up
ara

tersokur

tersokur

tersokur

@tersokur

Bu kötü, sahte ve yalan dünyadan bir Tolkien geçti. Geçmeseydi de kalsaydı. Orta Dünya’nın devamını okuyabilseydik. Daha çok, çok yazsaydı da bizler bir “Ah” çekseydik. Yazmamış, her cümlesi ile bize Orta Dünya’yı yaşatmış. Kelimeler aktı gitti, cümleleri işaretlemeye bir başladım sonunu alamadım. Onlar nasıl tasvirler? Bir baktım Entler ile beraberim, bir baktım Gollum karşımda…

Metis Yayınları ile Yüzüklerin Efendisi vasıtasıyla tanıştım ve galiba kendilerine aşık oldum. Zaten kitaba da aşık olmuştum. Aşık olmamak elde değil! Ya her cümleyi yaşadım. Filmini defalarca izlediğim serinin kitabına tek kelime ile ‘vuruldum’. Bu yüzden filmini izlemiş olan herkese bir de kitabını okuyun diyebilirim. Karakterleri özümsemeyi ben kitabıyla daha iyi yaptım. Film çok iyi olmasına rağmen kitap da Yüzük Kardeşliğinde bulunanları daha yakından tanıdım.

Gollum’a olan sevdam daha da büyüdü. Bir tane olsa da benimle beraber yaşasa…
Gandalf, çok efsane biri değil mi? Hayatımın her anında sanki ihtiyacım olabilecek kişi gibi.
Sam, gördüğüm en iyi hizmetkar. Aynı zamanda zekasıyla iyi niyeti ve saf duyguları nasıl harmanlanmış. Muazzam.
Elfler zaten aşklarım ama bu aşkım daha da arttı. Legoslas ve Gimli dostluğu beni benden aldı. Çokça eğlendim.
Bilbo’yu görünce zannedersiniz aylardır göremediğim dostumu buldum.

Film sayesinde her biriyle bir bağ kurmuştum da kitabıyla bu duygularım nirvanaya ulaştı. Büyüdü. Büyüdü. İyice Orta Dünya kafası yaşamaya başladım. Gandalf’ı bilmem de Tolkien beni büyüledi. Gerçekten çok uzamayacağını düşünsem her bir satırını ayrı ayrı yorumlayabilirim. Bittiğine hem üzüldüm hem de sevindim.
ataç ikon Yüzüklerin Efendisi
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum
tersokur

tersokur

@tersokur

Öykülere karşı önyargısı olan her bir okuyucunun önyargılarını Sırça Köşk ile kırması mümkün. Benim kısa öykülere karşı bir zaafım olmadığı gibi Sabahattin Ali ile ilgi duymaya başladım. Bir önyargı değildi de kısa olmaları sanırım benim için biraz tereddüt yaratıyor. Şuan ise öykülerinin tadı damağımda kaldı diye düşünüyorum.

Dili ve kalemi yine bir Sabahattin Ali klasiği, yine akıcı ve anlaşılır. Özellikle o eski kelime diyeceğim -ama benim için o kelimeler özeldir- sıralandığı cümleler muazzam. Masallar diye ayrılan bölümde, Koyun Masalı ve Sırça Köşk ise favorilerim oldular.
2 beğen · 0 yorum
tersokur

tersokur

@tersokur

Nefes almak için ideal...
Sophie'nin kızlarını okurken her zaman sinirleniyorum. Hatta Alışverişkolik Serisi'ni yarıda bırakmıştım. Ama bu sefer gerçekten ben bu kızı sevdim. Yine Sophie'nin kendi kızlarından ama bu sefer çok tepkili okumadım. Aksine severek ve merak ederek bir gün sürmeden bitirdim.

Yazarın kalemini bir kere okuyan herkes bilir ki fazlasıyla akıcı bir dile sahip, üstelik bir anda boğazınızda yumru bırakır ya da sinirlendirir ya da sizi kahkahalara boğar. Yine bunların her birini bana yaşattı. Kurgusunu da kızını da hatta güzel adamımızı da çok sevdim. Dolu dolu kahkahalar atarak okudum.

Kurgu, kısa bir zamanı kapsıyor ama hiç sıkmadan o kısa zamanı bize okutmayı başarmış. Okurken gerçekten fenalık geçirmemiş olmam çok şaşırtıcı. Ağır ilerleyen kitaplarımın arasında bir nefes almak için okudum ve pişman olmadım. Hatta bu şevkle sanırım tekrar Alışverişkolik Serisine döneceğim.
ataç ikon Numaran Bende Var
kitaba 8 verdi
3 beğen · 0 yorum
tersokur

tersokur

@tersokur

"Müzeyyen"
Filmini bir kaç ay önce Erdal Beşikçioğlu sayesinde izlediğim ve mükemmel bulduğum için kitabını okumak da farz oldu.

Ellisekiz sayfalık kısacık bir kitap ama her cümlenin altını çizmek istedim. Tek taraflı sapık bir tutku mu? Bana kendisini bir saat içinde ikinci kez okutturan sayfalar sadece tutku mu? Yoksa Müzeyyen isminim güzelliği mi?

Diyaloglar çok az ama çok tadında ve adamın kafasındakiler sayesinde diyalogların azlığını pek umursamadım. Hatta bu durumdan memnun oldum. Farklı ve özel bir üslubu var yazarın ve ister istemez ne yazsa okurum haline bürünüyorsunuz. En azından bu ağır kafa karmaşasının o tatlı esintisini sevdim.

"Müzeyyen" seslenmesi ne güzel bir isim? Ah Müzeyyen bu çok derin bir kafa karmaşasıydı ve adam sana tutunmayı çok istedi. Okuyun ve güzel mi değil mi buna kararı siz verin. Ben şimdi üçüncü kez okumaya gidiyorum.
6 beğen · 1 yorum
hümay (@unlightness)
kitabı o kadar güzel yorumlamışsın ki 5. kez felan okudum yazını...
15.01.17 beğen cevap
tersokur

tersokur

@tersokur

"Auggie"
Ortalarda bu kadar çok döndüğü için biraz önyargı ile okumaya başladım. Ama yazarın kaleminin duru ve akıcı olmasıyla bir baktım ki bir gün içerisinde sayfalar elimde tükendi. Normal de sürekli anlatıcının değişmesinden hoşlanmam ve adapte sorunu yaşarım ama bölümlerin farklı karakterler ağzından olmasını, yazarın kalemi sayesinde yadırgamadım. Kalemini ustaca konuşturmuş ve yer yer boğazımda düğümler oluştu bazen de kahkaha attırdı. Duygudan duyguya geçiş yaparken sürüklenip gittim.

Auggie, çok güzel ve özel bir karakter olarak kütüphanemdeki yerini aldı. Onunla öylesine bir bütün oldum ki bir an o başını kaldıramayan çocuk bendim. Kitabı bitirdiğimde ise 'Vay be kereta gözümün önünde büyüdü," diye mırıldandım. Auggie, oldum bazen de onun ablası ve babası ama kendime bu kitap da yer buldum.

Bay Browne'nin öğretilerinin her birinin altını çizmek istedim. Yazarın kaleminde bir duruluk var ama bir anda bir cümlesi ile nokta atışı yapıyor ve ben bunu çok sevdim.

Kitabın son sayfasına kadar takıldığım tek bir nokta ya da hoşlanmadığım bir kısım olmadı. Başından sonuna kadar sevdim ve etkilendim.
ataç ikon Mucize
kitaba 10 verdi
4 beğen · 0 yorum
tersokur

tersokur

@tersokur

Özel kadın, Aylin.
Okuduğum ilk Ayşe Kulin, kitabı olmadığından diline ve kalemine bir aşinalık aynı zamanda da içimde özel bir sevgi var. Ama bunun dışında gerçekten Ayşe Kulin, kelimelerine yine dans ettirmiş ve akıp giden cümlelerle kısa zamanda elimde sayfalar tükendi. Hatta Aylin'in Osmanlı tarafından geldiğini anlatan yani dedelerini anlatan sayfalar da en az Aylin'in hayatı kadar akıcıydı.

Başlangıç olarak Aylin'in sonunu okuyorsunuz ve bu durum her kitabın önce sonunu okuyan benim için nefis bir durumdu. O bölümü okuduktan hemen sonra Aylin Radomisli'yi araştırmaya başladım ve araştırdıkça içimi sonu görünmeye bir merak duygusu sardı.

Aylin'in uçsuz bucaksız aşklarını ve flörtlerini hayretle okudum. Bir kadının gönlünün bu kadar fazla kişiye yer vermesi başlarda garip geldi. Ama Aylin gibi ben de her adamı farklı bir şekilde benimsedim. Bu da Aylin'in içindeki çılgın ve durdurulamaz halinin okuyucuya iyi yansıtılmasıyla alakalı diye düşünüyorum. Tüm aşklarına rağmen Aylin'in samimiyetinden şüphe duymadım. Her adamla en güzel ve en özel anları yaşadı ve ben buna hayran oldum. Yaşadığı yıllardaki özgür ve her istediğini yapabilen bir kadına saygı da duydum.

Genç yaşında nasıl prenses olduysa 50 yaşında da Amerikan Askeri oldu ve ben daha da fazlasını istedim. Okuduğum kadın 50 yaşındayken bile ben hala onun hayallerinin sadece bir kısmını gerçekleştirdiğini biliyordum. Zaten Aylin 50 yaşında askeriyeye girdiğinde bile benim gözümde en fazla 20 yaşındaydı.

Yaptıklarına hayran olmamak elde değil. Azmine ve hayallerine saygı duyuyordum ve o paradan daha önemli olan güzel kalbini sevgiye boğmak isterdim.

Ayşe Kulin'in kalemi sayesinde ben Aylin'i o yanlış olarak düşünülen hareketleriyle bile çok sevdim. Benimsedim. Böyle güçlü bir kadının kalbindeki o güzellik beni kendisine hayran bıraktı. Aylin'i gerçek hayatında tanımayı çok isteyerek kitabın sonuna geldim.

Kesinlikle bir kadının neler yapabileceğini ve yapacaklarının sonu olmadığını gösteren, Ayşe Kulin'in imzasıyla bize eşsiz bir anlatımla sunulan kitabı her kadının okuması gerekiyor. Aylin Radomisli, daha çok insan tarafından tanınmalı...
ataç ikon Adı Aylin
kitaba 9 verdi
8 beğen · 0 yorum
tersokur

tersokur

@tersokur

Nazım'dan bir kılavuz niteliğinde
Özel adamların, güzel cümleleri vardır. Bu cümleler ile ömrü hayatınızda bir kere tanışırsanız, bir daha bırakmanız mümkün olmaz. Ve bu cümlelerin sahibi, bu kelimelere eşsiz bir dans gösterisi yapan bu kalemin sahibinin kaleminden dökülen herşeyi beyninizin en derinine kazımak istersiniz. Ve Nazım Hikmet, işte o adamlardan. Sadece kağıtlara döktükleriyle yetinmek o kadar zor ki! Onunla ahbap olmak ya da sevdiği bir kadın olmak bir şekilde kafasında o kuramadıklarını da bilmek isterdim.

Mektuplar oldukça akıcıydı. Sadece yabancı olunabilecek ya da tam anlamıyla kavranılamamış bir kaç kelimeye rastlamak mümkün. Tabi ben bu durumdan şikayetçi değilim. Eski kelimeleri sevip onlara ayrı bir değer veren biriyim. Mektuplar sayesinde bilmediğim kelimeleri de not aldım ve eski ama benim için yeni kelimelerle haşır neşir oldum.

Her bir sayfası bir hazine gibiydi ve not almadan durmak imkansız. Özellikle yazan ya da yazmak isteyenler için; yol gösterecek öğütler ve altın değerindeki tavsiyeleri ve Nazım Hikmet gibi bir adamın bilgi birikiminden faydalanabilirler. Belki tüm hepsinden değil ama mektuplarda geçenler bile oldukça fazla.

Özellikle şiir yada hikayecilik konusunda Nazım'dan bir kılavuz niteliğinde. Bu yüzden sadece değerli bir kalemin mektuplarını okumuş olmuyorsunuz. Aynı zamanda size ince ince öneriler de sunuyor.
5 beğen · 0 yorum
tersokur

tersokur

@tersokur

Şahmeran
Wattpad uygulamasından ilk okuduğum hikayeyi, bir kitap olarak ellerime aldığımda tekrar okuyamayacağımı düşünüyordum. Ama başardım ve iki gün bile sürmeden kitap elimde eridi gitti.

Şimdi genel olarak bir yorum yaparsam;
Ben kitap okumayı seven bir okuyucu olarak Wattpad'i korkutucu bulmuyorum. Küçük, büyük fark etmez ama bu kadar hikayenin arasında okunmaya değer şeyler olduğunu düşünüyorum ve bunlardan hepsi olmasa da kitap olmayı hak edenler de var. Öznur Yıldırım'ın Yabancı'sı da benim içim kitap olmayı hak ediyordu. Hiç akla gelmeyecek bir kurgu ya da bir kalem diyemem ama önemli olan da bilindik bir kurguyu yazarken kendine ait parçalar eklemektir. Öznur genç yaşında bunu başarabiliyor. Zaten kitabı elinize aldığınızda 15 yaşındaki Öznur ile 18 yaşındaki Öznur'un kaleminin ilerlemesini fark ediyorsunuz. Kusursuz değil ama ilerisi için daha iyisi olacağını düşünüyorum. Betimlemeleri ve Doğa'nın iç sesine eklemelerini de sevdim diyebilirim.

Bir de ayrıntılı olarak gözüme takılanlar var;

Ne yazık ki eklemeler sırasında fark edilmediğini düşünüyorum ya da editör bizim kadar bunalmamış. Fazlasıyla kelime tekrarı var ve bu biraz benim hikayeden kopuşlarıma sebep oldu.

Doğa'nın gücünün ve kaçırılmasının ardındaki o öfkeyi tam anlamıyla hissedemedim. Uygulamada okurken bu tarz kısımları es geçiyordum ama kitap olacak ve eklemeleri, düzenlemeleri olacak diye düşünüyordum. Haliyle Doğa'nın iç sesine verilen ağırlıklarda da kızın öfkesini ya da korkusunu tam anlamıyla hissetmek isterdim. Bir katilin elinde tutulan bir kızın o an tek sorununun saçlarını yıkamak olması bana tebessüm ettirdi. Nerede bu Doğa'nın dil başlı halleri? Doğa'nın dik başlı olduğunu onun anlatımıyla öğreniyoruz ama bu duygular okuyucuya ulaşmıyor. Herhalde Ediz'in emir kipli cümlelerinde Doğa'nın öfkesini hissedemeyen sadece ben değilimdir.

Doğa'nın bildiğim kadarıyla doğa üstü yetenekleri yok. Durum böyle olunca da şuana kadar hiçbir fikri olmayan Ediz'in duygu değişimleri hakkında gözlerine bakarak net çıkarımlar yapması inandırıcılıktan biraz uzaktı. Doğa'nın anlatımından değil de sanki yazar arada ipin ucunu kaçırmış gibi...

Gece ve Uygar ikilisi için bir hikaye ya da kısa bir özet yazılmadan direk olaya daldırılmış sanırım. Çünkü ara ara kopukluklar var. Önce Ediz'in ağzından borçlarından dolayı Ediz ile olduklarını öğreniyoruz. Sonrasında bir bakıyoruz buz gibi Ediz'in ailesini yakından tanıyor ve sırlarına hakimler. Sanki yüzeysel iki karakter olmuş. Okuduğumuza göre Ediz'i çok iyi tanıyorlar ve bazen Doğa'yı uyarıyorlar ama öyle bir an geliyor ki Ediz'i kışkırtacak cümleler kuruyorlar. Ediz neredeyse Doğa'yı öldürecek kıvama geliyor.

Kitabın en akıcı kısımlar Hatay da olan kısımlardı. Ediz'in o bilindik cümlelerinin gelmeye başlamasıyla onu özlediğimi fark ederek hızlı hızlı okudum. Ama okurken şunu farkettim; Bizim soğuk, dediğini yapan yeşil gözlü katilimiz bazen çocukça hareketler yapıyor. Doğa'ya çocuk diyor kendisi ondan daha fazla çocuklaşıyor.

Serinin devamında, umarım daha fazla dikkat edilir. Her karaktere en azından bir geçmiş çıkarılır ve Ediz karşımıza daha sağlam çıkar. Bir de Doğa'nın gücünü hissetmeyi istiyorum.
ataç ikon Yabancı Şahmeran
kitaba 6 verdi
15 beğen · 1 yorum
ŞafakPala (@safakpala)
[silindi]
21.07.17 beğen cevap
tersokur

tersokur

@tersokur

Bazı hayvanlar daha eşittir.
Kara mizahın babası diyerek kitaplarımın arasında ayrı bir yere koyacağım. Bir düşünce yada bir görüşün mizahi aynı zamanda iğneleyici bir dille anlatılmasının yanında ben içerisinde bugüne ait çok cümle bulduğum için elimden bırakamadım. Zekanın getirisi ince ince işlenmiş kinayeli cümleler olarak dönmüş. Akıcılığının verdiği bir güzellik sayesinde, film izler gibi kapılıp gidiyorsunuz.

Stalin, Lenin ve Marx gibi iz bırakan adamları incelemeye ve araştırmaya başladığım dönemlerde okuduğum için sayfaları büyük bir iştahla okudum. Karakterlerin, gerçek isimlerle ilişkilendirilmesinden ziyade hayvanların zamanla değişimi, okuyarak ve daha çok araştırarak daha iyisini yapacakları yerde daha fena bir yönetim şekline ağır ağır geçişlerini okuduk. Diktatör rejimden kurtulacakken tekrar yine o rejime geçiş sürelerinde fazlasıyla alınabilecek mesaj var.

İncecik ve masalsı bir dil ile yazılan kitap bir de sizi düşünmeye yitiyor. Üstelik okurken üzülüp, sinirlenerek beklemediğim kadar duygu geçişi yaşadım. Sürekli kendimi hayvanları eleştirirken buldum ama günümüze de uyarlamadan ne yazık ki duramadım ve hep bir kıyas içinde oldum.

Karakterlerin çokluğu ilk sayfalarda beni korkuttu. Açıkcası ağır bir dile hakim olacağını düşünüyordum ve aynı zamanda kafamın dolu olduğu bir dönemde çok karakteri aklımda tutamayacağımı zannediyordum. Ama beni bu konuda oldukça çok yanılttı. Her bir hayvanın kendine özgü karakterler ile ilerlemesi kafamı karıştırmadı ve aksine her birini bende kalıcı bir hale getirdi.

Koca Reis'e saygı duyarken, Moses'in o işe yaramaz hallerini tebessüm ederek okudum. Boxer ise benim için unutamayacağım bir burukluk bıraktı. Napolyon'un ince ince işleyerek kendini büyütmesine ne yalan söyleyeyim hayran oldum ve uğraşları sonucunda bir lider olmasına şaşırmadım.

"Bütün hayvanlar eşittir." diyerek çıkılan bir yolda cümlesinin zaman ilerledikçe "Bütün hayvanlar eşittir ama bazıları daha eşittir." gelmesi içimde garip bir burukluk bıraktı.
ataç ikon Hayvan Çiftliği
kitaba 10 verdi
7 beğen · 0 yorum
tersokur

tersokur

@tersokur

Bir gün ince bir hediye paketi ile karşılaştım. Paketin içinden Naftalin Kokulu Mektuplar çıktı. Yazarını tanımıyordum. Bana hediye eden arkadaşım ısrarla bir oku dedi. Okudum. Öyle ağır okudum ki...
Tadı damağımda kalsın istedim.
Her bir sayfa da bir hikaye gördüm.
Her bir mısra da bir yaşanmışlık buldum.
Taze yazarın kaleminde kendi aşklarımı gördüm. Kendimi bulduğum her cümlesinde yüzümde hafif bir tebessüm oluştu. Ben kendimi buldum diye çok daha sevdim. Ruhum yenilendi. Biraz da buruk bir hale girdim.
Son sayfalarını düşündüğüm kadar ağır ilerletemedim. Ama olsun tadı damağımda kaldı.

Velhasıl kelam, Naftalin Kokulu Mektuplar yüreğinde yaşanmışlığı olan herkese dokunacak bir kitap...
ataç ikon Naftalin Kokulu Mektuplar
kitaba 8 verdi
3 beğen · 0 yorum
/ 2