up
ara

--

.
Doğum Tarihi : 1 Ocak Cumartesi 1994
Katılım Tarihi : 3 Kasım Pazartesi 2014 19:44 - 1754 gün
Cinsiyet : Erkek
Şehir : Kütahya / Türkiye (Turkey)
.
--

--

@whats

Sonra bir iki cümle, karanlık birkaç görüntü geçti aklından; ne yapmak istediğini unuttu. Karanlığa dikti gözlerini: Işık mı azdı? Yoksa insan aynı parlaklıkta görmüyor mu kafasından geçenleri?
ataç ikon Tehlikeli Oyunlar
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
--

--

@whats

Sabahları neşeli, öğle yemeklerinde saygılı, akşamları ise birbirimize sevdalı oluyorduk.
ataç ikon Aile Mutluluğu
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
--

--

@whats

Brezilya'da Metro Bileti Yerine Kullanılan Kitap Biletler
Brezilya’da kitap okuma alışkanlığına yönelik bir anket yaptıran yetkililer, yılda yalnızca iki kitap okuduğunu öğrendikleri yurttaşları için yaratıcı bir kitap projesi hazırladı.
Yetkililer bu oranı artırmak için ülkenin en büyük yayın evlerinden biriyle anlaşma yaptı. Anlaşmaya göre, metro bileti olarak kullanılabilecek bir kitap koleksiyonu hazırlandı. İlk etapta on adet kitap ile hazırlanan bu koleksiyon, boyut olarak küçük kitaplar içerdiği için taşıması hayli kolay olacak şekilde tasarlanmış.
23 Nisanda kutlanan Dünya Kitap Günü sebebiyle Sao Paolo metro istasyonlarında 10 bin adet kitap dağıtıldı ve her bir kitaba bir barkod yerleştirilerek 10 adet ücretsiz metro giriş bileti tanımlandı. Ayrıca bir yazılım geliştiren yetkililer, 10 bilet geçişini yapan okurlar için bu kitapları internet üzerinden tekrar kredi yüklenebilir hale getirdi. Böylece kitapların başkalarına hediye edilerek kitap okuma alışkanlığının artması hedefleniyor.
Sao Paolo şehri öncülüğünde uygulanan proje hakkında ilk geri bildirimlerden hayli memnun olan yetkililer, projeyi en kısa süre içinde diğer şehirlerde de yürürlüğe koymayı hedefliyor. Kampanya, dünya genelinde ses getirmesinden sonra Cannes Lions Festival’inde promosyon ve outdoor alanında gümüş, tasarım alanında ise bronz madalya aldı.
Kaynak: Edebiyat Haber & Ekşi Şeyler

https://vimeo.com/127617453
0 yorum
--

--

@whats

Yusuf Atılgan kitaplarını okurken her seferinde Aziz Nesin'in soyadları konusundaki o meşhur sözü aklıma geliyor. Gerek atmosferi gerekse karakterlerinin ruhsal durumları bakımından oldukça çekingen ve boş bulunmuşluğu bir ideal olarak gören konuların 'Atılgan' soyisimli bir ustanın elinden çıkmış olması ne tuhaf ironi...

Kitabın giriş paragrafından bitiş paragrafına kadar hiç eksilmeyen kasvetli havayı bir eylem olarak kullanılan sevgi az biraz olsun dağıtmış. Kitabı okurken de iki yönden incelemek lazım bana göre. Ana karakter C.'nin pasif yalnızlığı ve toplumdan soyutlanmış bir bireye dönüşmüş olmasının çocukluğundan gelmiş olan ailevi ve toplumsal sorunları eleştiri olarak görülebilir. Aynı zamanda kişisel arayışın müphem oluşu okuyucusunda merak uyandırmaya yetiyor. Türk Klasiklerinde yerini almış bu kitabın 15 yaş üstü bütün bireyler okutulmasını yararlı görüyorum.
ataç ikon Aylak Adam
kitaba 8 verdi
0 yorum
--

--

@whats

Dönemin milli ve kişisel problemlerini nüktedan bir eleştiriyle en iyi yansıtan yazarlardan birisi bence Aziz Nesin'dir. Ve yine günümüzün okur problemlerinin (bence) en başlıcası olan "popüler kültür" anlayışı çerçevesinde yavaş yavaş izi silinmektedir. Okuyucuların herkesin okuduğu, ister iyi ister kötü olsun çeviri romanları bu gibi eğlenceli ve ahlaki eleştirilere tercih etmesi maalesef edebi kaliteyi biraz daha aşağıya çekiyor ülkemizde. Kitaba gelecek olursak; yaşadığı çağın siyasi olsun, kültürel olsun, bireysel olsun hemen hemen her hikayesinde en az bir tanesine değinerek oluşturduğu bir eser. Tavsiye ederim...
ataç ikon Gözüne Gözlük
kitaba 7 verdi
0 yorum
--

--

@whats

Bir fotoğraf paylaşım fotoğrafı
Bir fotoğraf
0 yorum
--

--

@whats

10 Kasım paylaşım fotoğrafı
10 Kasım
Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ölümünden bir gün sonra, dönem İngiltere'sinin en yüksek tirajlı mecmualarından olan Daily Express'in gazete küpüründen bir bölüm;

'Türklerin Atası' anlamına gelen Atatürk'ün aslında çok daha önceden ölmesi gerekiyordu. Zayıflıktan kemikleri sayılan koyunların çobanlığından can çekişen bir halkın liderliğine yükselişinden, seyis yardımcılığından çürümüş bir imparatorluğun kurtarıcılığına dönüşümünden, başıboşluktan gelip modern diktatörler için bir örnek teşkil etmesinden çok önce ölmesi gerekirdi.
Daha yirmi yaşındayken, tehlikeli bir şehir olan Selanik'ten, büyük şehir Konstantinopolis'e (*) gidip daha sonraları Türkiye'yi çürümüşlük ve yok olmanın eşiğinden kurtaracağı enerjiyle gece hayatına daldığı yıllarda ölmeliydi.
Bütün yetişkin yaşamı boyunca başına musallat olan hastalık ve bu hastalık nedeniyle çetin -ve en başarılı- anlarının ortasında sürüklendiği aşırılıklar çoktan ölmesine sebep olmuş olmalıydı. Bir İngiliz, Yunanlı, hatta bir Türk kurşunu ile binlerce kez ölmüş olmalıydı. Ama, yok edici bir nefrete dönüştürdüğü bir korkuyla hayata gelmiş olan Atatürk ölmedi, çünkü ölmeyeceğine inanmıştı. Kendisine nasıl inanıyorsa, değişmez bir şekilde, görevi tamamlanıncaya kadar hiçbir merminin kendisie ulaşamayacağına ve hiçbir kazanın ona zarar vermeyeceğine inanıyordu.
Ölüm, Atatürk'ün ölümün karşısında diktiği zırhı nihayet delip geçtiğinde, Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden kuran bu insan huzur bulmuş olmalıydı.
Altı yıl önce, herkes gibi ölümlü olduğunu fark etti. Devrin İngiliz Büyükelçisi Sir George Clerk'e ölümünden bahsetmişti. "Ölürsem" demişti; "yerimi alacak binlerce insan var!"...
0 yorum
--

--

@whats

Ertesi gün. Yarın.
Yarın vardı nasılsa, yeniydi.
Şimdi geçmiş zaman olan bir yarın. Bir uykuluk mola...
ataç ikon Güzel Yazı Defteri
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
--

--

@whats

Bir insan bundan başka ne isteyebilir? Hayatımdan o kadar memnunum ki! Bundan başka bir şey istemiyorum, çok mutluyum," diye sürdürdü konuşmasını.
"Bir zamanlar bana mutluluğunu böyle anlatmazdın. Ne kadar mutlu olursan ol, daha başka şeyler beklediğini söylerdin. Ama şimdi ruhumda dışa vurulmamış bir pişmanlık, içimde akıtılmamış gözyaşları varken, sen gene sakin, gene yaşamından mutlusun." diye düşündüğüm halde, şöyle karşılık verdim:
"Ben de memnunum, ama çevremdeki her şeyin böylesine güzel olmasından dolayı gene de hüzün duyuyorum. Burası sakin ve çok güzel, oysa içimde bazı şeyler eksik, ruhum karmakarışık, yeni şeyler bekliyor gibiyim. Acaba sende de doğayı seyrederken tattığın zevke karışan bir can sıkıntısı, geçmiş günlerin özlemi yok mu?"
ataç ikon Aile Mutluluğu
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
--

--

@whats

Çok geçmeden her gün aynı yaşantının sürüp gittiğini; ne onda ne de bende herhangi bir şeyin yenilendiğini, tersine, sanki gitgide gerilediğimizi fark ettim. Kocam benimle ilgili olmayan işlerle eskisinden daha çok uğraşmaya başlamış gibiydi. Beni içine almak istemediğini, kendisine özgü bir dünya yarattığı duygusu vardı içimde. Her zamanki suskunluğu beni sinirlendiriyordu. Oysa onu ne eskisinden daha az seviyor ne de onun sevgisiyle eskisinden daha az mutluluk duyuyordum. Bununla birlikte aşkımız kalıplaşmış gibiydi, daha fazla büyümüyordu. Aşktan başka tedirgin edici yeni bir duygu içimi kemirmeye başlamıştı. Onu sevmek mutluluğuna erdikten sonra yalnızca sevmek az geliyordu bana. Onunla birlikteliğimden beklediğim, yaşamın durgun akışı değil, hareketti. Coşku, tehlike, duygulanmak için hareket istiyordum.Durgun yaşantımızda harcanmayan enerji fazlalığı vardı içimde. Kötü bir şeymiş gibi ondan saklamaya çalıştığım sıkıntı nöbetlerim, onu korkutan şiddetli sevgi ve neşe coşkunluklarım birbirini kovalıyordu. Kocam durumumdaki değişikliği benden önce sezmiş, kente taşınmamızı önermişti; ben yaşam tarzımızı değiştirip mutluluğumuzu bozmaktan korkarak köyde kalmamızı istedim. Gerçekten mutluydum, ama bir yandan çalışıp çabalama, kendimden bir şeyler verme isteğiyle yanıp tutuşurken, bir yandan da bu mutluluğun hiçbir çabaya, özveriye mal olmadan elde edilmesi bana acı veriyordu. Onu seviyor, onun olduğumu biliyor, herkesin aşkımızı görmesini istiyordum. Başkaları onu sevmeme ne türlü engel çıkarırsa çıkarsın ben yine de onu sevmeliydim. Aklım, hatta duygularım başı boş değildi. Ama başka bir gençlik duygusu, huzurlu yaşamımızla doyurulamayan bir hareket isteği vardı içimde.
ataç ikon Aile Mutluluğu
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
--

--

@whats

Tarantino filmi izliyorsan ilk sahne ile son sahne arasındaki ilişkiyi iyi anlamak gerekiyor. Baştan sona kadar süregelen akıcılığı ve eğlenceli diyaloglarıyla hem güldürüp hem elleri tetikte tutan bir film.

Yönetmenin imzası olarak belirtilen 'aynı anda silahları birbirine doğrultma' sahnesine bolca şahit olunan, müzikleriyle ve kostümleriyle izleyiciyi etkileyen western temalı bir başyapıt. Oyunculuklar da filmi doruğa çıkarmış tabii. Başrol olarak seyirci karşısına çıkan Jamie Foxx (Django) hem karakteristik yapısı hem de rol kavrama yeteneğiyle göz dolduruyor. Yardımcı erkek oyuncu (gizli başrol de denebilir) Christoph Waltz(Dr. Schultz) olmasa bu film tatsız olurdu bana göre çünkü üzerine adeta yapışmış karakteri. Kriz yönetimindeki başarısı güzel diyaloglara sebep olmuş. Buna ek olarak Leonardo di Caprio(Calvin Candy) ve Samuel Jackson(Stephen) da yer bulunca tadından yenmiyor.
Ses efektleri konusunda ki başarıya da değinmek gerek. Gerilim anlarındaki azalıp birden artan soundtrack ve doğal ortamın sesleri adrenalin deposu gibi. Kısacası herkese tavsiye ederim.
Zincirsiz
filme 9 verdi
0 yorum
--

--

@whats

Tezer Özlü'yü merak ediyor ve okumak istiyorsanız bu kitaptan başlamayın. Hatta mümkünse en sona bunu saklayın. Çünkü bu mektuplarda yazdığı kitapların bazı detaylarını, hayatının en sert dönemeçlerini ve buhranlarını kasvetli bir biçimde yansıtıyor. Aşk hayatından tutun ölümüne sebep olan hastalığa kadar birçok yaşamsal getiriyi barındırıyor eser. Otobiyografi kategorisinde yer almalı bana göre. Tezer yaşasaydı bu kitabın yayınlanmasını ister miydi diye bir soru var okuduğumdan beri kafamda. Acaba ister miydi?
ataç ikon Her Şeyin Sonundayım
kitaba 7 verdi
0 yorum
--

--

@whats

Klip - Şarkı uyumu
1 yorum
Çağla ??? (@kitapdas)
klibi çok etkiledi beni.. :(
26.12.15 beğen 1 cevap
--

--

@whats

Bir fotoğraf paylaşım fotoğrafı
Bir fotoğraf
Bir büyüsü var.
2 yorum
lililerle (@lililerle)
Büyü degil o tezek kokusu :)
11.12.15 beğen 1 cevap
-- (@whats)
Onun da kendine göre prensipleri vardır tabi :)
12.12.15 beğen cevap
--

--

@whats

Kitabın yazılı romandan yola çıkılarak çizgi roman haline dönüştürülmesi kaçınılmaz (güzel) bir sonuca yol açmış; okumadım, izledim!

İhsan Oktay Anar'ı ilk kez okuyan birisi olarak son derece keyif aldım ve kalan kitaplarını şimdiden okumayı planlıyorum. Son dönem Türk Edebiyatı'nın en kült eserlerinden birisi de sanırım Puslu Kıtalar Atlası'dır. Çünkü eşine çok fazla rastlanmıyor bu dönemde kitabında fantastik kurgu ile tarihsel bir harmanlama yapan yazarlara.
İlban Ertem hakkında da konuşmak lazım muhakkak. Kitabın yazılı olanını okumadım ama görsel sanat ve illustrasyon konularındaki becerisi su götürmez bir gerçek. Yazılıyı aratmadı açıkçası... Kitabın okunma yaşını da düşürmüş yaptığı grafiklerle Ertem, bu da esere bir artı yön daha kazandırıyor.

Kitap çizgi roman olması ile; anlamı ve kurguyu kuvvetlendirip, muhayyile kuvvetini sadeleştirmiş oluyor. Odaklanma problemi de ortadan kalkmış bulunuyor böylece. Kitabın sadece iki eksi yönü olduğunu düşünüyorum. Birincisi boyutu. Büyüklüğü, taşımayı ve elde okumayı güçleştirmiş. Keşke sayfa sayısı biraz arttırılıp, daha makul bir boyuta indirgenseymiş. İkicisi ise diyaloglardaki sırasızlık. Normal karikatür düzeninin biraz dışına çıkılmış sanki. Bazı sayfalarda hangi karakterin önce, hangisinin sonra konuştuğunu zor anladım. Bu problem de öykü düzeni ile giderilmiş oluyor ama ben yine de yazmak istedim.

Okumayan ve merak eden herkese tavsiye ederim...
0 yorum