada oldukları tam bir muamma. Ya bunları çizen animatörler araya eğlence olsun diye bunları serpiştiriyor ki bu daha inanılır ya da birileri animatörleri kullanarak çocukları cinsellikten soğutmaya ya da gizli gizli çocukların aklına sızmaya çalışıyor.
Örnek verecek olursak;
http://cinyus.com/wp-cont...-mesajlar-1.jpg
1.Sol alt köşedeki iki tavşanın duruşu sizce de biraz tuhaf değil mi?

http://cinyus.com/wp-cont...-mesajlar-1.gif
2.Bu çocuk Peter Pan. Duvarda beliren gölgesinde oldukça açık şekilde penis ve eklentileri görülebiliyor.

http://cinyus.com/wp-cont...-mesajlar-2.gif
3.Buz üstünde kayan yavru tavşan kendi etrafında dönerken bir anda minik pipisini görüyoruz.

http://cinyus.com/wp-cont...-mesajlar-3.gif
4.Aşağıdaki adama dikkat!

http://cinyus.com/wp-cont...-mesajlar-3.jpg
5.Toy Story’den bir sahne. Görünürde bir yaramazlık yok gibi ama olayın cereyan ettiği odanın duvarları birçok gizli cinsel öğe içeriyor. Dikkatli bakın, siz de görebilirsiniz.

http://cinyus.com/wp-cont...-mesajlar-4.jpg
6.Güzel ve Çirkin’den bir kare. Masada saat, demlik, şamdan ve fincandan başka bir obje daha var. Bilin bakalım bu ne?

http://cinyus.com/wp-cont...-mesajlar-6.jpg
7.Sol tarafta çok korkunç ve ayıp bir obje gizli.

http://cinyus.com/wp-cont...-mesajlar-7.jpg
8.Arabalar filminin bir kesiti. Resimde çocuk kaçırmaları ile ünlü Free Candy minibüsü de var.

http://cinyus.com/wp-cont...-mesajlar-8.jpg
9.Hemen soldaki resme dikkat

http://cinyus.com/wp-cont...-mesajlar-9.jpg
10.Çöldeki kum tepeciklerinin şekline dikkat!

Biz farketmesek de burada gösterilen her şeyi farkediyor beynimiz.Bakıp görmemek gibi.Çocuklarımızı, bizi bugüne kadar böyle gizli mesajlarla zehirlediler.Zehirlemeye devam ediyorlar.
22 beğeni · 19 yorum beğen ikon
Misliyna (@misliyna)
Bakış açısı denen şey gerçekten önemli... Baktığında ne görmek istersen onu görürsün...
13.10.15 beğen 1 cevap
Sinemm (@sinemm)
Ama neyi algılamak istediğinizi seçemezsiniz.Buna algınız karar verir :)
13.10.15 beğen 3 cevap
Misliyna (@misliyna)
Algılarda kişinin düşünce yapısına ve kişiliğine göre şekillenir.. Örn; Peter Panin gölgesini gördüğümde benim aklıma gelen beline takılı olan bıçağıy dı... yazıda belirtildiği gibi Penisi değil...
13.10.15 beğen 1 cevap
Sinemm

Sinemm

@sinemm

Yazarların Bilinmeyen Yönleri paylaşım fotoğrafı
Yazarların Bilinmeyen Yönleri
Karanlık hikâyelerin ustası Edgar Allan Poe‘nun karanlıktan çok içkiyle başı dertteydi. Ömrü boyunca alacaklılarından bir adım önde, alkoliklikten bir adım gerideydi.

Dünyanın en tanınmış yazarlarından, Büyük Umutlar’ın yazarı Charles Dickens dünyanın belki de en tuhaf uyku alışkanlığına sahipti. Yatarken yüzü mutlaka kuzey kutbuna bakacak şekilde uzanırdı. Bu tercihini açıklarken ‘yerküre elektrik akımları, pozitif ve negatif elektrik’ gibi şeyler söylemişti. En fazla vakit geçirdiği yer de kimsesizler morguydu.

Sivil İtaatsizlik teorisini ortaya atan Henry David Thoreau nadiren banyo yapar, saçlarını neredeyse hiç taramaz, yamalı giysiler giyerdi. Thoreau aynı zamanda ilk üzümlü ekmeği yaptı.

Walt Whitman eşcinseldi. En büyük aşkı ABD Başkanı Abraham Lincoln’dü. Şiir yazmadığı veya Abraham Lincoln’e duyduğu aşkı anlatmadığı zamanlarda banyo küvetinde içki içerek bağıra bağıra şarkılar söylerdi.

Balzac öldüğünde 51 yaşındaydı ama arkasında onlarca ölümsüz eser bırakmıştı. Günde yaklaşık 50 fincan kahve içtiği söylenen Balzac, kahve yapacak birisi olmadığında kahve çekirdeklerini çiğnerdi.

Tolstoy’un 13 çocuğu vardı. 48 yıllık evliliğinin ardından karısına “Benim yaşımdaki insanların sıkça yaptıkları bir şeyi yapıyorum. Son günlerimi tek başıma ve sükunet içinde geçirebilmek için dünyadan vazgeçiyorum,” yazan bir not bırakarak evini terk ettiğinde 82 yaşındaydı. Birkaç gün sonra bir tren istasyonunda donarak öldü.

Tolstoy, çağdaşı İvan Turgenyev’i düelloya davet etti. Hatta tabancalar bile geldi ama araya giren hatırlı dostlar sayesinde düello yapılmadı. Bu olayın ardından ikili uzun yıllar boyunca hiç görüşmedi.

Alice Harikalar Diyarında’nın yazarı Lewis Carroll bir matematik dehasıydı. Kelime üretmekte üstüne yoktu. Halen İngilizcede onun uydurduğu onlarca kelime kullanılmaktadır. Kütüphanelerde kitapların daha kolay bulunabilmesi için kitap adını cildin sırtına yazma fikrini hayata geçirdi. Scrabble kelime oyununun ilk örneğini yaptı. En sevdiği ulaşım aracı kendi icat ettiği üç tekerlekli bisikletti.

Mark Twain bugün bildiğimiz anlamda stand-up gösterilerini dünyada ilk kez uygulayan kişidir. Yazarlıktan kazandığı parayı farklı alanlarda değerlendirmeye çalıştı ama halka yutturulmaya çalışılan icatlara para yatırdığı için hep iflas etti. Halbuki evine telefon taktıran ilk insanlardan bir tanesi olmasına ragmen telefona yatırım yapma imkânı varken yapmadı. Ünlü mühendis ve mucit Nikola Tesla’yla yakın arkadaştı. Daktiloyla yazılmış olarak yayınevine teslim edilen ilk kitap Mark Twain’in 1883 tarihli Mississippi’de Yaşam kitabıdır. Kendi geliştirdiği bir diyeti vardı. ‘Azıcık aç kalmanın ortalama bir hastaya, dünyanın en iyi ilacından ya da doktorundan daha büyük yarar’ sağlayacağını düşünmekteydi. İzleyicilerin arasında Kraliçe 1. Elizabeth olduğu halde Mark Twain, yellenmek üzerine uzun bir konuşma yaptı.

İrlanda asıllı yazar Oscar Wilde, ABD ziyareti sırasında gördüğü “Piyanisti vurmayın. Elinden geleni yapıyor” yazısının hayatı boyunca gördüğü tek mantıklı sanat eleştirisi olduğunu söyledi. Wilde’ın Hemingway’le en büyük ortak özelliği ikisinin de çocuklukları boyunca annelerinin isteği üzerine kız kıyafetleri giymesidir.

Jack London tam bir kitap kurduydu. Şahsi kütüphanesinde 15 bin kitap vardı. John Baryelcorn isimli eseri adsız alkolikler birliğinin okuma listesinde yer alır. London beş yaşında içkiye başladı, 40 yaşında öldü. O kadar çok içiyordu ki, bu yüzden başına sayısız kaza geldi. Bir seferinde Oakland Rıhtımı’nda tökezleyerek denize düştü ve kendini San Francisco Körfezi’nde buldu.

Virginia Woolf konuşmayı çok severdi. Bir seferinde 48 saat aralıksız konuşmuştu. Bütün eserlerini ressam olan kız kardeşinin çalışma biçimden ilham alarak, ayakta durarak yazmıştır.

James Joyce ve Marcel Proust bir kez bir araya geldi. İkilinin buluşması büyük bir merak konusuydu. Her iki yazarın da yaşı ilerlemişti. Bir parkta tesadüfen yan yana gelmiş iki ihtiyar gibi hastalıklarından bahsettiler. Bir müddet sonra biraz sıkılarak da olsa birbirlerinin kitaplarını okumadıklarını itiraf ettiler.

Franz Kafka, et yemeyi cinayetle bir tutuyordu. Vasiyetinde yakın arkadaşı Brod’dan Yargı, Ocakçı, Dönüşüm, Ceza Sömürgesi ve Köy Doktoru hariçbütün eserlerini yakmasını istedi. Arkadaşı Max Brod onun vasiyetini yerine getirmeyerek Kafka’nın yazarlık kariyerine büyük katkı sağladı.

T.S. Eliot ağırbaşlı görünümüne rağmen eşek şakalarına, ses çıkaran yastıklara ve patlayan purolara bayılırdı.

Agatha Christie, 1926 yılında 36 yaşındayken ortadan kayboldu. Yerel polis, halk ve istihbaratçılar her yerde onu aradı. 10 gün sonra sahte bir kimlikle bir otelde bulundu. Soranlara ne olduğunu hatırlamadığını söyledi. Gerçekte ne olduğu ise bir sır olarak kaldı.

Ernest Hemingway, kendisi hakkında ağır bir yazı yazan eleştirmeni ilk karşılaştığı yerde tutup yere devirdi. Bir yazarın eleştirmene karşı en sert hareketi bu oldu.

Shakespeare yazdıklarından kazandığından daha fazla geliri tefecilik yaparak kazanıyordu.
15 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Sinemm

Sinemm

@sinemm

Öğretmenlik paylaşım fotoğrafı
Öğretmenlik
11 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Sinemm

Sinemm

@sinemm

Günaydın paylaşım fotoğrafı
Günaydın
6 beğeni · 0 yorum beğen ikon
/ 10